FAUST (2011) Film

 

 

Yönetmen: Aleksandr Sokurov

Ülke: Rusya Rusya

Tür: Dram | Fantastik

Vizyon Tarihi:29 Haziran 2012 (Türkiye)

Süre:140 dakika

Dil: Almanca

Senaryo: Aleksandr Sokurov       

Müzik: Alexander Zlamal 

Görüntü Yönetmeni: Bruno Delbonnel 

Yapımcılar: Andrey Sigle | 

Vizyon Tarihi:    29 Haziran 2012 (2s 14dk)

Oyuncular:    Johannes Zeiler, Anton Adasinskiy, Isolda Dychauk

Özet:

Efsanevi bir klasiğin etkileyici yorumu olan Altın Ayı ödüllü Faust, usta Rus yönetmen Sokurov’un “gücün yozlaşması” nı inceleyen dizisinin Moloch, Boğa ve Güneş’i takip eden son filmi. Goethe’nin bilginin arayışı hakkındaki trajedisinden esinlenen Faust 19. yüzyılda geçiyor ve yapıta adını veren, ruhunu şeytana satan kahramanını izliyor. O bir düşünürdür, fikirlerin sözcüsü, haberleri yayan kişidir; entrikacıdır, hayalperesttir. Açlık, açgözlülük, şehvet gibi temel güdülerin yönlendirdiği adsız bir adamdır. Goethe’nin Faust’una meydan okuyan mutsuz, peşine düşülmüş bir varlıktır. İlerlemek mümkünse neden olduğun yerde durasın ki?

Filmden Alıntı cümleler ve soru/cevaplar

Şeytanla  Doktor Faust’un diyalogları

(Not: Sorular/cevaplar bazen şeytan, bazen Doktor Faust tarafından soruluyor. Ayrıca veciz mana taşıyan cümleler, diyaloglarda geçiyor.)

Ruh nerede?

Bize insan vücudunun yapısıyla ilgili çok şey anlattın fakat insan ruhuyla ilgili tek söz etmedin.

Onu bulamadım.

Ruhu nerede aramalıyız?

 Tenimizin altında olabilir, yahut ciğerlerimizin hava keseciklerinde 

Ruhumuz  ve hayat  O nereye saklanmış?

 Kafamızın içine mi?

 Orada yalnızca çöplük vardır! Yoksa kalbimizde mi?

 Bazen onun ayaklarımda olduğunu hissediyorum.

– Ne demek istedin?

 – Eğer biri korkarsa birden ayaklarında tüm hayatı hisseder.

****

Ruh nedir ve nerede ikamet eder?

 -Bunu yalnızca Tanrı bilir. Bir de tüm insanlığın hasmı(Şeytan).

-Peki bu iki beyefendiyi nerede bulabilirim?

– Tanrı her yerdedir.

– Öyleyse hiçbir yerde.

– Ve dediklerine göre para neredeyse, Şeytan da orada bulunurmuş.

****

Şeytan nerede?

-Dediklerine göre para neredeyse, Şeytan da orada bulunurmuş.

– Benim hiç param yok.

– Öyleyse sen Şeytan değilsin.

– Peki kim bu Şeytan?

 – Kimse bilmiyor. Dediklerine göre, meydandaki şişman adammış. Gerçekten mi?

Şeytandan ne dilemek isterdin?

İki şey. Öncelikle, kendimi tüm bu dünyadan kurtarmayı, Sonra da seni daha sık görebilmeyi. Eğer bu dünya yok olacaksa beni nasıl daha sık göreceksin?

 Basit. Sen ve ben hariç, dünyada geri kalan her şey yok olursa. Başka biriyle uğraş. Ben insanlıktan umudu kestim. Hepimizin iyiliği için.

****

“Her şey yaşar ve ölür, doğanın kanunu budur”

“Kader içinde bocalayıp duran yalnızca kararan insan hayatıdır;

****

Tanrı kim?

Şu göğsümde ikamet eden ruhumun derinliklerini titreten  tüm güçlerimin üstünde olan  benimle olmadıkça güçsüz olan Tanrı’dır. 

****

Amaç:

– Biri olmadan diğeri olmaz.

– Emin olduğum tek bir şey varsa 

– Nedir o?

