RÜYA VE HİPNOZ

 

Rüya Görme Sanatı : THE ART OF DREAMING

 

 

Carlos Castaneda

Son yirmi yıldır, MeksikalI Yaqui Kızılderilisi büyücü Don Juan Matus’un yanındaki çömezliğimle ilgili bir dizi kitap yazdım. Bu kitaplarda bana büyücülük öğrettiğini anlatmıştım; ancak bu gündelik yaşantımız bağlamında anladığımız büyücülük değildi: doğaüstü güçlerin başkalarının üzerinde kullanılması, ya da doğaüstü etkiler yaratmak amacıyla tılsımlar, büyüler ya da ayinlerle ruh çağırmayı kapsamıyordu. Don Juan için büyücülük, çevremizdeki evreni biçimlendirmede algının doğası ve rolü hakkında kimi uzmanlaşmış kuramsal ve uygulamaya dönük öncülleri düzenleme edimiydi.(işleri idi)

Don Juan’ın önerisine uyarak, onun bilgisini sınırlandırmak amacıyla, insanbilime özgü bir ulam [gurup] olan şamanizmi kullanmaktan kaçındım. Baştan beri ben de onun yaptığı adlandırmayı kullandım: büyücülük. Ancak inceleyince, buna büyücülük demenin, bana sunduğu öğretilerdeki zaten belirsiz olan olguları daha da belirsizleştirdiğini anladım.

İnsanbilim çalışmalarında şamanizm, belirli yerli Kuzey Amerika Kızılderili kabileleri arasında da hüküm süren, kimi Kuzey Asya yerli halklarının bir inanç dizgesi olarak tanımlanır. Bu inanç dizgesi, atalarımızın iyi ya da kötü tinsel güçlerinin görünmeyen dünyasının çevremizi kuşatmış okluğunu ve bu tinsel güçlerin, doğa ve doğaüstü âlemlerin arasındaki aracılar olan uygulamacıların edimleri ile çağrılabildiklerini ve denetlenebildiklerini öne sürer.

Don Juan, gerçekten, gündelik yaşamın doğal dünyası ile doğaüstü değil de ikinci dikkat olarak adlandırdığı görünmez bir dünya arasında bir aracıydı. Bir öğretmen olarak rolü, bu biçimlenmeyi benim için erişilebilir kılmaktı. Önceki çalışmalarımda, en önemlisi rüya görme sanatı olarak adlandırılan, bana uygulatmış olduğu büyücülük sanatlarının yanı sıra öğretme yöntemlerini de bu nedenle anlattım.

Don Juan, bizim benzersiz ve mutlak olduğuna inandığımız dünyamızın, bir soğanın katmanları gibi düzenlenmiş ardışık dünyalar demeti içinden yalnızca bir tanesi olduğunu iddia ediyordu. Bizim sadece kendi dünyamızı algılamak üzere erkesel olarak koşullanmış olmamıza karşın, hâlâ kendimizinki kadar gerçek, benzersiz, mutlak ve içine çeken bu başka âlemlere girebilme yetimizin bulunduğunu öne sürüyordu.

Don Juan bana, bu başka âlemleri algılamak için, sadece bunlara göz dikmek değil, aynı zamanda bunları yakalamak için yeterli erkeye sahip olmak gerekliğini açıklamıştı. Bunların varlığı sürekli ve bizim farkındalığımızdan bağımsızdır diyordu; ancak erişilmezlikleri tamamen bizim erkesel (güç-iktidar) koşullanmamızın bir sonucudur. Başka bir deyişle, açıkça ve sadece bu koşullanmadan ötürü, gündelik yaşamımızdaki dünyanın tek olası dünya olduğunu sanmak zorunda kalırız.

Erkesel koşullanmamızın düzeltilebilir olduğuna inanarak, don Juan, eski zamanların büyücülerinin erkesel algılama yetilerimizi yeniden koşullamak üzere tasarlanmış bir dizi uygulama geliştirdiklerini belirtti. Bu uygulamalar dizinine, rüya görme sanatı diyorlardı.

Zamanın sağladığı bakış açısıyla, şimdi don Juan’ın rüya görme konusunda yapmış olduğu en uygun nitelemenin, bunu “sonsuzluğa açılan kapı” olarak adlandırmak olduğunu fark ediyorum. Bunu dediği zaman, bu metaforun benim için anlam ifade etmediğini söylemiştim.

