LİLİTH ( 1964) Film

 

Yönetmen:     Robert Rossen

Senaryo:        Robert Rossen

Oyuncular:     Warren Beatty, Jean Seberg, Peter Fonda, Kim Hunter, Jessica Walter, Gene Hackman

Müzik:                       Kenyon Hopkins

Sinematografi           Eugen Schüfftan

Yayın tarihi : 27 Eylül 1964

Süresi:                       114 dakika

Ülke:               Amerika Birleşik Devletleri

Dil                  İngilizce

Hakkında özet bilgi

Senaryosunu Robert Rossen’ın yazıp ve yönettiği bu film, JR Salamanca tarafından yazılmış olan Lilith ( 1961 ) romanından uyarlanmıştır.

Long Island North Shore (Locust Valley) yapım şirketi filmi, Amerika Birleşik Devletlerinde Maryland- Rockville psikiyatrik kurum olarak hizmet veren Chestnut Lodge (eski Woodlawn Otel olarak da bilinir) tarihi bir binada çekimine izin verilmeyince, Centur Productions tarafından kiralanan boş bir konakta gerçekleştirmiştir. Dış çekimler, Great Falls Nehri’nin iki yakasında, karnaval görüntüleri ve Barnssville (nişan) oyunu sahneleri, Virginia’nın Potomac kasabasında ve şehir alanında çekildi.

Robert Rossen (d. 16 Mart 1908; ö. 18 Şubat 1966), ABD’li film yönetmeni, senaristi, yapımcısı. Hollywood kara listesi’ndeki isimlerden biridir. All the King’s Men ve The Hustler filmleri ile En İyi Yönetmen Akademi Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Robert Rossen, 1961 JR Salamanca romanından uyarladığı Lilith,  Ulusal Katolik kilisesinin seks konusundaki sansürü ve tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. Cinselliği kendine keşif kararı yapmamaya çalışırken Rossen bu girişimi 70’li yıllara, ışık tutuğunu tahmin edebiliriz. Ancak bu son filmi oldu.

Filmin Konusu:

Film, bir süre orduda çalışmış olan Vincent Bruce (Beatty)’in özel bir akıl hastanesine stajyer-terapist olarak gelişi ve genel sorumlusu Bayan Brice’in zorlu, tehlikeli bir baştan çıkarıcı, çok güçlü, saplantı şizofren hastası Lilith Arthur (Seberg) ile sorumlu kılması  ile başlar.

Lilith Arthur’un kardeşine karşı cinselliği çağrıştıran eğilimi yanında ölümüne sebep oluşu nedeniyle hastaneye yatırılmıştır. Hastanede bulunan Steven Evshevsky (Peter Fonda) yi kardeşi gibi sevmektedir. Steven ise Lilith’ya aşk derecesinde ve sonucu intihar olabilecek olan duygularla bağlıdır. Lilith ise ona bu karşılığı hiçbir zaman sunmamaktadır.

Vincent Bruce’un annesini çağrıştıran Lilith’e karşı duygularında, personel ve hasta ilişkisi düzeyini koruyamayarak, akıllı, seksî dayanılmaz cazibesi tarafından tuzağa düşmüş ve neticede âşık olmuştur. Vincent Bruce’un içindeki ruhsal tepkimeleri harekete geçirmek için harekete geçmiştir.

Narsiste duyguların baskın olduğu Lilith bunu fark eder. Lilith Vincent Bruce’a gerçekten âşık değildir, onun ilgisini çekmesi ve tavizkârlığı, alay eden bir açık bir cinselliktir. Vincent Bruce’sa vurucu darbeyi Bayan Meaghan ile olan lezbiyen/cinsel ilişki düzeyinin farkına varmasını sağlayarak, kıskandırması, bardağı taşıran son damla olmuştur.

Gizliden gizliye seven Steven (Peter Fonda) ise birçok şeyin farkına varmıştır. Kıskançlıkları ve karşılıksız aşkını ispat etmek için sonunda intihar etmiştir. Bu olay Lilith için ikinci kardeş ölümü şoku yaşatmıştır. Lilith, sinir krizleri geçirir ve intihar eder.

Bayan Brice tarafından Vincent Bruce’un (fahişe olan) annesine duyduğu ilişkisindeki sevgi /nefret çizgilerini tam sağlayamadığı ve rahatsızlığı fark edilmiştir. Vincent Bruce bütün bu olaylar sonunda hastaneden tam ayrılacağı zaman, hastanenin doktoruna kendisinin de bir hasta olduğunu itiraf ederek tedavi olmayı ister.

