SENİ ARADIM AMA

 

Aranılan oluyum, dedin.

Aradığımızdın.

Yine de cevap vermedin.

Sonra

 

Avlanacağım dedin, gittin;

av gibi, seni avladılar.

Huzura, karara kavuşacağım dedin,

büsbütün huzurdan  karârdın

Divan-ı Kebir, CXIX, c.1, sh: 352

[Sana] Seni anlatmaya imkân yok,

çünkü Tanrı sırrının gölgesisin,

canın canına cansın da ne diye cana gelmezsin?

Divan-ı Kebir, CXXXIV, c. 1, sh: 369

Seni aramak,

seni bulmak için göklere kapı açmaya yeltendim,

kapı açılmadı, ben şaşırıp ‘kaldım,

 yandım, yandım

Divan-ı Kebir, C, c. 2, sh: 427

Yanımda değilsin ama, boyuna seni anmadayım, benimlesin sen.

Gönlüm görüyor seni, gözümden kaybolsan da.

Göz, sevdiğini, gördüğünü yitirebilir;

Can gözüyse, gördüğünü boyuna görür – durur.

Mektublar, XVI, sh:28

 

Âlem ehline seni anlatmak zararlı.

Seni, aşk sırrı gibi gizlemekteyim.

Övmek tarif etmek perdeyi yırtmaktır.

Halbuki güneşin anlatılmaya da ihtiyacı yok, tarife de.

Mesnevi c. V, beyit 6-7

Sen bir güneşsin;

adın sanın meşhur olmuş,

aleme yayılmış!

Güneşi böyle bir tecrübeye aldımsa ne ziyanı var?

Sen bensin,

ben kendimi her gün fayda da, ziyanda sınar dururum.

Düşmanlar, peygamberleri de sınadılar,

sınadılar da onlardan mucizeler zuhur etti.

Gözümü, nurla sınadım,

ey gözlerinden kötü gözler, uzak olasıca sevgili!

Bu dünya bir viraneye benzer,

sense definesin…

definede seni aradıysam incinme bana!

Seni küstahça sınadım…

bu suretle düşmanlara da her zaman söyleyeyim;

Dilim seni anınca gözüm de gördüğüne tanık olsun!

Hürmet yolunu bulduysan ey ay yüzlü sevgili,

işte boynumda kefen, elimde kılıç…

huzuruna geldim!

Ben bu eldenim başka elden değil …

lûtfet, elimi ayağımı sen kes de beni, başkasına öldürtme!

Ayrılıktan dem vuruyorsun…

dilediğini yap, fakat beni kendinden ayırma, bunu yapma!

Şimdi söz ülkesine yol aldık…

fakat vakit geçti, söylemeye imkan yok!

İşin dış yüzünü söyledik, içyüzü örtülü kaldı…

sağ olursak böyle kalmaz,

onu da söyleriz elbet!

Mesnevi c.I V, beyit 308-319

Herşey bitti, yine söyledin ki:

Kendini unuttun mu seni anarlar… kul oldun mu azat ederler!

Mesnevi c.III, beyit 3076

 

Kaynak:

Mevlânâ Celâleddîn – MESNEVÎ-İ ŞERİF Tercümesi, Çeviren: Veled Çelebi (İzbudak)

Mevlânâ Celâleddîn – MEKTUPLAR, Türkçeye Çeviren Hazırlayan :  Abdülbakıy GÖLPINARLI, 1963, İstanbul

Mevlânâ Celâleddîn, DİVÂN-I KEBÎR, Hazırlıyan : Abdülbâkiy GÖLPINARLI, İstanbul Remzi Kitabevî, 1957,  İstanbul

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s