“O zaman metaforları bir yana bırakalım,” dedi. “Diyelim ki, rüya görmek, büyücülerin sıradan rüyaları işe yarar hale getirmelerinin uygulamalı yoludur. “

“Ama sıradan rüyalar nasıl işe yarar hale gelir ki?” diye sordum.

“Sözcükler bizi her zaman aldatır,” dedi. Kendi durumumda, öğretmenim bana rüya görmeyi, büyücülerin dünyaya iyi geceler dileme yolıı olduğunu söyleyerek betimlemeye çalıştı. Elbette tanımını benim zihnime uyacak şekle sokmaya çalışıyordu. Ben de sana aynısını yapıyorum.”

Bir başka seferinde don Juan bana şöyle dedi: “Rüya görme yalnızca deneyimle öğrenilebilir. Rüya görmek sadece hayalleri olmak değildir; ne de dalmak, dilekte bulunmak, ya da imgelemektir. Rüya görme yoluyla, kesinlikle betimleyebildiğimiz başka dünyaları algılayabiliriz, ancak bunları algılamamızı sağlayan şeyi tanımlayanlayız. Yine de rüya görmenin bu başka âlemleri açıverdiğini hissedebiliriz. Rüya görme, bir duyuma, bedenlerimizdeki bir süreç ve zihinlerimizdeki bir farkındalığa benzer.”

Genel öğretilerinin akışı içinde, Don Juan rüya görme sanatının ilkelerini, mantığını ve uygulamalarını bana kapsamlıca açıkladı. Eğitimi iki bölüme ayrılmıştı. Biri rüya görme yöntemleri ile, öteki ise bu yöntemlerin tamamen soyut açıklamaları ile ilgiliydi. Öğretme yöntemi, rüya görmenin soyut ilkelerini kullanarak benim entelektüel merakımı kamçılamak ve bunun uygulamalarında izlenecek yolu bulmam için beni yönlendirmek arasında bir etkileşimdi.

Şimdiden bunu yapabildiğim kadar ayrıntılı olarak anlattım. Ve don Juan’ın sanatını öğretmek için beni içine soktuğu büyücülerin toplumsal çevresini de açıkladım. O çevreyle etkileşimim yalnızca ikinci dikkatte gerçekleştiği için benim özel ilgimi çekiyordu. Orada, don Juan’ın büyücü yoldaşları olan on kadın ve beş adam ile çömezleri olan dört genç adam ve dört genç kadın ile etkileşimde bulundum.

Don Juan, dünyasına girmemin hemen ardından onları bir araya gelirdi. Onların geleneksel bir büyücüler topluluğu oluşturduklarını—kendi topluluğunun bir kopyası—ve onların liderliğini yapmamın beklendiğini bana açıkça belirtti. Ancak benimle çalışırken umduğundan farklı olduğumu anlamıştı. Bu farkı, sadece büyücüler tarafından görülen bir erke biçimlenmesi olarak açıkladı: kendisi gibi dört erke bölmesine sahip olmak yerine, yalnızca üç tane taşıyordum. Yanılarak, düzeltilebilir bir kusur olduğunu umduğu böyle bir biçimlenme, beni bu sekiz çömezle etkileşimde bulunmak ya da onları yönlendirmek için öyle kesin şekilde uygunsuz kılıyordu ki, benim erkesel yapıma daha yakın başka bir grup insanı bir araya getirmek Don Juan için zorunlu hale geldi.

Bu olaylar hakkında kapsamlı biçimde yazmış bulunuyorum. Ancak ikinci grup çömezlerden hiç söz etmedim; don Juan bunu yapmama izin vermemişti. Onların yalnızca benim alanımda olduklarını, ve onunla olan anlaşmamın benimki değil, onun alanı hakkında yazmak üzerine yapıldığını savunuyordu.

İkinci çömezler grubu son derece az ve özdü. Sadece üç üyesi vardı: bir rüya görücü olan Florinda Grau; bir iz sürücü olan Taislıa Abelar; vc bir nagtıal kadını olan Caıol Tiggs.

Birbirimizle yalnızca ikinci dikkatte etkileşimde bulunduk. Gündelik yaşamın dünyasında, birbirimizle ilgili belli belirsiz bir düşünceye bile sahip değildik. Don Juan’la olan ilişkimiz açısından ise hiçbir belirsizlik yoktu; o hepimizi eşit ölçüde eğitmek için çok büyük bir çaba harcıyordu. Yine de sonlara doğru, don Juan’la geçirdiğimiz dönem bilmek üzereyken, ayrılmasının psikolojik baskısı ikinci dikkatin eğilmez sınırlarını yıkmaya başladı. Sonuç, etkileşimimizin günlük olayların dünyasına kaymaya başlaması oldu, ve karşılaştık, görünüşte ilk kez olarak.