– O da yaptıklarımın bir anlamı olmasıdır.

****

Para  nedir.

Yalnızca kendi mütevazi kaderini yazandır.

Kendi mütevazi kaderini. İnsan çalışmalı ve asla dilenmemelidir. “

****

Ruh:

 Delikte Siyah, bir cisim.

– Kimse ruhu olmadan yapamaz.

Neden işleri zorlaştırıyorsun?

Mutluluğu, öfkeyi şefkati hissetmiyorum.

Eğer ruhum bir boşluktan ibaretse bunun neresi iyi?

****

Şeytanın hayatın anlamını ve verecek hiç parası yoktur.

****

İyi Adam

Senin baban iyi bir adamdı. İyi bir adam, en karanlık arzularda  “ kaybolmuş bile olsa   doğru yolu bulur.

“Onsuz yapmalısın. Onsuz yapmalısın.” Bu ebedi müzik.

*****

“Ebedi müzik.” “Ebedi müzik.” “Ebedi müzik”

****

Takdire şayan bir ikili

Siyah. Sanki bir ölü gibi. “Ya da Ölü gibi gri?”

****

Takdire şayan bir ikili  “Ölüm ve bir rahip. “

****

Ruhlar ağır mı?

 – Hayır, bir bozukluktan daha ağır değil.

****

Felsefe taşı!

Doğada olan şeyleri açıklar.

– Öyleyse değerli bir şey olmalı

– Aksine. Beş para etmez. Hayatın değeri düşüyor ölümden bahsetmeye bile değmez.

-Anlayamadım.

-Bunun hiç değeri yok mu yani?

****

Zaman  ve  Sanat  yerlerde sürünendir.

****

“Sözcükler kalemi terk etmeden evvel can verir.”

****

Şeytanın kalbini insanlığın bu berbat yolları beni tüketti.

****

Şeytana verdiği Rehin:

-Beş para etmez çöp,  hayatın anlamı hakkında bir kitapçık, devir daim makinesi, Aziz Sebastian’ın yazıtları, zaman, para,

****

İşte böyle (insan) büyük bir iştahla, hepsini silip süpürecektir Hepsi tükenir!

Zaman da! Para da yok!

****

Her şey koku gibi uçucudur!

“Hukuk, Tıp, Felsefe  ve ne yazık ki teolojiyi   büyük bir azimle ve tutkuyla okusan da tam bir aptal gibi yerdesin. Eskisinden daha bilge değilsin.

****

Ölü insan ve domuz karşılaşırsa

“Domuzların geçmesine izin verin!

****

Söz ve düşünce (irade)

İlk önce Söz vardı

İlk önce Söz vardı  ve Söz, Tanrı ile birlikteydi.

– Belki başka bir şekilde çevirmelisin. Belki de “Düşünce” olmalı?

İlk önce her şeyi yaratan ve olduran Düşünce vardı.

****

İlk Önce Ben vardı.

– “Ben” kim?

 – Ben işte.

****

Baldıran Otu!

Şeytanın içeceği

****

Şeytanıın kim olduğunu bilmek!

Bilseydim bile bunun sana yararı olur muydu?

****

Ebedi İkilem

****

Bilgi

Bildiğimizin bize hiç faydası yoktur. Ya da: Bize yarayacak olanı bilmiyoruz.

****

“İnkâr eden ruhlar bu dünyada hayatta kalabilir.”

****

Şeytan Fitnesini nereye bırakır?

Doğrusu kilisenin içi daha uygundur, kilisenin dibine olmaz!

****

Şeytanla her anlaşmaya gelir?

Saygın bir adamın saygın imzası bir anlaşmada elzemdir.

****

Şeytana tapanın mantığında

İyilik yok, kötülük vardır!

Öyle ise; Eğer iyilik yoksa kötülük de yoktur.

****

İlk önce Eylem vardı?

– Eylem!  İlginç bir çözüm yolu 

-Ben onu Anlam olarak varsaymıştım. Ya da Güç.

-Hayır. Anlam, Eylemlerin sonucunda meydana gelir.

****

İstekler

İnsan soğuk sudan başka hiçbir şeyleri olmamasına rağmen, hala çalışır gece gündüz mutluluğu ister

****

Şeytanın Önü nerededir?

