ZAMAN YOLCUSU

Geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark inatçı bir illüzyondan ibarettir 

Albert Einstein

Not: Dark (2017–…

Tv Dizisi 60 dk

Aşağıdaki yazı dizideki zaman problemleri üzerinedir…

Sic Mundus  Creatus Est

Zamanın daireseldir ve doğrusal olduğunu düşünürüz.

Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz.

Sonsuza dek.

Ancak geçmiş, şu an  ve gelecek arasındaki fark  illüzyondan başka bir şey değildir.

Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez.

Sonsuz bir döngü hâlinde birbirlerine bağlıdırlar.

Her şey birbirine bağlıdır.

**

İnanılmaz.

Nasıl yaptın bunu?

Asıl soru nasıl değil,  ne zaman yaptığındır.

**

Nerede yanlış yola saptığını merak ettiğin oluyor mu?

Hayatının ne zaman istediğinin tam zıttı olmaya başladığını, düşündün mü?

**

33 yıl dönüm noktalarıdır.

Her şey kendini tekrar ediyor.

Her şey tıpkı 33 yıl önceki gibi.

Tekrar olacak.

Tekrar olacak.

Bir yıla buradaki her şeyin sonu gelecek.

Neredeyse 33 yıl önce, böyle biteceği hiç aklıma gelmezdi.

Ama her şeyin bir zamanı var.

Öyle.

Her şeyin bir zamanı var.

**

Sanırım dejavu yaşıyorsunuz…

 Işık, orman.

 Hepsi daha önce olmuş gibi.

 Matris hatası gibi

Yani…

 Dünya bir simülasyonsa dejavu, matris hatası yüzünden olur.

 Öteki taraftan bir mesaj da olabilir.

**

Tanrım, değiştiremeyeceklerimi kabullenmek için sabır, değiştirebileceklerimi değiştirmek için cesaret, farkı anlamak için akıl ver.

**

 

Şarkı

Düşeriz zamanın akıntısında

Sonra uyanırız bir rüyadan

Göz açıp kapayıncaya dek

Gece gelir geri 

Başlar gelecek bir şekilde, bir yerlerde

Zamanın birinde 

Fazla beklemem 

Aşk, cesaretten doğar

Düşünme o kadar

Alev alev tekerlekler üzerinde

Süreceğiz gece boyunca geleceğe doğru

**

İnsan   korkularıyla yüzleşmeli.

 Zira gelecek  Gelecek, cesur kişilere aittir.

 Mazide takılıp kalmış şüphecilere değil.

 Hâline bir bakar mısın?

 Bu şekilde yaşamamalı.

 Bazen ne yaptığını bilmiyor gibi geliyorsan kendini başka bir araştırmaya başlasan iyi olur.

**

Bilmeye değer şeyler var, bilmeye değmeyen şeyler varsa zorlama…onları zaten değiştiremezsin.

**

Bildiklerimiz bir damla   bilmediklerimizse bir okyanus.

**

Biz neredeyiz değil…hangi zamandayız?

Kara delikler, evrendeki cehennem ağızları olarak kabul edilir.

  İçine düşen kaybolur.

  Sonsuza dek.

  Nereye peki?

  Kara deliğin arkasında ne vardır?

 Uzay ve zaman da orada her şeyle birlikte kaybolur mu?

  Yoksa orada, uzay ve zaman  birbirine bağlanıp sonsuz bir döngünün parçası hâline mi gelir?

  Ya geçmişten gelen her şey  gelecek tarafından etkileniyorsa?

 Tik tak.

**

Başlangıç, sondur.

 Son da başlangıçtır.

 Başlangıç, sondur.

**

Arıyoruz

  Bizi doğru yolda ve yönlendirecek.

  Karanlıkta bir deniz feneri gibi.

  Kaderimizde ne olduğunu bilmeyi çok isterdik.

  Nereye yol aldığımızı.