Hiçbirimiz ikinci dikkatteki derin ve zahmetli etkileşimimizin bilincinde değildik. Hepimiz akademik çalışmalarla uğraştığımızdan, daha önce karşılaşmış olduğumuzu öğrendiğimizde şoktan daha fazlasına uğradık. Bu anlıksal açıdan bizim için kabul edilemezdi elbette, ve hâlâ da öyledir, ancak baştan başa deneyimimiz içindeydi. Böylece insan ruhunun, günlük ya da akademik mantığımızın bizi inanmaya yönelttiğinden sınırsızca daha karmaşık olduğuna ilişkin rahatsız edici bir bilgi ile yüz yüze gelmiştik.

Bir keresinde hep birlikte, don Juan’dan içinden çıkılmaz durumumuza ışık tutmasını istemiştik. Bize iki farklı açıklama seçeneğinin bulunduğunu söyledi. Bunlardan biri, ikinci dikkatin gökyüzünde uçan filler kadar aldatıcı bir bilinç durumu olduğunu, ve bizim bu durumda yaşadığımızı sandığımız her şeyin sadece hipnotik telkinlerin bir ürünü olduğunu söyleyerek, yaralanmış ussallığımızı beslemek ve onarmaktı. Öbür seçenek ise bunu rüya görücü büyücülerin anladığı gibi açıklamaktı: bilinçliliğin erkesel bir biçimlenmesi olarak.

Rüya görme görevlerimin yerine getirilmesi sırasında ikinci dikkatin engelleri yine de yerlerini korudu. Rüya görmeye her başlayışımda aynı zamanda ikinci dikkate de giriyordum ve rüyadan uyanmam mutlaka ikinci dikkatten çıktığım anlamına gelmeyebiliyordu. Yıllarca, rüya görme deneyimlerimden yalnızca ufak tefek şeyler anımsayabildim. Yapmakta olduğum şeyin ölçülerini kavrayacak erkesel yeterliliğim yoktu. Her şeyi belleğimde sırasıyla yeniden düzenlemeye yetecek erkeyi biriktirmem için 1973 ile 1988 yılları arasındaki on beş yıl kesintisiz çalışmam gerekti. Bu süre boyunca rüya görme olaylarını birbiri ardına anımsayarak, nihayet bellek kaymasına benzeyen bazı boşluklarımı doldurabildim. Bu şekilde, don Juan’ın rüya görme sanatı derslerinin kendine özgü sürekliliğini, gündelik yaşam bilinci ile ikinci dikkatin bilinçliliği arasında bana mekik dokuttuğu için yitirmiş olduğum sürekliliği yakaladım. Bu çalışma, o yeniden düzenlemenin sonucudur.

 Tüm bunlar beni sözlerimin son bölümüne getiriyor: bu kitabı yazmamın nedenine. Don Juan’ın rüya görme sanatı konusundaki derslerinin en büyük bölümü elimde olduğundan, gelecekteki bir çalışmada son dört öğrencisinin—Florinda Grau, Taisha Abelar, Carol Tiggs ve benim—şu anki konumlarımızı ve ilgi alanlarımızı anlatmak istiyorum. Ancak don Juan’ın rehberliğinin ve üzerimizdeki etkisinin sonuçlarını tanımlayıp açıklamadan önce, şimdi bildiklerimin ışığında, don Juan’ın rüya gönne derslerinin daha önce erişemediğim bölümlerini yeniden ele almalıyım.

Aslında bu çalışmanın gerçek nedenini en iyi Carol Tiggs tanımlamıştı. Onun inancına göre, don Juan’ın bize miras bıraktığı dünyayı anlatmak, ona olan gönül borcumuzun ve arayışına duyduğumuz bağlılığın temel ifadesidir.

Kaynak: Carlos Castaneda, Rüya Görme Sanatı, THE ART OF DREAMING, trc : Jülide Değirmenciler , 2000, İstanbul

 

 

KENDİ KENDİNE İPNOZ TEKNİKLERİ

 Michael TALBOT

İpnoz, herkes için farklı çağrışımlar ifade eden bir sözcüktür. Beş kişiye ipnozun ne olduğunu soracak olsanız, büyük olasılıkla beş farklı cevap alırsınız.

