MERYEM İLE YÖNETİLME ZAMANI GELDİ Mİ?

 

YÖNETİMDE ERKEK VE KADIN NE DEMEKTİR?

Devlet ve millet menfaatlerinde erkeklerimiz duyarsız mı oldular?

Kadınlarla yönetilmemizin zamanı mı geldi?

Türk Milleti kendi içinde huzursuz olduğundan bir annenin şefkatine mi ihtiyaç duyuyor?.

Unutmayalım ki,  Türk milleti içinde bir erkekten daha erkek ve cesur kadınlarımız vardır.  Günümüzde nice insanımızın kimlik karmaşası içinde cinsiyet sorgulamasına düştüğünü görmekteyiz. Erkeklerimiz erkek gibi davranmıyor.  Bu nedenle sağlam karakter gösteremeyenleri tercih etmek yerine kadınlarımız üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor. Yani, seçimlerimizde kadınlarımızı öne çıkarma zamanının geldiğini söyleyebilirim.  Bir yöneticinin kadın veya erkek olması meselesinden duruma bakılırsa, meclisi olan ve kararlarına saygılı olan biri için cinsiyet sorun teşkil etmez.  Sonuçta Türk Milletinin şefkat edenleri beklemesi bir haktır, diyoruz.

Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki;  “Merhamet edin ki, merhamet olunasınız.”.”

“Kırklar kaç erdir? Diye zâtın birine sormuşlar.

Kırk nüfustur, demiş.

Niçin er demediniz de nüfus dediniz? Diye tekrar sorunca:

“İçle­rinde kadın da vardır da onun için…Buyurmuş. (Ken’an Rifâî, Sohbetler . s. 340)

 

Tezkire-i Evliya adlı kitapta, Feridüddin Attar kuddise sırruhu’l aziz buyurur ki;

“Hususi bir mahremiyet perdesi altında saklı ve ihlâs örtüsü ile gizli olan, aşk ve iştiyakla tutuşan, yakîn ve yanık olmaya vurulan, Meryem-i Safiye aleyhisselâma nâib bulunan, erenler nezdinde kabul gören Râbiatu’l-Adeviye radiyallâhü anha’dır. (h.y.t. 185)

Biri çıkıp onu; “Niçin erkekler safında zikr ettin,” diye sorarsa bana, derim ki; Hâce’-i Enbiya Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem “Allah Teâlâ sizin suretinize bakmaz…” buyurmuşlardır.

Şimdi amel, surete göre olmayıp iyi niyete göredir. Şayet dinimi­zin üçte birini Aişe-i Sıddîka radiyallâhü anhadan almak caiz ise, aynı şekilde onun cariyelerinden, (yâni halefleri olan veliye hanımlardan) dini­mizi öğrenmek (ve feyz) almak da caizdir.

Bir kadın, Allah Tealâ’nın yolunda er olursa, artık ona kadın de­nilmez. Nitekim Abbase-i Tusî: “Yarın Arasat meydanında, “Ey erler!” diye nida edildiği vakit, rical (erkekler) safına ilk önce ayağını basacak olan Hz. Meryem’dir,” demiştir.

Bir şahıs (Râbiatu’l-Adeviye radiyallâhü anha) ki, o mecliste ha­zır olmayınca Hasan Basri radiyallâhü anh konuşmazdı. Öyle bir şahsın mutlaka er­kekler safında yâd edilmesi lazım gelir. Belki hakikat açısından ba­kılınca, görülür ki, bu zümrenin bulunduğu makamda herkes tevhidde yok, (İlahî Vahdette fâni) olmuştur. Şu halde tevhidde: “Ben” ve “sen” namına bir şey kalmamış,  olduğundan :  “Erkek” ve “kadın” ayrımından söz edilemez.

Nitekim Ebu Ali Fârmedî  (h.y.t. 477) nübüvvet, izzet ve şerefin ta kendisidir, “orada büyüklükten-küçüklükten söz edilemez,” demiştir. İmdi velayet de aynen öyledir, bahis konusu olan Râbiatu’l-Adeviye radiyallâhü anha olursa. Zira muamele ve marifet itibarı ile çağında onun bir eşi daha yoktu. O zamandaki büyükler ne ise; muteber olup çağdaşlarına karşı sözü kat’î bir hüccet idi.” (Tezkiretü’l-Evliya, s. 111–112)

Ahmed Âmiş kuddise sırruhu’l-azîz Hazretleri buyurdu ki;

“Kadınlara dikkat ediyor musun? Onların içinde erkekleri vardır. Onlara iyi dikkat et.”

 

Kaynak: ALTUNTAŞ, İ. H. (2007). Gavs-ül Âzam İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Sivasî Nakşi Haki Tarikati İlm-i Ledün Sırları. İstanbul: Gözde Matbaa.

 

BAŞA DÖN

KÜTÜPHANE

 

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.