  Ama işin aslı, tüm zamanların içinde yalnızca tek yol vardır.

  Başlangıç ve son tarafından  önceden belirlenmiştir.

  Sonu da başıdır.

**

33 yıl döngüsü

 Takvimlerimiz yanlış, bir yıl aslında 365 gün değil.

 O yüzden asla tam olarak senkronize olamıyoruz.

 Ama 33 yılda bir her şey eski hâline dönüyor.

 Yıldızlar, gezegenler, bütün evren aynı konuma geliyor.

 Ay-Güneş döngüsü.

Büyük Patlama, Büyük Çöküş.

 Nietzsche’nin bengi dönüşü.

  Her şeyin tekrar ettiği hissi.

  Her şeyin daha önce yaşandığı.

  Devasa bir dejavu gibi.

**

Hayat bir labirenttir.

 Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler.

 Ama tek yol vardır, o da daha derine götürür.

 Merkezine varana kadar bunu anlayamazsın.

 Ölüm, kavranabilecek bir şey değildir.

 Onu ancak kabullenirsin.

 O zamana kadar, doğru kararlar verip vermediğini kendine sormalısın.

**

Bazen bir şeyi hayal ediyorsun

Sonra oluyor, hayal ettiğin için.

**

Sihir diye bir şey yoktur, sadece illüzyon vardır…

 Nesneler, biz onları değiştirirsek değişir.

 

**

“Her şey affedilir ama asla unutulmaz.”

Bir yazgı diğerine bağlıdır.

Bütün amellerimiz birbirine bağlı.

 Bu düğüm açılamaz.

 Ama bazıları kesilebilir…bizimki gibi

 En keskin bıçakla.

 Yine de kesilemeyen bir şey kaldı geriye.

 Görünmez bir bağ.

Sonra hiçbir şeyin bitmeyeceğini …her şeyin baki kalacağını.

**

  Hayatta kalmak için yalanı, gerçeğimiz yaparız.

  Unutmaya çalışırız.

  Artık unutamayıncaya kadar.

** 

Dünyanın gizemlerinin yarısını bile bilmiyoruz.

  Karanlıkta geziniyoruz.

Her şey birbiriyle bağlantılıdır.

**

[Minos, Yunan mitolojisinde Zeus ile Europa’nın oğlu ve sertliği ile adalete saygısıyla ünlü Girit monarşisinin efsane kralıdır. Adından ötürü bu monarşiye Minoyen denmiştir. “Mutluluk” demek olan Minos adı, Firavun ya da Ceasar gibi, belki de sadece hanedan unvanıdır.]

Minos’un kızını… tanıdığınızı sanıyorsunuz.

 Ne güzel, ne iyi biri, değil mi?

 Sizi büyülemesine izin verdiniz.

 Sözleriyle.

 Güzel bakışlarıyla.

 Ama bana inanın.

 Kral kızı da olsa, herkesin bir ayağı gölgede diğeri aydınlıktadır.

Orada, gölgelerin içinde bekliyor.

 Yarı insan, yarı yaratık.

Etrafım zifiri karanlık.

  Sürekli pusuda olan gölgeler.

Son, yakındır.

ben de kendi labirentime iniyorum.

Şu an karşınızda duran   kral kızı değil.

 Kimsenin karısı değil.

 Kimsenin kardeşi değil.

 Zaman içinde yarım kalmış bir iş.

 Hepimiz böyle ölürüz.

 Hangi evde doğduğumuzun önemi yoktur.

 Ne giydiğimizin de.

 Dünyada kısa mı   yoksa uzun mu kaldığımızın da.

 Ben düğümümü kendi başıma atıyorum.

 Elimi uzatmış da olsam   onlara tokat atmış da olsam.

 Hepimizin sonu aynıdır.

 Yukarıdakiler bizi çoktan unuttu.

 Bizi yargılamıyorlar.