Yaşlı keçi ve maymun götü gibi arkasındadır.

****

Bir Profesör olmuş, ama hala bir oğlan çocuğu gibi dolaşıp duruyor!

****

Ölüm Sebebi

Yanlış bir tedavi insanı öldürse de insanlar “ tanrı vadesi dolanı alır”, derler

****

Neden herkes gençliği arzular ki?

****

Şeytanın Barış teranesi

Domuz ahırında söylenen şarkılar ve şaraptır.

****

Astroloji bilgisi cahil için nedir?

Herkes Kuyruklu yıldız hakkında konuşuyor, anlamı ne olabilir?

 -Hiçbir şey.

-Hiç mi? 

-Bir gaz topu.

Bir gaz topu mu? Evet gökyüzü osurunca kuyruklu yıldız oluşur. Öyleyse kuyruklu yıldız osuruk gibi bir gaz topudur.

****

Şarap

Şarabı, şeytan insanlara dünyanın kanı der, Meryem adına içerir, ancak  eşek sidiğidir..

****

Yardım

Birilerinin yardıma ihtiyacı varsa, ortadan kaybolma zamanı geldi demektir. Unutma ki Yardıma ihtiyacı olan sensin başkası değil.

****

Şeytan sevdiklerine ve anlaşma yaptıklarına yardımı, kaosla ve ölümle öder veya ödetir.

****

Günah şeytan ile yeni yapılmış bir anlaşma ve hayattır.

Yeni hayatınızı tebrik ederim! Ne yaptın sen?

– Öyle yapmak istememiştim. Bir anda oldu. Bu çatalı oraya Şeytan’ın kendisi koymuş olmalı!

Bu ölümcül bir günah!

Eğer kendi ruhuna dikkat etmiyorsan, en azından benimkine minnettar olmalısın. O kadarcık yaradan kimse ölmez! (Musa aleyhisselâmda öyle söylemişti)

Sen öyle san, zavallı oğlan. Neredeyse ölüyordu. Bakıyorum hâlâ çok soğukkanlısın.

****

Günahı şeytan başlatır görünmez.

Kim başlattı bunları?

 Sen mi yoksa ben mi?

 Bunu sen kendi ağzınla söyledin. Öyleyse sorumuz hâlâ cevaplanmadı.

****

Hakaret şeytanın gıdasıdır.

Sen bir soytarısın! Soytarı?

*****

Şeytanla olan arkadaşlık dönüşü olmayan yoldur.

– Sence senin için bu gülüşümden vaz mı geçmeliyim? Söyle bana, her şeyi nasıl düzeltebilirim?

****

Günah borcunu ödemek için ikinci günahı işlemek

 – Onun (kişinin)yarasını iyileştirebilir misin?

 – Hayır.

Akrabalarına bakabilir misin?

 Hayır.

Ailesi kaç kişi ki?

 Yalnızca iki kişi, annesi ve kız kardeşi.

Ne zavallı bir soy.

Her şeylerini kaybettiler.

****

Güven  şeytanın silahıdır.

Güvenemediğin şeyin, doğru olduğuna da inanamazsın.

 

****

Şeytan hazinesini ve “Altın” nasıl kokar?

Hazinesinin kokusu döküntü ve sefalet gibidir. Altının kokusu pasta kreması. Kremalı kek gibi kokar

****

Şeytan tedavisini altınla yapar.

Parlak bir altın iyi bir tedavidir. 

****

Tanrı’nın verdiğini yine Tanrı alır.

****

İnsanın iki eli var: Biri almak, bir diğeri vermek içindir.

****

Şehvet bir asalet maskesinin arkasında saklıdır.

****

Ölü ve Ölüm

Ölüm hoş karşılanan bir misafir değildir. Mezara giderken bile, ölüden hemen kurtulmak için acele ediyorlar.

****

Bazıları  Dünya’nın kendi etrafında döndüğünü sanıyor.

****

Cehennem

Kimse cehenneme gitmek istemez. Herkes cehennemin iyiler için değil sadece kötüler için olduğunu varsayıyor. Ve bu yanlış. Bir insanı cehenneme doğru götüren bilgisini şehvetine bağlı kılandır.