Üzerinde yıllardır çalışılmasına rağmen, bilim çevreleri, ipnoz altına giren bir kişinin durumunu tam olarak açıklayamıyor. Her ne kadar ipnoz dıştan bakıldığında meditasyonu andırıyorsa da, aslında fizyolojik olarak bu ikisi oldukça farklıdır. Meditasyonun ilk beş veya on dakikası boyunca, kişinin oksijen tüketiminde hatırı sayılır bir azalma meydana gelir, fakat ipnoz durumunda bu açıdan önemli bir değişiklik göze çarpmaz.1

İpnotizörün idaresi altında bir süje rüya görmeye yönlendirilebilir, ancak beyinden gelen EEG’ler “ipnotik rüyaların”, uyku sırasındaki rüyalardan farklı olduğunu göstermektedir. Eğer sadece EEG’leri baz alırsak, ipnoz ile uyanık şuur hâlleri birbirine çok yakınmış gibi görünmektedir. Bu benzerlik yıllarca, şüphecilerin hilesiz bir ipnoz durumu gerçekleşemeyeceği yolundaki fikirlerine temel oluşturmuştur.

Artık ipnozun ayrı bir geçerliliğe sahip doğal bir olay olduğu herkesçe kabul ediliyor. Şu an hâkim olan genel inanışa göre, birçok araştırmacı, ipnotik trans dediğimiz şeyin gerçekte farklı derinlikte pek çok şuur hâlini kapsadığını düşünmektedir.2 İpnoz hâli ile diğer şuur hâlleri arasındaki fizyolojik farklılıkların yıllardır ortaya konulması bir yana, son çalışmalar bu olayın beynin işlevlerinin sol ve sağ yarıları arasında paylaşılması durumuyla yakından ilgili olduğuna işaret ediyor.

Şu anda yaygın olan kanaate göre, birçok insanda beynin bir yarısı diğerine baskın durumdadır. Beyin aktivitesin- deki bu tarz bir dengelenmenin neticesinde, çoğumuz bedenimizin bir tarafını diğer tarafına yeğ tutarız; ya solağızdır ya da tersi.

Sağ eli kullanmak büyük olasılıkla beynin sol yarısını, solaklıksa büyük olasılıkla beynin sağ yarısının baskın olduğuna işaret eder. Bunun gibi diğer birçok yetenek de, beynin belli bir yarısının işleyişine gösterilen uyum sonucu edinilmiş gibi görünüyor. Bu açıdan beynin sol yarısı konuşma becerileri, sınıflandırma, isimlendirme, zaman ölçümü, sayı sayma, ifade etme, analiz etme gibi işlevlerden; sağ yarısıysa algılama, sezgi, imajinasyon, rüya görme, icat etme, görsel canlandırma, benzerlikleri çözme, yaratıcılık ve zamana ilişkin algımızı ortadan kaldırma gibi işlevlerden sorumlu tutulur.

Londra’daki Kızılhaç Hastanesi Tıp Okulu’nda Dr. John Gruzelier öncülüğünde çalışan bir araştırma grubu, beyninin sol yarısı baskın olan kişilerin ipnoza daha yatkın olduğunu belirlemiştir. Diğer yandan bu kişiler ipnotize edildiklerinde, trans hâlleri boyunca aktif olan kısmın beynin sağ yarısı olduğu ortaya çıkmıştır. Gruzelier’in vardığı sonuca göre, uyanık hâlde sol yarının baskın oluşu, kişinin dikkatini trans hâline girmek için gereken hassasiyette yoğunlaştırmasına yardımcı olur. Bu hâle geçildiğinde, düşsel algılar, görsel canlandırmalar ve zaman algısının askıya alınmasından sorumlu olan beynin sağ yarısı devreye girer.4

İpnoz olayının mahiyetine yönelik açıklamalarda karşımıza çıkan bu komplekslik, bizi insan şuurunun sonu gelmeyen alanlara yayıldığını kabullenmeye götürmektedir. Geçmiş yaşam anılarını ortaya çıkarmak için kullanılan metotların hepsi de şuurdışı ile iletişime geçme amacını gütmekle beraber herbir metotla ilişkili şuur hâlleri kendine özgü inceliklere ve farklılıklara sahiptir. Pratikte meditasyon ve kendi kendine ipnoz uygulamaları arasındaki temel fark, kendi kendine ipnozun, değişik bir şuur hâline yönelmeyi kolaylaştırmak üzere uyutucu ve monoton bir görsel imajın kullanımına dayanmasıdır. Boş bir karayolunda yol alırken gözlerimizi dikip yol çizgisini seyrettiğimiz birkaç dakikanın sonunda hissettiklerimiz ve kendimizi televizyondaki canlandırmalara kaptırdığımız sırada algıladığımız zamansızlık hâli de, ipnoz yoluyla varılan şuur hâllerine Çok benzer.