 Ölürken yapayalnızım.

 Beni yargılayan da ancak benim.

**

Dünyayı ne az anlıyoruz.

 Gerçek mi bu?

Sen gerçekten var mısın?

İnandırıldıklarımıza ters düşen şeyleri kavramakta bazen zorlanırız.

 Dünyanın yuvarlak olduğu söylendiğinde insanların tepkisi ne olmuştu?

 Ya değilse?

Bir şey için alınan karar, başka bir şeye ters düşer.

 Hayata hayat.

 Kararın ne olacak?

**

CEHENNEM BOŞ, ŞEYTANLAR BURADA!

WILLIAM SHAKESPEARE

**

Bir geçit 

Giriş noktası olan bir kara delik ve çıkış noktası olan beyaz delik arasında uzay ve zamanı birleştiren bir geçit.

  İçinden geçmek, zamanda yolculuk etmektir.

 Tik tak.

  Düşünce yapımızı ikicilik şekillendirmiştir.

  Giriş, çıkış.

 Beyaz, siyah.

 İyi, kötü.

  Her şey zıddıyla var gibi görünür.

  Ama bu yanlıştır.

Triquetra :Birbirine geçmiş üç balık şekli ve yaşam döngüsü ile oluşur. Bunun gibi üçlü motif semboller, kelt inanışında çok sık görülür. Antik kelt düsünce sistemine göre güneş ve ayı temsil ettiği düşünülmektedir. Eski Hristiyanlık dönemi ve paganizm içinde önemli bir sembol olup, wicca’lar tarafında da sıkça kullanılmaktadır. Kadının koruyucu sembolüdür ve her üçleme sembol gibi bu sembolde derin üçlemeleri barındırır özünde.

Triquetra’yı duymuş muydunuz?

 Üçlü düğüm.

 Hiçbir şey üçüncü bir boyut olmadan tamamlanamaz.

 Sadece yukarı ve aşağı yoktur.

 Bir de merkez vardır.

  Bence Einstein ve Rosen bir şeyi gözden kaçırdı.

  “Sic mundus  creatus est.”

  Bir solucan deliği, sadece iki değil, üç boyutu birbirine bağlar.

  Gelecek, günümüz ve geçmiş.

Sic Mundus  Creatus Est

Hermes’in zümrüt levhasında geçen 9’uncu ifadedir. “ve dünya böyle yaratıldı.” anlamına gelir.

 

1. Hiç yalan olmadan doğrudur, kesindir ve çok gerçektir.

2. Aşağıda olan yukarıda olan gibidir, yukarıda olan da aşağıda olan gibidir, ve birlikte tek bir şeyin mucizesini gerçekleştirirler.

3. Ve bütün her şey bir olandan geldiğinden, bir olanın düşüncesinden gelmiştir. Böylece her şey bu tek olandan uyum sağlayarak çıktı.

4. Güneş onun babasıdır, ay annesidir. Rüzgar onu karnında taşımıştır, toprak beslemiştir.

5. Dünyanın bütün gücünün babası budur. Onun gücü eğer toprağa dönerse her şeye yeter.

6. Toprağı ateşten ayıracaksın, sübtil olanı kalın olandan; bu büyük bir maharetle olmalı.

7. Topraktan gökyüzüne çıkacak ve yeniden toprağa inecek, ve yukarıda ve aşağıda olanın gücünü alacak. Bununla bütün dünyanın zaferi senin olacak, bunun için bütün karanlık senden uzaklaşacak.

8. Bu bütün kuvvetlerin en kuvvetlisi; çünkü her sübtil şeyi yenecek, her katı şeyin içine girecek.

9. Dünya da böyle yaratıldı.

10. Hayranlık verici biçimler bundan çıktı, bunların ortamı buradadır.

11. Bu yüzden bana üç kere büyük hermes denir, çünkü bütün dünyanın felsefesinin üç bölümü de bana aittir. Güneş’in yaptıkları hakkındaki söylediklerim böylece bitiyor ve tamamlanıyor.