****

“Kadınlar her koşula dayanıklıdır: Onları bu özelliğinden dolayı takdir etmek gerekir.

****

“Bütün yollar şehire çıkar.

****

Şeytana göre eşitlik Cehennemdedir.

Şeytan: “Yanacağım o günün hayalini kuruyorum. Bütün insanların, cinsiyet yaş, sınıf, meziyet  ayırmaksızın yanacağı o gün. Eşitlik diye buna derim.”

****

Ölüm insana ne yapar?

 O gerçekten öldü mü?

 Bilim, ölümün var olduğunu iddia ediyor.

– Ama hayat da bize aynı cevabı veriyor.

– Evet, doğru.

****

Öyleyse senin bilimine ne ihtiyacımız var?

 Bilim, eksikleri gidermek için yapılan şeylerdir. Muhtemelen boş zamanlarında örgü örmek gibidir. Bilim de örgü örmek gibidir muazzam şeyleri beni cezbeder. bana göre değil. Bilimi bir sürü arkadaşa ve  dünyevi sadelike  değişmemeyiz..

****

Yaşam ve ölüm

Ölüm ölümdür.

Evet, ölüm hâlâ var. Fakat yakın bir zamanda yok olacak.

– O ne demek?

– Gelecekten bahsediyorum. Ama bazı insanlar zaten doğru yoldalar.

****

“Öbür dünyada hiç mutsuz insan olmayacak mı?

 “Hayır. Mutsuzluk tehlikelidir. Çok tehlikeli.

****

Kadınlarla dalga geçmemek gerekir.

****

Bir kadını bir erkeğe bağlayan nedir?

Gülünç bir döngü, Üç şey para şehvet ve ortak bir ev,

****

Yabancı kadınla uzun süre kalmak onu baştan çıkarmak içindir.

****

Kızların hoşlandığı şeyler

Aklını okuyamasan bile bir kızı etkilemen için ona, aklını okuyabildiğini söyle.

****

Şeytanın en çok kullandığı oyuncaklar din adamlarıdır.

****

Din adamlarının ayaklarının kaydığı yerde Hayırseverlerin bağışları vardır.

****

Şeytan Tanrıya inanıyor mu?

 Bugünlerde “Tanrıya inanıyorum” diyen kaç kişi doğruyu söylüyor ki?

– Ben.(şeytan inanıyormuş)

****

“Tanrı aşktır. Ama aşk kural tanımaz.”

****

Hayatın kitabını da okuyabilir misin?

– Hayatın kitabı değil ama belki belirli birinin kitabını(aklını) okuyabiliyorumdur.

****

Şeytanın anlaşma şartı nedir?

İnsanın ruhunu satın almaktır.

****

Şeytanın ambarında neler vardır?

Korkak ruhlar vardır. bütün genç ruhların acı çektiklerinde geldiği yerdir.

****

Bütün katillerin suçları affedilmez. Bunu haketmek gerekir.

****

Biz insanların kaderinde büyük şeyler yapmak vardır.

Hiç doğmamış olmayı dilerdim. Hiç doğmamış olmak en iyisi olurdu, dostum!

****

Bir talih olarak görünen ölmekten çok daha iyidir. Hayır, yaşamalısın.

 

****

– Hep aynı şey İnsan daha baş dönmesini kontrol edemeden uçmayı ister.

Sen bir erkeksin. Bir asker.

****

Neyim ben?

 Nihayetinde, neysen “O”sundur.

****

Buradaki hiçbir şeyi tanıyamıyorum.

Ama durduk yere, onlar  yok oldu.

– Çok basit.

–   Anlamıyorum.

****

Ne demek, yok oldu?

 ****

Şeytanın isimlerinden Mauricius? (Morisyus) Ne anlama geliyor?

Ender bir isimdir,  “Karanlık olan” demektir.  Bazen bu, bir şehidin veya bir tüccarın ismi de olabilir.

****

Zaferi sen mi elde etmek istiyorsun?

 “Eylem” her şeydir. “Zafer” değil.

****

Ebedi yalnızlık ve kurtuluş için umut yok.

****

Her şeye kendim karar verme hakkım var.

Kaynak, senin değil ki karar veriyorsun!

