SURVİVORS GUİDE TO PRİSON (2018) /Cezaevinde Hayatta Kalma Rehberi

Yönetmen: Matthew Cooke

Senaryo: Matthew Cooke

Ülke:ABD 

Tür: Belgesel

Vizyon Tarihi:02 Şubat 2018      (ABD)

Dil: İngilizce

Müzik: Sebastian Robertson

Oyuncular: Susan Sarandon, Jesse Williams, Patricia Arquette,Danny Glover, Cynthia Nixon

Özet:

Parmaklıklar ardındakiler için hayatta kalma kılavuzu niteliğindeki bu belgeselde eski mahkûmlar, yetkililer ve ünlüler ABD hapishane sistemini eleştiriyor.

Filmden

Amerika Birleşik Devletleri’ne hoş geldiniz.

 Buraya özgürlükler ülkesi diyoruz ama bu ülke  dünyadaki en büyük cezaevi nüfusuna sahip.

 2,2 milyon Amerikalı.

 Biz burada Çin, Rusya  ve her ülkedekinden daha fazla insanı içeri tıkıyoruz.

 Cezaevlerinde çok kişi var.

 Üniversitelerdekinden daha çok.

 Dünyada hapsedilen kadınların üçte biri  Amerika Birleşik Devletleri’nde.

 Her yıl 13 milyon Amerikalı tutuklanıyor.

**

 Olaya geniş bir açıdan bakın, her yıl tüm Los Angeles ve New York nüfusunun tutuklandığını gözünüzün önüne getirin.

 Kolluk kuvvetlerinde, her gün can kurtaran sayısız kahraman var.

**

“İBRET OLSUN DİYE YAPTILAR”

 **

Cezasını çekemeyeceksen suç işleme.

 Bu programlar sıkı denetim altında çekiliyor ve yönetiliyor.

 Bunlar sizi karşılaşacağınız gayri insani şartlara, şiddete ve zulme hazırlamazlar.

 Kanuna uyduğunuz için, endişelenecek bir şey olmadığını sanıyorsunuz.

 Wall Street Journal’da çıkan bir habere göre, kitaplarda o kadar çok kanun var ki, sıradan bir Amerikalı farkında bile olmadan günde -üç suç işliyor.

 -Hiçbir şey yapmadı! Bir Amerikalı olarak burada hapse girme ihtimaliniz dünyanın her yerine göre daha yüksek.

 

 Bruce Lisker, cinayetten hüküm giyen masum bir adam İŞLEMEDİĞİ BİR SUÇ YÜZÜNDEN 26 YIL ve Reggie Cole, yine masum olan İŞLEMEDİĞİ BİR SUÇ YÜZÜNDEN 16 YIL ve daha da korkunç bir kâbus yaşayan biri.

**

MASUM ADAM CEZAEVİNDE 16 YIL YATTI

Doktor olmak için yıllarca okuman gerekir.

 Avukat olmak için yıllarca okuman gerekir.

 Sadece lise ya da genel denklik diploması olan birinin nasıl böyle bir güce, gerçekten birinin canını alabilen bir tabancaya sahip olabildiğini ve nasıl size böyle suçlamalar yapabilen bir kanun uygulayıcı olabildiğini anlamıyorum.

 İnsanlar seslerini çıkarma gereği duymuyor çünkü bu onların başına gelmiyor.

**

CEZAEVLERİNDEKİ AKIL HASTASI SAYISI, HASTANEDEKİLERİN ON KATI

**

 Konuyu incelediler.

 Sonuç olarak  tutukluların yüzde ellisinde bir zihinsel sağlık sorunu olduğu tespit edildi.

 Teröristlerle pazarlık yapmayacağız! 1960’larda eyalet psikiyatri hastaneleri kapanmaya başladı ve memleketin akıl hastaları kendilerini sokaklarda, sık sık da cezaevinde buldular.

 Zihinsel hastaysanız ve cezaevindeyseniz, büyük ihtimalle durumunuz kötüleşir.