**

Nietzsche’nin bengi dönüşü

  Genişleyip daralan bir evren hakkında.

 Sonsuza dek tekrar eden bir evren.

[Nietzsche’nin bengi dönüşü:

Garip bir kavramdır. Nietzsche bu kavramla, evrenin ve zamanın sonsuz bir döngü süreci içinde olduğunu ve yaşanan herşeyin sozsuza kadar tekrar tekrar yaşanacağını iddia eder. Bununla birlikte insanların bu sonsuz döngüyü farkedemeyeceği de belirtilir. Bu durumda nietzsche’nin bu kavramı nasıl farkettiğini anlamak ya da farkedilmesi mümkün olmayan bu paradigmanın doğruluğunu kanıtlamak veya çökertmek mümkün değildir. Ayrıca böyle bir şey gerçekten var olsa bile hiç bir insan tarafından algılanamayan ve hiç bir şeyi değiştirmeyen bu olgu üzerine tartışmak pek anlamlı olmasa gerek.]

https://dusunbil.com/nietzsche-bengi-donus-istirap-ve-yasamin-olumlanmasi/

 Her yerde karşımıza çıkar.

 İsa, 33 mucize gerçekleştirmiştir.

 Meleklerde 33 ayin vardır.

 Dante’nin arafta 33, cennette 33 kantosu vardır.

 Şeytanın da hüküm sürmeye başladığı yaş budur.

Sonsuz büyüklükte, karanlık bir odada durduğunuzu hayal edin.

 Sola doğru ışık tutuyorsunuz.

 Bu ışın, aynı yönde sonsuza dek devam etmeli.

 Sağ taraftan geri geleceğini varsaymak için sebep yok.

 Ama bir solucan deliği uzay-zamanın topolojisini değiştirir.

 Onu büker.

 Hiçbir şey olması gereken yerde kalamaz.

Geçmişe yolculuk edip babanızla karşılaştığınızı düşünün.

  Sizi yaratmadan önce.

  Sırf bu karşılaşmayla olacakları değiştirmiş olabilir misiniz?

  Bir şeyleri değiştirmek mümkün müdür?

  Yoksa zaman, asla yenilmeyen bir canavar mıdır?

Olacakları değiştirebilir miyiz?

 Hangi bilim insanına sorsanız hayır, der.

 Nedensel determinizme göre bu mümkün değildir.

 Ama hayatlarımızda bir rolümüzün olduğuna inanmak, insanın doğasında var.

 Bir şeyleri değiştirebileceğimize inanmak.

 Hayatım boyunca geçmişi ve geleceği görebilmek için zamanda yolculuk etmenin hayalini kurdum.

 Artık kurmuyor musunuz?

 Hayaller değişiyor.

 Başka şeyler önem kazanıyor.

 Benim yerim ne dünde ne de yarında.

 Tam burada.

 Şu anda.

İmkânsız.

 Mümkün değil.

 33 sayısı.

 Bunun, üç boyutlu solucan deliğinin düzlemleri arasındaki yıl farkı olabileceğini yazmıştınız.

 Bu sadece bir teori.

 Tabii konunun temeli de olabilir.

**

Kaderi değiştirebilir miyim?

 Her şeyin bir amacı varsa bu amaca kim karar veriyor?

 Tesadüf mü?

 Tanrı mı?

 Yoksa biz mi?

 Eylemlerimizde hür müyüz?

 Yoksa hepsi sonsuz bir döngüde baştan mı yaratılıyor?

 Doğaya karşı gelemediğimizden uzay-zamanın köleleri miyiz?

  Zaman döngülerinin nedensellik ilkesinde büyük etkisi vardır.

 Sebep ve sonuç arasındaki ilişkide.