İpnoz, aynı zamanda yüksek bir telkine yatkınlık hâli meydana getirir. Yukarıda verilen açıklamalara göre bunun nedeni, beynin sağ yarısının sol yarısı kadar seçici olmaması ve tesirleri aynı derecede mantık çerçevesi içerisinde çözümleme ihtiyacı duymamasıdır. Sağ beyin ona söylenenleri çocuksu bir masumiyetle kabullenir. Pasif ve itaatkârdır. Ondan bilgi istendiğinde, istenilen bilgiyi fevkalâde ayrıntılı tablolar hâlinde yerine ulaştırır. İşte bu yönü ipnozu, geçmiş yaşamların araştırılması için özellikle elverişli bir konuma getiriyor.

TEMEL KENDİ KENDİNE İPNOZ TEKNİĞİ

Bu bölümde, geçmiş yaşamlarımıza giden yolun açılmasında kendi kendine ipnoza başvuran birkaç tekniğe beraberce gözatacağız. Geçmiş yaşam meditasyonlarının tersine, bu bölümde sunulan ipnotik teknikler genellikle hemen sonuç vermezler. Daha ziyade geçmiş yaşamlarını gün boyu sezgisel flaşlar, uykuda ise genellikle rüyalar biçiminde hatırlayabilmesi için zihni cesaretlendirirler. Ayrıca hedef olarak seçilen konuya ve yaşam kesitlerinin açığa çıkışlarındaki zamanlamaya yönelik hâkimiyetin asıl benliğin kontrolüne bırakılmasını sağlamaları açısından da basamaklı ve güvenli bir yapıdadırlar.

Ancak, uzmanlık gerektirdiği kanaatinde olduğumdan, başkalarında ipnotik etkinin nasıl yaratılacağı konusunda bilgi vermedim. Bir geçmiş yaşam terapisti gözetiminde gerçekleştirilebilecek çalışmalara ayrılan bölümde, terapiler hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

İşte geçmiş yaşam anılarını ortaya çıkarmak için temel bir kendi kendine ipnoz tekniği:

1. Adım: Uygulama yerinizi seçin.

Meditasyon gibi kendi kendine ipnoz uygulamalarını da, kendinizi son derece rahat hissettiğiniz ve uygulamanız süresince kesintiye uğratılmayacağınızdan emin olduğunuz bir mekânda gerçekleştirin. Hafif trans hâlleri için seçeceğiniz odanın nispeten ılık olması tavsiye edilir. Ustalaşıncaya dek, transa girmek için dikkatini üzerinde toplayabileceğiniz bir nesne seçin. Bu, odanın tavanındaki veya duvarındaki bir leke, şöminenin alevi, pikabın tablasında dönmekte olan bir plâk, kristal bir cismin parıldayışları veya bir mum alevi olabilir.

2. Adım: Dikkatinizi nesne üzerinde toplayın ve gevşeyin.

Sizin için rahat olan pozisyona geçtiğinizde, dikkatinizi bu alıştırma boyunca kullanacağınız mum alevine odaklayın ve nefes alış verişlerinizi derin, uzun ve gevşek olacak şekilde düzenleyin. Odak noktanız olan mum alevinin titrekliği, sıcaklığı, parlaklığı ve onu çevreleyen renk halesi gibi özellikler haricindeki tüm düşünceleri zihninizden kovun ve şunu telkin edin: “Bu mum alevini seyrederken gittikçe daha derin bir gevşeme içine giriyorum. Bedenimdeki bütün gerilim çekilip gidiyor, göz kapaklarım ağırlaşıyor, az sonra öylesine ağırlaşacaklar ki onları açmam mümkün olmayacak.”