 Artan davranış sorunları yaşayacak, orantısız bir şekilde suistimal edilecek, dövülecek ve tecavüze uğrayacaksınız.

 Büyük ihtimalle intihar edeceksiniz.

 Tahliye edilirseniz büyük ihtimalle yeniden suç işleyip geri döneceksiniz.

 Çoğu cezaevi personeli hastalığınızı teşhis, idare ya da tedavi edecek donanıma sahip değil.

 Bütün bunları üst üste koyunca şu soruyu sormadan edemiyorum.

 Asıl deli olan kim?

 **

 O haksız yere hüküm giymiş ve 16 yıl hücrede hapis yatmış masum bir insan.

 Kimse tecridin diğer insanlar üzerindeki psikolojik etkilerini hayal bile edemez.

 Hücrede hapis yatan Amerikalıların yüzde 95’i ciddi önemde psikiyatrik bir hastalığa yakalandıklarını belirtiyor.

 Paranoyak, şizofren oldular ve sesler duydukları için uyuyamıyorlar.

 Bu kişiler intihara beş kat daha fazla meyilliler.

 İnsanlar bir yerlerini keserek, boyunlarına çarşaf bağlayarak, ilaçlarının dozunu artırarak intihara teşebbüs ettiklerinde ben oradaydım.

 İran’da iki yıldan fazla hücre hapsine çarptırılan kimseyi bilmiyorum, ki bu da aşırı uzun bir süre.

 **

 ABD’nin dünyanın en büyük cezaevi  nüfusuna sahip olmasının en büyük nedenlerinden biri hapis süresinin uzunluğudur.

 Kanada ve İngiltere’de soygunculuk suçunun cezası ortalama altı ay hapistir.

 ABD’de ise yaklaşık bir buçuk yıldır.

 Diğer gelişmiş ülkelerde, uyuşturucu bağlantılı bir suçun cezası bir ya da bir buçuk yıl hapistir.

 **

 Katilsen cinayet işlersin.

 Cinayet işleyip dururlar, değil mi?

 Bu yüzden de cezaevinden çıkmalarına izin verilmez.

 Dışarı çıkarlarsa, yine cinayet işlerler.

 Gerçekte ise, cinayetin hemen her zaman bir bağlamı vardır.

 Bir durumdur.

 İstatistiki olarak bakarsak, dürtüsel olarak veya zarar verme arzusu ile tetiklendiği durumlar çok enderdir.

 Bir dizi koşula, gerçek ya da algılanan tehdide veya aşırı duygusal bir duruma gösterilen bir tepkidir.

 Bir arzu, temayül değildir.

 Temelde, bir psikopatın yani okuduğumuz seri katilin profiliyle bir mahkûmunkini karıştırıyoruz, değil mi?

 Toplum olarak bir an durur ve cezaevindekilerin de insan olduğunu, çok çeşitli kültürlerden geldiğini, genelde en aşırı ve zor durum ve şartlara maruz kaldığını düşünürsek, ki çoğumuz bu durum ve şartların bazısını zihnimizde bile canlandıramayız, bütün yargılar, bütün düşmanlıklar ve bütün kindarlıklar artık doğal olmaktan çıkar.

 Birçok öğrencimiz cinayet işledi ve olay olur olmaz suçlarından dolayı çok kötü hissetti.

 Kötü bir şey yaptıklarını anlamaları ya da bir daha yapmak istememeleri için cezaevinde 15 veya 20 yıl yatmaları gerekmez.

 Ceza adaleti sisteminin  hiçbir insani boyutu yok.

 İnsani boyutu yok.

 Size destek olan yok.

 Topluma destek olan yok.

 Kendi istekleri doğrultusunda kurulduğunu söyleyebilirler.

 Ama öyle değil, Kaliforniya ve diğer birçok yerde değil.