Filmin başlarında Lilith’nın Vincent Bruce’a “Sen Ordu’da, bir kasap dükkânında bir iş bulabilecekken, bakkalda veya benzin istasyonunda çalışabilecekken, bu hastanede ne işin var?” derken ne demek istediği anlaşılmasa, onunda hasta olduğunu söylemek istiyordu.

Lilith’ya göre herşeyin tek bir çözüm vardı. Hastane odasının duvarına yazdığı şifreli sözlerde saklıydı.

“Hıara pırlu resh kavawn” Tam anlaşılmasa da bu ölümü çağrıştıran bir cümleydi.

[Kavawn: öldür demektir. “Herkes ölüyorsa öleceksin. Bitirmek için öldür.”]

Film boyunca Lilith’a pisiko-patolojik durumu narsiste duyguları belirgin şekilde “bir melek demoness (kadın şeytan) cinsel mutluluk ve ölümcül cazibe” arasında gidip gelmektedir..

Ayrıca, bu filmin içeriği daha sonra çevrilmiş olan Shutter Island [Zindan Adası] (2010) ilham kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Yine eleştiriler için, eleştirmen David Thomson‘a bakabilirsiniz.  [http://www.imdb.com/reviews/50/5061.html]

Lilithi: dişi iblis, dişi şeytan

Lilith: (loloh) Musevilik ve Hristiyanlık inançlarında Âdem’in ilk eşidir. Tevrat’ın ilk bölümü olan Yaradılış bölümünün 1. Bab’ında Âdem ile beraber bir dişi yaratıldığından, 2. Bölümde ise Âdem’in kaburga kemiğinden bir dişi yaratıldığı yazılıdır.

Tevrat’ta açıkça yer almamasına rağmen; birçok Musevi dini kaynağı 2. Bölümde sözü geçen dişinin Âdem’in 2. karısı olduğu, birinci bölümdekinin ise ilk karısı olan Lilith olduğuna inanırlar.

İnanışa göre Lilith, Âdem ile aynı zamanda ve aynı anda yaratıldıklarından Âdemin kendisine eşit olduğu görüşündedir (Tarihin ilk Feministi) bu sebeple de Âdem’e tabi olmayı şiddetle reddeder Tanrı’ya asi olur ve cennetten uzaklaştırılır. Bundan sonra Tanrı Âdem’in kaburga kemiğinden Havva’yı yaratır Havva sonuçta erkeğinin bir parçasından yaratıldığından ona tabi olur.

Biyografi

JR Salamanca Petersburg, Florida 10 Aralık 1922 tarihinde doğdu. Raul, bir Kolombiyalı mühendis ve Lucy (kızlık soyadı Nuttall), bir yazar, oğlu orta 1920’lerde Duitama, Boyacá ilçesi yakınlarında Babası ve ailesi ile Kolombiya kısa bir süre yaşadı. Onun çocukluk ve erken ergenlik en sırasında yaşadığı Daha sonra, merkezi Florida yaşamak ABD’ye geri döndü. Salamanca ergenlik boyunca, New York’tan Virginia o sonuçta lise bitmiş Washington DC, için geri dönmüş. 1939-1941 itibaren o George Washington Üniversitesi’nde okudu ve tiyatro alanında kariyer peşinde başladı.

1942’de, Pearl Harbor Japon saldırısından sonra, Salamanca ABD Ordusu katıldı ve Noumea, o 1942 ile 1945 hizmet Yeni Kaledonya (Güney Pasifik), radyo operatörü görevi atandı. Savaştan sonra, Salamanca Kongre Kütüphanesi kısa bir süre çalıştı ve daha sonra daha sonra eşi olacak oyuncu Mimi Norton, bir araya geldi Maryland bir tiyatro şirketi için çalıştı.

1940’ların sonlarında, Salamanca Chestnut Lodge, Rockville, Maryland bulunan özel bir akıl hastanesinde de istihdam edildi. Orada çalışan Salamanca hayatındaki en ilginç ve verimli deneyimlerinden biri olduğu ortaya çıktı. Mesleki terapi bölümünde bir yardımcısı olarak çalışırken, Salamanca Joanne Goldenburg adında bir kızla tanıştı; onunla arkadaşlığını ve onun akıl ve yaratıcılığından etkilendi. Bu etki Salamanca’nın en çok satacağı Lilith romanına ilham olacaktır.