3. Adım: Gözlerinizi kapayın; bütün gerilimin bedeninizi terk ettiğini imajine edin.

Mum alevinin karşısında gözleriniz açık hâlde bir iki dakika meditasyon yaparak alevin titrekliğinin sizi uyuşturmasına izin verin ve kendi kendinize “Şimdi çok derin bir gevşeme hâli içine dalıyorum.” düşüncesini telkin edin. Sonra gözlerinizi kapatın ve her kısmının gevşediğini hissetmek üzere dikkatinizi yavaşça bedeninize kaydırın. Ayak parmaklarınızın gevşediğini, bacaklarınızdaki, kollarınızdaki, boynunuzdaki ve omuzlarınızdaki bütün gerilimlerin dindiğini hissedin. Sırtınızın ve yüz kaslarınızın gevşemelerine izin verin.

4. Adım: Bir merdivenden aşağı doğru inmekte olduğunuzu imajine edin.

Tamamıyla sakinleşip gevşediğinde, kendinize “Şimdi derin bir ipnoz hâline dalıyorum.” düşüncesini telkin edin. Bu esnada “Gittikçe daha derine; daha derine…” telkinleriyle, dairesel bir merdivenden aşağı doğru indiğinizi imajine edin. Dibe yaklaştığınızda sadece on basamak kaldığını farzedip, dikkatinizi ayaklarınıza yöneltin ve her adımınızda birer birer geri saymaya başlayın. “Bir” deyince son basamağı da inin ve dikkatinizin sizin için düzenlenmiş olan odanın ortasındaki rahat yatağa doğru kaymasına izin verin. Şimdi yatağın yanma yürüyorsunuz ve boylu boyunca uzanıyorsunuz. Aynı anda çok hoş bir duygunun içine gömülüyor ve hissettiğiniz gevşekliğin bütün benliğinizi kaplamasına izin veriyorsunuz. Bu hâlinizle, şimdiye dek hiç hissetmediğiniz derecede sizi saran koruyucu ve sükûnet dolu karanlığa kendinizi bırakıyorsunuz.

5. Adım: Az sonra geçmiş yaşamlarınızdan bir kesiti hatırlayacağınızı telkin edin.

Sizi saran karanlığı benimsediğinizde, düşünce ve duygularınızla desteklediğiniz sözlerle veya sadece düşünceyle şunu ifade edin: “Derin bir ipnoz hâlindeyim. Uyandığımda bütünüyle gevşemiş ve yenilenmiş olacağım. İzleyen haftalarda geçmiş yaşamlarım hakkında bir şeyler hatırlayacağım. Rahatça kabullendiğim ve öğrenmekten zevk duyduğum bir yaşam kesitim zihnimde açılacak.” Bu telkini, şuur- dışı zihninize ulaştırabildiğinizden emin olmak için bir veya iki kez daha sakin ve yavaşça tekrar edin. Sonra bir süre daha gevşemiş durumda kalın. Transtan çıkmaya hazır olunca kendi kendinize şunu ifade edin: “Uyanıyorum; on’a kadar sayacağım ve on deyince bütünüyle yenilenmiş olarak uyanacağım.” Saymaya başlayın.

Bu programı, bütün adımları eksiksiz bir şekilde takip etmek üzere en az on ilâ yirmi dakika ayıracak şekilde yavaşça uygulayın. Sonuçlara ulaşmanıza tek bir seans bile yeterli olabilir; yine de daha çok pratik yaparsanız, içine daldığınız trans hâli de derinleşecektir. Unutmayalım ki, hafif bir trans hâline girmemizin amacı, şuurdışı zihnimizden dileyeceğimiz taleplerimizi ona daha yakın bir kademeden sunmaya çalışmaktır. Arzu ederseniz, yukarıdaki programı, çalışma alışkanlıklarınızın gelişmesi, içinde bulunduğunuz depresif durumun üzerinizden kalkması, sağlığınızın artması veya sigaradan vazgeçebilmek için iradenizin gelişmesi gibi türlü hedeflerinizin gerçekleşmesi için uygulayabilirsiniz.