****

Şeytan insana kendi kanınla imzalattığı anlaşmasını bozmaz.

 “Ruhun artık ona ait olur.”

****

“Bitti”, ne aptalca bir kelime!

****

“Nereye gidiyorsun?

 Oraya! Oraya! Uzağa ve daha uzağa!

****

—————————-

Eleştiri/ Kaan Karsan

Sinema değişiyor, sinema dönüşüyor… Günümüz sinemasının en tuhaf, en yaratıcı ve en büyüleyici yönetmenlerinden biri olan Alexandr Sokurov ise bu karşı konulamaz dönüşümün alevini iyiden iyiye körüklüyor. Goethe‘nin üzerinde elli yıldan fazla çalıştığı manzumesi, sanatı kökünden etkilemeye, varoluşun tüm dünyasını sorgulamaya, değişmeye, değiştirmeye ve yepyeni evrenler yaratmaya devam ediyor.

Baştan söyleyelim. Alexander Sokurov’un Faust‘u kolay takip edilebilen, hatta müthiş bir yoğunlaşma ile izlenilse bile, sizi içine çeken ve kolayca anlaşılabilen akıcılıkta bir eser değil. Hatta tam olarak bahsetmek gerekirse, bilindik kalıpların tamamen dışında seyir eden, sinemanın klasik formüllerinden sadece öyküsel olarak değil görsel olarak da uzak duran ve yepyeni yollar arayan bir film. İşin ilginci bu aradığı yolları buluyor da…

Goethe’nin klasik metnindeki “ruhunu şeytana satan” ve “lanetlenen” insan çıkış noktasından hareketle günden güne daha fazla yitip giden varoluşsal mânaya ve buna karşılık derin bir arayışa sürüklenen insanoğluna doğru yol alıyor. Yitip giden anlam ve bunun peşindeki zavallı insan Sokurov’un kendine has dünyasında, bugüne kadar pek de aşina olmadığımız fotoğraflarla görselleşiyorlar.

Sokurov’un Faust’unda bulanık olmayan tek yargı, her şeyin bulanık olduğu yargısı. Zira Sokurov, kimi anlarda diyalogları, edebiyattaki bilinç akışı tekniğine yakın seyir ederek takdim ediyor ve seyircisi bu diyalogların içerisinde mantıklı bir çıkış yolu arıyor. Yanınızda ya da zihninizde varoluşa ve yok oluşa dair bir el kitabı olmadan, bu filmden düzenli bir anlam silsilesi çıkarmak neredeyse imkânsız gibi. Bu da Sokurov’un Goethe’nin Faust’unu tekrar yaratırken ana metni ne denli iyi anladığının ve olan biteni ne kadar iyi özümsediğinin net bir kanıtı.

Sokurov’un aynı anda hem çekici hem de ürkütücü olabilen görsel evreni ise sinemada nadiren tadabileceğimiz bir yabancılaşma efektini, arı bir büyülenmeyle birlikte, beraberinde getiriyor. Filmin sinema perdesini farklı bir şekilde kullanan görüntü formatından tutun da, başından sonuna sanki hiç kesilmeyen bir tiyatro oyunu izliyormuşuz hissini yaratan tavrı gerçekten sinemada daha önce rastlamadığımız türden. Tamamen özgün bir görsel yaratı ile seyircisini her an güzelce pataklayan Sokurov, aynı anda hayata dair her şeyi çağrıştırabilen bu eseri en tuhaf yollardan, en özgün biçemle peliküle döküyor.

Sanatı ve sinemayı, bu işin ortalama yönelimine göre çok daha farklı bir algıyla ele alan Sokurov, beklendiği gibi oldukça sabırlı bir seyirci bekliyor salonlara. Faust, salonda yaşayacağınız saniyelik bir kopmayla büsbütün uzaklaşabileceğiniz bir deneyim. Zaten olay şu ki: Faust bir filmden çok, bir deneyim. Öyle bir deneyim ki ortada her kişinin farklı şekillerde zihninde tekrar tekrar canlandıracağı ve yepyeni sonuçlara varacağı bir anı vaat ediyor. Bu da içinde bulunduğumuz on yılın en akılda kalıcı sinema olaylarından biriyle yüzleşmemizi sağlıyor.kaankarsan@gmail.com