1950 yılında, Salamanca ve eşi Avrupa’ya taşındı. Bir süre Paris’te yaşadıktan sonra, onlar Salamanca Drama Sanatları Kraliyet Akademisi’nde kabul edildi. Londra, taşındı. 1953 yılında, Salamanca RADA mezunu ve bir yıl sonra Londra Üniversitesi’nde Drama Diploması aldı. Salamanca tiyatroda çalışırken, akademik çalışma ve seyahat ortasında olmasına rağmen, yine de The Lost Country /Kayıp Ülke başlıklı ilk romanı yazmaya başlamak için zaman bulmak başardı.

Salamanca hayatının en coşkulu dönüm noktalarından birida 1954 yılında Londra’da oğlu Richard’ın doğumu oldu. Birkaç ay sonra, Salamanca ve ailesi Lindsey-Hopkins School öğretirken onun ilk romanı tamamladı Florida, ABD, devlet yeniden tesis. Salamanca en şaşkınlık ve zevk için, Simon & Schuster romanı satın aldı ve 1958 yılında yayınladı. The Lost Country /Kayıp Ülke roman sonunda Elvis Presley ve Umut Lange oynadığı, Wild in the Country Ülkedeki Vahşi başlıklı bir film için düşündü.

Salamanca ilk romanı başarısı, mali bağımsızlık kurulmuş, sonuç olarak, onun yazı ile devam ve sahne için kendi emelleri terk etmeye karar verdi. Lilith, 1961 yılında Simon & Schuster tarafından yayımlandı en çok satan romanı oldu.

 Lilith daha sonra ünlü yönetmen, üretilen ve 1964 yılında filmin yönetmenliğini Robert Rossen, yapıldı. Detroit ve Connecticut Üniversitesi’nde Wayne State Üniversitesi’nde öğretim sonra, Salamanca Maryland yerleşti ve o 30 yılı aşkın için İngilizce departmanında çalışan Maryland Üniversitesi, katıldı. Salamanca tekrar yazdı önce romanlar yazdıktan sonra bir Sea Change (1968) ve Biniş (1973), 13 yıl geçti.

1980 yılında Salamanca daha sonraki romanı, Southern Light, Tuskegee Southern Light (1986 yılında yayımlanan) için yoğun araştırma başladı. Amerika Birleşik Devletleri Sağlık Hizmet yönetimi altında, çalışma araştırma amacına yönelik olarak okuma yazma bilmeyen ve hastalıklı siyah insanlar kötü muamele oluşuyordu. Yeni vaka ile ilgili belgelerin sıkıcı tıbbi ve tarihi araştırma 6 yıl gerekli, cesareti kırılmasına rağmen bu yorucu ve yazmak için, Salamanca onunla üzerinden takip etmek ahlaki bir zorunluluk hissetti. Southern Light, için  kendisini eleştirenler iyi yorumlarda bulundular.

Salamanca en son romanı, Bu Yaz Trance Knopf tarafından 2000 yılında yayımlandı. Halen Potomac, Maryland bulunur.

Bkz: [http://www.jrsalamanca.com/biography.php%5D

 

Narkissos (mitoloji)

Kendine âşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan Ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. Narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. Ekho bu genç avcıya ilk görüşte âşık olur. Ancak Narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. Ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. Bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dediğimiz yankılara dönüşür.

Olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma çok kızar ve Narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. Günlerden bir gün av izindeki Narkissos susamış ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. Buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. O da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. Yerinden kalkamaz, kendine âşık olmuştur. O ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü . O şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı Ekho gibi Narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. Öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür.

Narsis’in öyküsü kısaca şöyle anlatılır:

 Narsis, ırmak ilahı Kephissos ile arındırıcı suların bekçi perisi Liriope’nin oğlu olarak doğar. Bir kahin, ebeveynine Narsis’in dünyada, kendi yüzünü görmediği sürece yaşayacağını bildirir. Narsis bir gün bir su birikintisine dökülen bir kaynağın yanına gelir ve su birikintisine doğru eğilerek oradaki sudan içmeye başlar. Doğal olarak, bu sırada, birikintide yansıyan yüzünü görür. Kendi yüzünü görünce önce şaşkınlığa düşer, sonra kendini hayranlıkla seyre dalar ve kendisine âşık olur. Bu seyirden kendisini bir türlü alamayan Narsis gitgide hissizleşir, dünya yaşamına gözlerini yumar ve bulunduğu yere kök salarak açılmış bir çiçeğe dönüşür. Bu çiçek, güneş gibi, sarı göbekli, beyaz yapraklı, çevresine güzel kokular yayan bir çiçektir. Ölümünden sonra Styx nehrinin sularına katılır.