 İnsanları cezalandırmak için kurulmuş bir sistem ve kötü bir durumu ele alıyorlar ve genelde çok daha fazla kötüleştiriyorlar.

 CEZAEVİ MODELİNİ YAŞATMAK

 Devlet hapishanelerindeki resmi başarı oranını biliyor musunuz?

 Mahkûmların yaklaşık yüzde 80’i beş yıl içinde geri gidiyor.

 ADALET BÜROSU İSTATİSTİKLERİ

Yani başarı oranı yüzde 20.

 Bu oranı uçaklar için uyguladığımızı düşünelim.

 Düşünün, on uçaktan sekizi düşüyor.

 İnsan delirir.

 Üstelik bu Adalet Bakanlığı’nın verisi.

 Federal hükûmetin araştırması.

 Dr. Michael Coyle Harvard Üniversitesi’nde eğitim gördü, adli çalışmalar dalında doktorası var ve California State University’de ceza adaleti profesörü.

 Dr. Coyle cezaevinin suç eylemlerini artırmanın yanı sıra toplumun geneline de zarar verdiğini söylüyor.

 Ailenin geçimini sağlayan kişi toplumdan soyutlanıp on yıl cezaevine tıkıldığında aileye ne oluyor?

 O çocuklara ne oluyor?

 Nasıl etkileniyorlar?

 Hayatta başarı şansları ne?

 Giderek düşüyor.

 Yakın çevre nasıl etkileniyor?

 O çevrede kaynaklar azalıyor, Çevreden aileye, belki öbür ebeveyne, belki çocuklara yardım talebi artıyor.

 Hangi açıdan bakarsanız bakın bu kesinlikle bir fiyasko.

 Kanımca her şeyi yeniden düşünmeli, eşeğe altın semer vurmaktan vazgeçmeliyiz, hâlen yaptığımız bu.

 Sanıyorum, insanların cezaevi olmayan bir dünyayı hayal etmeleri zor.

 Cezaevi fikrine o kadar alışığız ki, aksini göz önüne getirmek kolay değil.

 Suç işleyen insanları cezaevine koymazsak ne yapacağız?

 Başka seçenekler var.

 Dostoyevski bir toplumun uygarlık seviyesinin cezaevlerine girilerek ölçülebileceğini söyledi.

 İbraniler, 13:3, “Zincirlenmiş olanları sen de onlarla zincirlenmişsin gibi hatırla.”

 Eğer yapmazsak, herkesi riske atarız.

 DIONNE WILSON EMNİYET VE ADALET İSTEYEN KALİFORNİYALILAR

Kocam Dan polis memuruydu ve görevi başında öldürüldü.

 Duruşmadaki hedefim kocamı öldüren adamın birinci derece cinayetten hüküm giymesi ve ölüm cezasına çarptırılmasıydı.

 Öyle de oldu.

 Öyle oldu.

 Ben de işte oldu dedim.

 Adalet yerini buldu.

 Artık serbestim.

 Ama öyle olmadı.

 O o bir yalandı.

 Hiçbir şeyi değiştirmedi.

 **

 Şiddet şiddetle tedavi edilemez.

 Şiddet asla şiddetin çaresi olamaz.

 Bu binlerce yıldır söylenir.

 Karanlık, karanlıkla yenilemez.

 Sadece aydınlığı getirebilirsin.

 Kamu güvenliğini gerçekten sağlamak istiyorsak soru sormaya başlamalıyız.

 Nedenini sormalıyız.

 Bu delikanlının özel hayatında ne oldu ki yüreği böylesine hissizleşti, başka bir insanın canını alacak kadar neden korktu?

 Bu insan neden ha bire nezarethaneye ya da cezaevine girip çıkıyor?

**

 Tyrell’in ruhunu iyi bir şeye yönlendireceğiz, çok daha etkili bir şeyler yapacağız.

 Önemli olan ne olduğunu anlamak.

 Hasarı nasıl onarabiliriz?

 Tekrarlamamasını nasıl güvence altına alabiliriz?