 Bir solucan deliği olduğu sürece kapalı bir zaman döngüsü vardır.

 Onun içinde de her şey birbirine bağlıdır.

 Yalnızca geçmiş, geleceği etkilemez.

 Gelecek de geçmişi etkiler.

 Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan sorusu gibi.

 Hangisinin önce geldiğini artık söyleyemiyoruz.

  Her şey birbiriyle ilişkilidir.

Hayatlarımız birbirine bağlıdır.

  Bir kader, diğerine bağlıdır.

  Amellerimizden her biri  önceki bir amele cevap niteliğindedir.

  Sebep ve sonuç.

  Sonsuz bir danstan başka bir şey değil.

Her şey, her şeye bağlıdır.

İçimden bir ses, başka bir sebeple burada olduğunuzu söylüyor.

 Kitabınızdaki her şeyin doğru olduğunu söylesem?

 Zamanda yolculuğun mümkün olduğunu.

 Solucan deliklerinin, yer çekimsel itici güçlerle oluşumu teoriden ibaret değil.

 Böyle bir delik var Üç yerde

**

  İnsan nasıl meydana geldiğini hep merak etmiştir.

  Yaradılışını.

  Onu Tanrı mı yarattı?

  Yoksa evrimin bir ürünü mü?

  Dünü ve yarını  aynı zamanda görebilseydik  başlangıcı ve sonu,  bir anda tüm evreni görebilseydik  sonunda en büyük soruların  cevabını bulabilirdik.

  İnsan nedir?

  Nereden gelir?

  Neye göre hareket eder?

  Amacı nedir?

**

Eskiler, yenilere yol vermeli.

 Bu da herkesin hoşuna gitmiyor.

 

**

 İnsan neden böyle bir şey yapar?

 Ne?

 Öldürür.

 Neden?

 İçlerinde ne var?

 Dürtü nereden geliyor?

 – Bir insan neden mi katil olur?

 – Evet.

 Katil doğulur mu, olunur mu?

 Öncesinden bilebilsek işimiz kolaylaşırdı.

 Henüz küçükken hapse atardık.

 Yanlış yola sapmadan önce.

 İnsan neden katil olur?

**

Hepimiz günahla doluyuz.

 Saf insan diye bir şey yoktur.

 Ama ne yaparsak yapalım Tanrı’nın ellerinden daha aşağıda bir yere alçalamayız.

 Ya bunlar Tanrı’nın eli değilse?

 Ya şeytanın elleriyse?

 Beni sana Tanrı gönderdi, değil mi?

 İnsanlarla tesadüfi olarak tanışmayız.

 Biz başkalarının hayatına dokunuyoruz, başkaları da bizim hayatımıza dokunuyor.

 Böylece Tanrı’nın eli bizi gerçek kaderimize yönlendirir.

 Dua edelim.

 En karanlık vadilerden geçiyor olsam bile kötülükten korkmam çünkü sen yanımdasın.

**

Öncülerin kaderi, ısrarla hedeflerine ulaşmaya çalışmaktır.

 Kimse inanmazken inanmaktır.

 Artık bunu yapmak istemiyorum.

 Tanrı neden böyle bir şeyi istesin?

 Evet.

 Tanrı neden böyle bir şeyi istesin?

 Senin gibi cehenneme bir kez bakanlar onu asla unutamaz.

 Senin bir parçan olur.

 Tanrı ve İsa fikri, dört elle sarıldığın bir umut hâlini alır.

 Karanlığı bilen herkes ışığa hasrettir ama Tanrı yok!

İçimizdeki bu deliği Tanrı yaratmadı.

 Tanrı’nın bir planı var.

Bilinen plan diye bir şey yok.

 Dışarıdan bakınca kaostan başka bir şey yok.

 Acı   ve kaos!

İnsanlar iyidir ama kötüdür.

 Kötü niyetli, şeytanidir

 Hayat, bir acı girdabından ibarettir.