Narsis’in öyküsündeki sembolizm şöyle açıklanır:

Narsis’in suda kendisini görmesi ve kendisine âşık olması, inisiyenin önceden dışarıda aradığı en büyük sırrın, hâkimiyet asasının, bilgelik anahtarının kendi içinde olduğunu farketmesini, içindeki “spiritüel tesir” kanalını keşfetmesini simgeler.

Narsis’in gitgide hissizleşmesi ve dünya yaşamına gözlerini kapamasında, dünyasal isteklerden tümüyle uzaklaşması, başka insanların önem verdiği dünyasal, maddi değerlerin kendisi için artık hiçbir şey ifade etmemesi simgelenir.

Çiçek ve çiçeğin açılması varlığın “spiritüel tesir”i kendi başına (inisiyatörü olmadan) çekip aktarabilecek duruma gelmesini simgeler. (Çiçek tüm ezoterik ekollerde aynı anlamda kullanılmıştır; nergisin yerini kimi ezoterik ekollerde gül, kimilerinde lotus almıştır.) Aldığını çevresine yayması, rengi ve biçimi küçük bir güneşi andıran nergis çiçeğiyle ifade edilmiştir.

Aldığı spiritüel tesir, burada, tesirin tüm tradisyonlarda en çok kullanılan sembolü olan, içtiği su ile simgelenmiştir.

Ölen çiçeğin ırmağa katılmasında ise, spiritüel tesirin kaynağı ile özdeş olma, spiritüel tesir zincirinin bir halkası olma simgelenir.

Narsist nedir?

Narsist kelimesi, narsistik kişilik bozukluğu olan kişileri nitelemeye yarayan sıfat olarak kullanılmaktadır. Halk arasında kendini beğenmiş kişilere kullanılan terim olarakta bilinmektedir.

Narsist kişiler her zaman, tüm ilgiyi kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar, sürekli her konuda kendi laflarının geçmesini isterler. Narsist kişilerin her zaman amacı en mükemmele ulaşmak, toplumda parmakla gösterilen nadide insanlardan olmaktır. Narsistler kendilerini her zaman büyük bir özveriyle en ufak ayrıntısına kadar mükemmele ulaştırmak için çalışır. Bu şekilde sadece ilgiyi kendi üzerinde toplayan narsistler başka insanları görmezler, onların haklarına saygılı olmazlar. Kısaca iş birliği gerektiren işlerden her zaman kaçınırlar. İş birliği yapamazlar.

Narsistler başkalarının hak ve gereksinimlerini göz önüne almadan kendilerini öne çıkarmaya ve her şeyi istedikleri gibi yönlendirmek için başkalarından yararlanmaya çalışırlar. Gerçek dışı güç, para, başarı, güzellik ya da ideal aşk fantazileri geliştirirler. Hiç bir zaman doymazlar. Bunun sonucunda kendine önem verme duygusunun yerini depresyon ve değersizlik duyguları alır. Çünkü sergiledikleri bu üstünlük tavırları derin bir güvensizliği gizler.

Narsist insanlar eğer bir şeye ulaşmak isterlerse o şey uğruna başkalarınının haklarını hiçe sayabilirler. Çünkü narsist insanların istekleri her şeyden öndedir. Narsistlerin bir diğer özelliği de şöhret ve para uğruna herşey yapabilmeleridir.

Narsistlerin özellikleri nelerdir?

1- Egoist insanlardır. Dünyada sadece kendilerinin olduklarına inanırlar.

2- Kendilerini başkalarının yerine koyamazlar. Empati yapma özelliğine sahip değillerdir.

3- Şöhret, para ve toplumda üst düzey bir yerde olma gibi hayalleri vardır.

4- Başarılı insanlara karşı kin beslemek ve nefret duymak.

5- Eleştiriye açık olmama durumu.

6- Eksiksiz yaratıldığını, mükemmel olduğunu düşünmesi.

 

Narsistliğin belirtileri nelerdir?

1- Kritize edilmeye karşı öfke, utanç ve aşağılanma hissi duyar.

2- Kendi çıkarları için başkalarını kullanır.

