MAX ROSE ( 2013 )

 

83 dk

Yönetmen:Daniel Noah

Senaryo:Daniel Noah

Ülke:ABD

Tür: Dram

Vizyon Tarihi:19 Ekim 2012        (ABD)

Dil:İngilizce

Müzik:Morgan z Whirledge

Çekim Yeri:Los Angeles, Kaliforniya, ABD

Oyuncular: Kerry Bishé, Jerry Lewis, Dean Stockwell, Kevin Pollak, Illeana Douglas

Özet

87 yaşındaki Max Rose, meslek tutkusunu evliliğinin hizmetine, hayatının tutkusuna bir kenara bırakan caz piyanistidir. Ama karısı Eva aniden ölünce, Max, etkileri arasında rahatsız edici bir eser keşfeder – bir başka adamın samimi bir yazıtı olan on yıllardır süren bir komplo.

Yasının ortasında, Max’in 65 yıllık evliliğinin bir yalan üzerine inşa edilmiş olması ve sevgili Eva’sının onunla gerçekten mutlu olmadığı, her zaman bir başkasına ulaşması ihtimali ile boğuşması gerekir. Karısının gizli hayatının hayaleti tarafından perili olduğu için, aile gerilimleri parlıyor. Oğlu Christopher, Max’in onu bir hayal kırıklığı olarak gördüğü ve Max’in bu fikri düzeltmek için hızlı olmadığına inanıyor. Onun torunu, Annie, Max’in bunun için ihtiyacı olan en son şey olduğu konusunda ısrar etmesine rağmen, onunla ilgilenmeye çalışır. Eva’nın yokluğu uyanık anların üzerinde asılı olduğu için, Max, hayatındaki diğer adam hakkında bir şeyler öğrenmeye ihtiyaç duyuyor, neredeyse onu kenara itiyor ve ailesi yardımlı yaşama koymak için zor bir seçim yapıyor. Bir çeşit barış bulmaya çalışan Max, sonbahar günlerinde ne olabileceği konusunda, diğer dullarla arkadaşlıklarda rahatlık bularak yeni bir anlam arayışında. Ama hayatını yoluna sokmayı başardığı gibi, karısı ve hayatı hakkında şaşırtıcı gerçekleri öğrenmeye geliyor. 

Filmden

  “Bir zamanlar benim adımı bir güle vermişlerdi ve çok onur duymuştum.

  Ama katalogdaki tanımı duymak pek hoşuma gitmiyordu.

  ‘Yatakta iyi değil ama duvara karşı iyi. ‘

**

” Geçen gün güzel bir espri duydum.

  “Karikatürist evinde ölü bulundu.

  “Detaylar henüz kabataslak.”

Adam karikatürist.

  Taslaklar çiziyor.

  Kelime oyunu gibi.

**

  Eva, sen kalbimdeki sırsın Ben 5. 11. 59 Burada bir tarih var.

  5 Kasım 1959.

  Beynimi çok zorladım  o günü hatırlamaya çalışmak için.

**

Şarkı

   Tüm hayallerin

Biriyle paylaşmak için 

Öyle biri ki 

Gece yarısı

Bir bardak çay içebileceğin 

Beraber olabileceğin

Ve bazen 

Anlaşamayacağın biri 

Birini önemsemek 

Harika bir duygudur 

Ve en çok vermen

Gereken şey ise 

Sevgidir! 

Bir kulübe veya kalede

 Düşsen de kalksan da 

Birisi olmadan 

Hiç kimse olamazsın 

**

  Eva?

  Orada mısın?

  Ruhsal açıdan bazı şeyler yaptığımızı biliyorum.

  Ve kendimizi iyi hissedeceğimizi umduğumuz şeyler.

  – Adını söylediğimde  – Max?

  Daha iyi hissediyorum.

**

Annie, sana yük olmak istemiyorum.

  Sen bana hiçbir zaman yük olmazsın Max.

**

   Elimde olsa seninle ilgili değiştirmek isteyeceğim bir şey olmazdı.

   Hiçbir şeyi değiştirmezdim.

  Seni olduğun gibi seviyorum.

**

   Bir tarih var, 5 Kasım  1959.

   Güzel bir hayatımız oldu, değil mi?

  Ne arıyorsun Tanrı aşkına?

  Onun bir resmini mi bulacağını düşünüyorsun?

  Her zaman aklın başarılı olmakla meşguldü.

  Ya da şöyle demeliyim, başarısızlıkla.

  Zavallı Max.

  Aramaya devam etsen iyi olur.

  Kim o adam?

   – Alo.

  – Alo.

   – Annie?

  – Büyükbaba, saatlerdir arıyorum.

  Büyükannen  O az önce buradaydı.

   Büyükbaba, beni duyabiliyor musun?

   İyi olduğuna emin misin?

  65 yıl boyunca sadık ve doğru sözlüydüm.

  Ve başka bir kadına bir kez bile bakmadım.

   Sen benim karımdın.

  Benim sevgilimdin.

   Ama nedenini bilmem lazım.

**

  Peki neden bu bana söylediğin en güzel şeylerden biri o zaman?

  Henüz küçük olduğun ve harika hayaller kurduğun zamanları hatırlıyor musun?

  Her şey ne kadar hoş, güzel ve muhteşemdi  Ve sevgi doluydu.

  Bu yaşananlar hiçbir yere gitmiyor.

  Biz, onları uzaklaştırdığımız için suçluyuz.

  Üstümde biraz sersemlik var da.

  Bu bir özür mü?

**

5 Kasım 1959.

  Bunu nereden buldun?

  O  O bunu saklamış.

  Saklamış.

  Şuradaki masadan ilaçlarımı verir misin?

  Hayat devam ediyor, değil mi?

  Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde tanıştım Eva’yla.

  O zaman anladım.

  O kadın  Onda bir şeyler vardı.

  O kadın tüm kalbiyle seviyordu.

  Sonra, seninle tanıştı.

  Bir kulüpte çalıyordun.

  Sana çok âşık olmuştu.

  Kimsin ki sen?

  Basmakalıp, tutkulu bir sanatçı.

  Seni kendim de yapabilirdim.

  Ama o sana âşık olduğunu düşündü.

  Ve sonra, seninle evlenmek gibi delice bir karar verdi.

  Ama onu hayatımda tutmalıydım, o yüzden çizimlerini satın aldım.

  Ona bir çeşit Picasso olduğunu söylüyordum.

  Bu sadece bir bahaneydi.

  Ama o umursamadı.

  Ama sonunda ona ulaşmaya başladım.

  Evet, 5 Kasım 1959.

  Sen New York’a gittin.

  Ve  arkandan ben geldim.

  “Benimle gel.

  Seninle ilgilenmeme izin ver.

  Sana bir stüdyo kiralayayım, gerçek bir sanatçı olabilirsin.

 ” Ne oldu peki?

  Ne oldu dedim?

  Sence ne oldu?

  Senden ayrılmıyordu seni ahmak.

  O yüzden, ben de ona bunu verdim.

  Küçük bir hatıra olarak, bu sayede hep bir seçeneği olduğunu bilecekti.

  Ve o bunu sakladı.

  Bunu sakladı.

  Tanrım.

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.