Bu programı geçmiş yaşam araştırmalarınız çerçevesinde takip ediyorsanız, en az birkaç hafta boyunca düzenli olarak uygulama yapmalısınız. Geçmiş yaşamlarınıza ait bilgiler kendilerini parlayan sezgiler hâlinde belli edecektir. Buna hazır olmalı ve hafızanızı canlı tutmaya çalışmalısınız, aksi hâlde açığa çıkan bilgiler tekrar şuurdışınızın deryasına gömülüp giderler. Örneğin, bir sabah New York Central Parkta dolaşırken kendimi, “Tanrım, güneşin binalarda yarattığı renklenme St. Petersburg’dakine ne kadar da benziyor..!” şeklinde bir düşünceyle başbaşa buldum. Bu düşünce öyle sürükleyici ve kendi içinde öyle tutarlıydı ki, o anda bu izlenimin garipliğini ve bu yaşamımda St. Petersburg’da hiç bulunmadığım gerçeğini fark etmeyerek bir süre etkisinde kaldım. Siz de kendi içinizde bu tip fark edişlere hazırlıklı olun. Zihninizde, yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi, hiçbir şuurlu değerlendirmeyle destekleyemediğiniz bir çağrışım yakaladığınızda, bunu aklınızdan birkaç kez daha geçirin ve mümkünse unutmamak için bir kenara not edin. Sonra da bunu günlüğünüze kaydedin.

SÜREKLİ TELKİNLER YOLUYLA KENDİ KENDİNE İPNOZ

Görsel imgelemenin (vizüalizasyon) sizin işiniz olmadığını düşünüyor, kendinizi sözlü anlatıma daha yatkın, sağ beyni baskın bir kişi olarak görüyorsanız, isteğinizi uzunca bir süre boyunca art arda dile getirmeniz, sizin için uygulanabilecek en kolay yoldur. Takip etmeniz gereken program şudur:

Temel kendi kendine ipnoz tekniği için anlatılan 1..2.,3. adımları aynen uygulayın. Bütünüyle gevşeyip bütün gerilimin bedeninizi terk ettiği aşamaya geldiğinizde, düşünce ve duygularla desteklediğiniz sözlerle veya sadece zihninizde şunu ifade edin: “Gelecek hafta içinde bir geçmiş yaşamımı hatırlamaya başlayacağım.” Bu ifadeyi, başka hiçbir düşünce ve imajın kesintiye uğratmasına izin vermeden, beş dakika boyunca art arda yineleyin. Her tekrar edişinizi, âdet yerini bulsun diye söylenen birkaç kelimeden ibaret olarak kalmasına izin vermeksizin, anlamını içinizde hissederek ifade edin.

Bu beş dakikanın ardından bir süre daha gevşemenize devam edin. Hazır olduğunuzda “Uyanıyorum. Şimdi ona kadar sayıyorum, on deyince bütünüyle yenilenmiş olarak uyanacağım.” sözleriyle saymaya başlayın.

Bu metot, hangi yaşamınızın hatırlanacağına dair seçimi, olduğu gibi şuurdışı zihninize bırakır; bu yolla vaktinden önce açığa çıkabilecek ıstıraplı anılarınız hakkında endişelenmek zorunda kalmazsınız. Ayrıca arzu ederseniz uyguladığınız programa birtakım dileklerinizi de ilâve edebilirsiniz. Bunlar “Çok yakında geçmiş yaşamlarımın farkına varacağını.” gibi çok genel amaçlı olabileceği gibi “Viyana’daki yaşamım süresince edindiklerim hakkında daha fazlasına ulaşmak istiyorum.” gibi daha özel amaçlı da olabilir. Hatta geçmiş yaşam çalışmalarınızda yer verdiğiniz uygulamaların gidişatı hakkındaki isteklerinizi de ekleyebilirsiniz: “Bir dahaki meditasyonumda hiç olmadığı kadar derinleşerek kesin ve yoğun bir transa gireceğim.”

Unutmayın ki, bir dilekte bulunduğunuz zaman, bununla ilgili ıstıraplı olabilecek bilgilerin vaktinden önce açığa çıkması riskini de göze alıyorsunuz demektir. Bu yüzden ifadelerinizde şuna benzer bir değişiklik yapmayı düşünebilirsiniz: “Hazır olduğumda, Viyana’daki yaşamım hakkında daha fazlasını hatırlayacağım.” veya “Viyana’da yaşadıklarımdan şu anda bana yardımcı olabilecek mutlu kesitleri hatırlayacağım.”

Bu metodu ne kadar sık uygularsanız, sonuçlar o derecede dramatik olacaktır. En ideali, her gün bir kez uygulamaksa da, haftada üç dört seans da hedefinize ulaşmanızda yeterli olacaktır.