3- Sadece kendini düşünmek.

4- Yeteneklerini ve başarılarını abartır.

5- Başarı, güç, güzellik, zeka ya da ideal aşk ile ilgili fantaziler kurar.

6- Başkalarının kendisine farklı davranması gerektiğine dair beklentiler.

7- Sürekli insanların dikkatinin ve beğenisinin üzerinde olmasını beklemek.

8- Başkalarını kıskanmak ve haset etmek.

9- Aşırı gurur ve mükemmel olduklarına dair inanç.

10- Suçunu kabul etmez ya da eleştiriyi kaldıramaz.

11- Fedakârlık ya da iyilik yapmaz ama gösteriş amacı ile küçük davranışlarda bulunabilir.

12- Empati yapamaz.

13- Herşeye hakkı olduğuna inanır.

14- Yüzeysellik.

15- Sürekli şöhret, zenginlik ve başarı hayalleri kurar.

16- Dikkat çekmek, ilgi odağı olmak ve övülmek arzusu.

 

Kişinin narsisist davranışlar göstermesi neye bağlıdır?

Narsisist kişiliğin altında, paradoksal olarak, derin bir kendine güvensizlik yatar. Nitekim bu kişiler çok alıngan, eleştiriye oldukça tahammülsüz insanlardır. Şuuraltı bu kendine güvensizliği bir nevi bastırarak kendini aşırı beğenen insanı üretir. Narsisistler ayrıca empati kuramayan, başkalarının duygularını anlayamayan kişilerdir. Kendine güvensizlikle başkalarını anlayamama birleşince, narsisistik kişilik gelişir.

Narsisist davranışların eğitim ile bağlantısı var mıdır?

Narsisistler övgüyle beslendikleri için, çok çalışırlar. Dolayısıyla hayatta başarı kazanma, iyi bir yere gelme ihtimalleri yüksektir. Başarı, kendini beğenmişliklerini iyice besler, böylece narsisistin yakın çevresiyle ilişkisi iyice bozulur. Parlak bir statüsü olan, ama yalnız bir insan vardır tepelerde bir yerde. Çalışkan olmayan, başarı kazanamayan narsisistlerin de hayatları kötüdür, çünkü çok ihtiyaç duydukları övgüyü bir türlü elde edemezler.

Narsisist kişiler çevresine zarar verirler mi?

Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler. Fedakarlığı hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her türlü fedakarlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar.

Narsistliğin tedavisi nasıldır?

Narsistik kişiler genelde psikoloğa ya da psikiyatriste kişilik problemleri dışında başka sorunlar için gelirler. Genelde başka insanlar ile yaşadıkları problemleri kendi davranışlarının bir sonucu olarak düşünmezler aksine dış etkenlerin ya da o insanların hataları sonucu olduğuna inanırlar. Bu kişiler çoğunlukla duygusal problemlere tahammül edemezler ve depresyon yaşadıklarında terapiye gelirler. Çoğunlukla gerçekler ile hayalleri arasında fark olduğunu gördüklerinde yada mükemmel olduklarına dair inançlarını sarsacak bir kriz yaşadıklarında (eşlerinin terketmesi, iş kaybı gibi) depresyona girerler.

Terapiye girmek genelde bu kişiler için zor olabilir çünkü yardıma ihtiyaçları olduğu fikri onlar için aşağılayıcı bir olaydır. Fakat ciddi bir kriz yaşıyorlarsa, kendilerine olan güvenlerini kazanmak, mükemmel oldukları inancına ve fantazilerine yeniden kavuşmak için tedaviye gelebilirler. Kendileri hakkındaki düşünceleri, geçmişleri, şu anki durumları ve tedavinin ne için gerektiği konusunda ki fikirleri itibarlarını yükseltme arzusu ile çarpıtılmıştır. Dolayısıyla gerçeklere dayalı yorumları ret ederler ve yeterince egoları beslenmezse terapiyi bırakabilirler. Dolayısıyla belli bir ölçüye kadar kişinin gururunun okşanması tedavinin devamını sağlamak açısından önemli olabilir.

Psikoterapi başkaları ile ilişkilerinde daha pozitif ve faydalı şekillerde davranmayı öğrenmesi, kendisi ve başkaları hakkında daha gerçekçi düşünceler geliştirmesi açısından faydalı olabilir, fakat doktorun hasta ile oldukça dengeli bir iletişim geliştirmesi çok önemlidir.

 

BAŞA DÖN

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.