Faust (Goethe)1808

1749-1832 yılları arasında yaşamış olan ünlü Alman ozanı, oyun yazarı Johann Wolfgang von Goethe‘nin Faust adlı şiirsel oyunu dünya klasikleri arasında önemli bir yer tutar. Faust, Goethe’nin bütün eserlerinin bir birleşimi olarak kabul edilir

Faust, Goethe’nin neredeyse tüm yaşamı boyunca yazarak tamamladığı bir yapıttır. Urfaustadıyla onsekiz yaşında başladığı oyunu, 1806de Faust I ve 1832de Faust II adıyla iki büyük bölüm halinde yazarak seksen üç yaşında ölümünden kısa bir süre önce bitirebilmiştir.

Goethe, Faust’un konusunu çok eski bir öyküden almıştır. Şeytanla bahse giren insanoğlu teması önceki yüzyıllarda da birçok öyküye ve oyuna konu olmuştur. Goethe’den önce birçok yazar tarafından defalarca işlenmiş bir konu olan Faust, daha önce de usta bir İngiliz yazarı olan Christopher Marlowe (1564-1593) tarafından Doktor Faustus adıyla işlenmiştir. Aynı konudan hareket etmelerine karşın iki oyunun olay örgüsü çok farklı biçimde gelişir ve sonuçlanır. Marlowe, Faust’u şeytanla girdiği anlaşmayı kaybeden biri olarak ele almıştır. Oysa Goethe Faust karakterini Şeytan Mefistofeles’e yenilmeyen bir insan olarak incelemiştir. Goethe, Faust’unda evrensel bir insan tragedyası ortaya koymuştur.

Goethe’nin Faust I eseri bir oyun şeklinde görülmekle beraber çok derin ve karmaşık içeriği dolayısıyla genellikle okumak için hazırlandığı ve sahnelenme istenmediği kabul edilebilir. Buna rağmen, Goethe’nin Faust’u içeriğinin çok zengin felsefi derinliği nedeniyle pek çok farklı yorumla yüzlerce kez yeniden incelenmiş, dünyanın birçok ülkelerinde çok farklı yorumlarla sahnelenmiştir.

Faust’un ilk bölümü ya da Faust I olarak bilinen “Faust. Eine Tragödie”, Johann Wolfgang von Goethe’nin 1808 yılında yayımladığı bir trajedisidir. Alman Edebiyatı ve Faust geleneğinin en önemli ve çok alıntılamalı eserlerinden biridir. Drama, birçok kez tarihi Doktor Faustus hikâyelerini oluşturan diğer yazarlar tarafından ele alınmakta ve bu hikâyeleri, insanlığın temsili konusunda Faust II’ de genişletmektedir.

Konu

Olay, tarihi Faust’un yaşadığı dönemleri, yani Ortaçağ‘dan Yeni Çağa geçiş dönemini kapsamaktadır. Bugünkü Almanya’da, Leipzig ya da Harz bölgesinde geçmektedir.

Oyunun baş kahramanı Faust, felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir. Yeni Çağ’ın başlarında tarihi Faust (1480–1538) gibi itibarlı bir araştırmacı ve öğretmen olan Heinrich Faust, hayatının bilançosunu çıkarır ve oldukça sarsıcı bir sonuçla karşı karşıya kalır: Bir bilim adamı olarak derin bir araştırmadan ve gerekli çıkarımlardan yoksun kaldığını ve hayatını dolu bir şekilde yaşamayı beceremediğini anlar. Bu ikilem arasında sıkışıp kalırken, memnuniyetsizlik ve huzursuzluktan kendini kurtarmayı başarırsa, ruhunu şeytana satacağına dair ona söz verir.