HATIRLATICI KARTLAR

Geçmiş yaşamlarımızı geri çağırmamızda, şüpheciler de dahil olmak üzere pekçoğumuz için son derece güvenli bir çalışma şekli, dileklerimizi ufak kartlara yazmamız ve bunlara birkaç hafta boyunca hatırlatma amacıyla günde en az on on beş defa göz atmamızdır. Kartları yukarıda verilen telkinler doğrultusunda hazırlayabilirsiniz. Bu çalışmanın diğerlerinden farkı, dileğimizi şuurdışı zihnimize trans hâlinde değil, pek çok günlük alışkanlıklarımız, faaliyetlerimiz ve artık otomatikleşmiş becerilerimiz için olduğu gibi sayısız yinelemeler yoluyla bildirmemizdir. Rüyalarla ilgili bölümde örneklendiği gibi, hatırlatıcı amaçla hazırlayacağınız birkaç kartı gün boyu rastlayabileceğiniz yerlere yerleştirin; örneğin banyonuzdaki aynanın üzerine, yattığınız yerin başucunda bir yere, sık sık açtığınız bir çekmecenin en görünen köşesine. Kartı her görüşünüzde, dileğinizi düşünce hâlinde biçimlendirerek zihninizde işleme koyun. Eğer zihinsel performansınız buna benzer hatırlatıcı yardımlara ihtiyaç göstermiyorsa, yazma işlemine boşverin ve her aklınıza gelişinde, dileğinizi zihninizde sessizce bir tekrar edin. Hangi tarzı benimserseniz benimseyin, bu zihinsel işlemi, vermek istediğiniz mesaj şuurdışı zihniniz tarafından alınıp eyleme dökülünceye dek, günde en az on kez tekrarlayın.

Uygulamaya birkaç hafta devam edin, gerekirse bunu kalıcı bir alışkanlık hâline getirin. Göreceksiniz ki, temel kendi kendine ipnoz tekniğinde olduğu gibi, burada da şuurdışı zihniniz, şu anki idrakli şuurunuz dâhilinde işleme konmak üzere hayret verici bilgileri eninde sonunda belirginleştirecektir. Bu bilgiler, gün boyunca fark edebileceğiniz parlak sezgiler hâlinde açığa çıkacağından, pek de uygun olmayan şartlar altında transa girmek gibi, şuurunuzu kaybetmenizi gerektirecek durumlarla ilgilenmek zorunda kalmayacaksınız. Söz gelimi kahvenizi yudumlamaktayken, bir anda Çin’de yaşadığınız çok eski zamanlarda çay içmeyi ne kadar sevdiğinizi hatırlayacaksınız. İşin ilginç yanı, kimi zaman saf bir şekilde birkaç saniye boyunca bir şeyleri ölçüp biçerken, kendinizi bu yaşamınıza ait olmayan bazı kesitlerin içinde bulacaksınız. Buna benzer durumları birçok defalar yaşadım; bu hepimiz için yepyeni bir deneyimdir.

Kendi kendine ipnoz teknikleri, aynen rezonans metodu gibi, diğer çalışmalarla birleştirilerek, çabalarımızı yoğunlaştırmamız gereken zaman dilimlerinin ve kültürlerin belirlenmesinde kullanılabilir. Ancak kendi kendine ipnoz tekniklerinin en büyük yararı, zihnimizi geçmiş yaşam çalışmalarına hazırlayıcı nitelikte “ısınma” alıştırmalarını sağlamalarıdır. Düzenli olarak uygulayacak olursanız, şuurdışı- nızı daha derin araştırmalara hazırlamanız, meditasyon uygulamalarına ve rüya çalışmalarına uyum sağlamanız da kolaylaşacaktır. (Rabıta yaparken bu tekniklerden faydalanılabilir.)

NOTLAR

  1. Robert Keith YVallace ve Herbert Benson, “The Physiology at Meditation”, The Nature ofHuman Consciousness, editör: Robert E. Ornstein (New York: Viking Press, 1974), s. 266.
  2. Ernest R. Hilgard, The Experience of Hypnosis (New York: Harcourt, Brace & VVorld, 1968), s. 150.
  3. Charles T. Tart, Altered States of Consciousness (New York: John VViley & Sons, 1969), s. 229.
  4. Liz Grist, “Hypnosis Relies on Left-Brain Dominance”, New Scientist 103, no. 1415 (2 Ağustos 1984): 36.

Kaynak: Michael Talbot Geçmiş Yaşamlarınızı Keşfedin, Çeviren Cenk TÜRKMAN Kitabın orijinal adı Your Past Lives A Reincamation Handbook, Ege Meta Yayınları, 1998, Alsancak / İZMİR

BAŞA DÖN

KÜTÜPHANE

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.