 Sadece o kişinin değil, ardından gelen kişilerin de.

 O sorunun cevabını alınca, bu konuda gerçekten bir şey yapmamız gerekiyor.

 Travma tedavisine yardımcı olan kurumlara reel yatırım.

 The New York Times’da birkaç yıl önce ilginç bir makale yayınlanmıştı.

 Adı Milyon Dolarlık Bloklar idi.

 Bir blokta fiilen hapis yatan mahkûm sayısı ile devlete kişi başına maliyetini çarptığınızda blok başına bir milyon dolardan fazla ediyordu.

 Diyeceğim şu ki, o milyon dolarları insanları hapsetmek için harcamak yerine o çevreleri dönüştüreceğini çok iyi bildiğimiz alanlara yatırım yapın.

 Shakespeare’e hayranım çünkü onun için en önemli olan şey sözcükler.

 Travmayı tedavi etmenin tek yolu doğru dili bulmaktır.

 Babamla tanıştığımda 15 yaşımda filandım.

 Daha önce hiç görmedin mi?

 Burada tuhaf bir şey var.

 Geçmişi biraz benimkine benzeyen biri, bir şey.

 Yapmaya çalıştıkları şey o karakteri olabildiğince gerçekçi bir şekilde içlerinde yaşamak.

 Ve o karakterin gerçeğini bulmak için analizler yapıp derine inerken kendi hayatlarının derinine inmeye başlıyorlar.

 Bir delikanlıyken cezaevine geldiğimde daha yaşlı mahkûmlar bana dalavereli para kazanmanın ve polisten kaçmanın yollarını öğrettiler.

 Onlara saygı duydum.

 Onlar akıl hocalarımdı.

 Shakespeare Behind Bars programıyla akıl hocalığının çok önemli olduğunu ama doğru yöne yönlendirmenin de aynı derecede önemli olduğunu öğrendim.

 Kentucky’de programa katılan 22 yaş grubunun tekrar suç işleme oranı % 5,1. YALNIZCA YÜZDE 5,1 CEZAEVİNE GERİ DÖNÜYOR Sokak çocukları.

 “Nasıl geri gitmediler?”

 İnsanlar ha bire soruyor.

 “Bana sormayın, onlara sorun.”

 diyorum.

 Ne söyleyecekler?

 Şöyle derler: “Buraya gelmeme neden olan suçumun sorumluğunu alıyorum.”

 “Neden öyle davrandığımı şimdi anlıyorum çünkü hayatımı baştan sona değerlendirdim.

 Ama artık aynı insan değilim.”

 Sanat programları mahkûmlara çoğu zaman umut aşılar çünkü sanat insan olmanın özüyle ilgilidir.

 Vipassana yoğun bir program, bir meditasyon tekniği.

 Mahkûmun on gün boyunca günde 24 saat programa katılması gerekir.

 Ölüm hücresinde sekiz buçuk yıl geçirdim, bu daha zordu.

 Derinlere gömülü ne varsa, yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

 Orada yeterince kalmanı istiyorlar ki, meselelerini gerçekten çözebilesin.

 **

 İnanılmazdı.

 Gerçekten inanılmazdı.

 Ayaklarım zincirlenmeden, belimde zincir ve zincire takılı kelepçelerim ve tulumum olmadan 26 yıldır bir araca binmemiştim.

 “Uyum” kelimesi Ne manaya geldiğini çözmeye çalışıyorum.

 Yapmalı mıyım Hâlâ bu kelimenin anlamını çözmeye çalışıyorum.

 Mesela, Mars’tan dünyaya gelince nasıl uyum sağlarsın?

 Bence oradaki oksijen bile aynı değildir.

 Hiç uyum sağladığımı düşünmüyorum.

 BU BİR FİLM DEĞİL, BİR HAREKET BİZE KATILIN

Altyazı çevirmeni: Can Çelik||

BAŞA DÖN

KÜTÜPHANE

Reklamlar

....

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.