Faust’u tekrar hayata bağlayacağına, kendisinin, yani Faust’un beşeri zevk ve hazlarda anlam bulacağına dair bir antlaşmaya varırlar, şeytan Faust’u gençleştirerek dünyayı gezmek üzere onu yanında götürür. Ve Gretchen olarak adlandırılan genç Margarete ile olan aşkı için Faust’a yardım eder. Faust’un bu arayışı Şeytan‘ı (Mefistofeles) rahatsız etmektedir. Çünkü pek çok insanı felaketlerle yok etmesine, pek çok insanı dünyasal hazlarla uçuruma düşürmesine karşın, yeryüzündeki Faust adındaki doktor, akıl ve bilgi ile kendisine direnmektedir. Tanrı’dan Faust’u doğru yoldan çıkarmak için izin isteyen Mefistofeles, onun bunalımlar içinde olduğu bir gece karşısına çıkar ve Faust’a dünya hazlarını vaad eder. Bir iddiaya girerler. Mefistofeles, onun bilgi hastalığından kalbini kurtaracak, yaşatacağı en güzel hazlar karşısında Faust “Dur ey zaman, ne güzelsin!” diyecek olursa iddiayı Mefistofeles kazanmış olacaktır. Mefistofeles, Faust’u gençleştirir ve ona aşk duygusunu tattırır. Faust, bu duyguyu sadece Gretchen adlı genç bir kızdan çok ötede Helene idealine kadar hissedecek, ama her şeye karşın Mefistofeles’e beklediği cevabı vermemekte diretecektir.

Oluşum tarihi

Johann Faust’un hayatı, kişiliği ve kaderi çerçevesindeki efsaneler, 1587 yılında hikâyelerin oluşumundan bu yana, birçok kez ele alınan, ünlü bir edebi kaynak olmuştur.

Urfaust

Goethe, çocuk katili Susanna Margaretha karşı açılan dava sürecinden etkilenerek, 1770 yılında Faust çalışmasına başlamıştır (idamı Goethe’yi muhtemelen etkilemiştir.), bu yüzden Urfaust’da arka planda Gretchen çevresinde gelişen aşk trajedisi bulunmaktadır. Urfaust, çalışma odasında Faust’un monoloğu ile başlamaktadır. Mefisto ortaya çıkmaktadır; fakat şeytanla antlaşma yoktur. Auerbachs Keller’daki sahneden sonra, Gretchen trajedisi onun yerini alır; Büyücü mutfağı (Hexenküche) ve Cadılar Bayram (Walpurgisnacht) yer almaktadır. Bu versiyon, Goethe’nin eserinin tümünün ve özellikle Faust’un önemi vurgulandığında, bir el yazısı örneğinin ardından ilk olarak 1887 yılında basılmıştır.

Faust Bir Fragman

Goethe Urfaust’dan yola çıkarak, 1788 yılında tamamlamış ve 1790 yılında basılmış olan Faust. Bir Fragman (Faust. Eine Fragment)’ı oluşturmuştur. Faust fragmanı Urfaust’un aksine, içeriğinde şeytanla antlaşmanın üstü kapalı kaldığı, Mefisto ile geçen bir diyalog şeklinde genişletilmiştir. Büyücü Mutfağı (Hexenküche) sahnesi yeni eklenmekte, bu yüzden Gretchen’in zindandaki sonu yer almamaktadır. Gretchen’e olan aşk trajedisinin yanı sıra ikircimli ve çekingen bilim adamının trajedisi de kendini göstermektedir.

Faust Bir Trajedi

Goethe 1797 yılında fragmana, ithaf, tiyatroda ön gösteri ve gökyüzünde konuşma sahnelerini eklemiştir. Urfaust ve Fragmanda kesinleşmiş olan metin birçok sahne içermektedir, bununla birlikte 1806 yılına kadar olan zaman diliminde Cadılar Bayramı (Walpurgisnacht) sahneye koyulmuştur. Eser 1808 yılında, sergiler için Faust. Eine Trajedi olarak basılmıştır. Mutsuz bir kızın ve ikircimli bir bilim adamının hikâyesinden, gökyüzü ve cehennem arasında geçen bir insanlık dramı ortaya çıkmıştır.

Goethe, 21 yaşından 57 yaşına kadar, Faust’un ilk bölümü üzerinde çalışmıştır. Bu üç versiyon, içeriksel bir gelişmenin yanı sıra önemli bir stilistik gelişmeyi de belgelemektedir. Goethe, bu projenin gerçekleşebileceğine inanmamasına rağmen, Faust I’in çalışmasında oluşturduğu taslak ve sahneleri, Faust’un ikinci bölümüne de aksettirmiştir.

 

 

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.