 Dünya, yok olmaya mahkûm.

 Ama bu  bu bizim gemimiz.

**

Yanlış olan kim

Ne kadar anormal veya tuhaf görünse de her şeyin mutlaka bir sebebi vardır.

 Biz kimiz ki Tanrı’yı oynayalım?

 Mazi, mazide kaldı.

 Ama sen burada, şimdi yaşıyorsun.

 Gelecekte ne olacağını kim bilebilir?

 Her şey eski hâline dönsün istiyorum.

**

Ama benim yapmak istediğim sihir imkânsız.

 Neymiş o?

 Artık uyanmak istiyorum.

 Usta Zhuang’ın paradoksu…

 Rüyamda bir kelebek olduğumu gördü.

Uyandı ve sordu… rüyasında kelebek olduğunu gören bir insan mıyım, yoksa rüyasında insan olduğunu gören bir kelebek miyim, bilmiyorum.

 Sen hangisisin?

 İnsan mı, kelebek mi?

 Belki ikisi de.

**

Gün, bugün.

 Başlangıç ve son.

Hataları tekrarlama.

**

Bugünden sonra ne olacak?

 Bugünden sonra her şey yenilenecek.

 Ama Tanrı var… bizde yoksa denen bir yalana mı inanıyoruz?

 Yalanı acıya tercih ederiz de ondan.

 “Hiçbir şey boşa değildir.

  Tek bir nefes bile.

  Ne bir adım, ne bir kelime ne de acı.

  Sonsuz mucizesidir bu onun.”

 Söylediği hiçbir şeyi anlamamıştım.

  Ancak yıllar sonra, acıyı ben de hissedince  ne demek istediğini anladım.

  Başımıza gelen hiçbir kötü şey boşa gelmiş olmamalı.

 O benim oğlum!  Bizi biz yapan budur.

  Bize güç veren budur.

 Seni, çektiğin acı yarattı.

 Ama artık üzerinde bir hükmü yok.

**

Neredeyim?

 Nedir bu?

**

 Tecrübe ettiğin her şeyi ben çoktan tecrübe ettim.

Özgürüz sanıyoruz ama değiliz.

 Aynı yolu takip ediyoruz.

 Tekrar tekrar.

 

Her şey başlamak üzere.

  Bir paradoks.

  İnsanların çoğu satranç tahtasındaki piyonlardan ibaret.

  Bilinmeyen bir el, onları yönetiyor.

  Daha büyük bir hedef için kurban edilmek üzere yaşıyorlar.

İyi ve kötü arasındaki sonsuz savaşta talihsiz ama gerekli satranç hamlelerinden başka bir şey değiller.

 Zamanda yolculuğunu kontrol etmeye çalışan iki grup var.

 Işık ve gölge.

 Biz, ışığın tarafındayız.

Yaptıklarımızın doğasında kimi zaman karanlık olsa da.

 Hiçbir zafer, kurbansız kazanılmaz.

  Bu zaman döngüsünün içinde olduğumuz sürece  bunu bilen kişiler olarak, her adımın aynen tekrar atılmasını sağlamalıyız.

  İnsanlık dışı görünse de.

  Bizden ne fedakârlık isterse istesin.

İnsanlık dışı olanlar, aslında diğerleri.

 İnsanlıklarını kaybettiler.

 Onlar artık gölgenin esiri.

**

 Zaman, sonsuz bir düzlemdir.

 İçinde, birbirine bağlı milyonlarca çark vardır.

 Muzaffer olmak için sabretmeliyiz.

 Bizim zamanımız da gelecek.

 İnsanoğlunu toy hâlinden kurtaracağız.

 Acısından da.

 **

 Vakit geldi.

**

Siz kimsiniz?

 Neredeyim?

 Hangi yıldayız?

 Geleceğe hoş geldin.

 

 

 

 

 

BAŞA DÖN

Reklamlar