HANNAH ARENDT

  ÖLÜMSÜZLÜĞE KARŞI EBEDİYET HANNAH ARENDT, The Human Condition, Bir yandan bu dünya işlerine her türden etkin katılımın öle yandan nihaî vargısı tefekkür olan saf düşüncenin birbirlerinden tamamen farklı iki merkezî İnsanî ilgi konusunu oluşturmaları, “düşünce insanları ile eylem insanlarının farklı yollar izlemeye başlamaların”dan,[1] yani Sokratik okulda siyasî düşüncenin ortaya çıkışından beridir şu ya da bu […]

BİR İNTİHARIN ÖNSÖZLERİ

  Hayallerimin renkli tarafını kaybettiğimi anlıyorum. Günlerdir saçlarım okşanmıyor. Sen bir kez daha tutkum oluveriyorsun. İlk kez yenilmiş savaşçının dağ gibi büyüyen kahrı gibi bu sevda her yanımı kaplıyor. Dilimden düşüveren kelimeler gece yarısını atlarken, mısralar, ipi kopmuş tespih taneleri gibi dağınık. Halen senden koptuğuma inanamıyorum. Bana karşı yüklediğin nefreti, inançsızlığı, güvensizliği hiçbir ölüme mahkûm […]

ÖNCE YAHUDİLER ŞİMDİ FİLİSTİNLİLER VE SONRA

  MARTİN BUBER VE TANRI TUTULMASI Elis Simson/   20 Şubat 2013   Geçtiğimiz kasım ayında dünyaca ünlü bir yoga eğitmeni olan Seane Corn’dan iki günlük bir eğitim alma şansım oldu. “Off the mat and into the world” (“Minderden in ve dünyaya dal” diye çevirebiliriz) adlı aktivist organizasyonun kurucusu olan bu harika kadın eğitim sırasında bize bir hikâye […]

KARAKTERSİZ KARAKTERLER

  Karaktersiz karakter, ahlaksız kişi demek oluyor. Ahlak, İngilizce ethics ve Fransızca éthique. Latince ethicas. Grekçe ethike sözcüklerinden geliyor; ethicus veya ethos karakter anlamını veriyor. Ahlak, sonradan kazanılıyor. Ahlak, sonradan kaybedilebiliyor. Her ahlakçı önce bir ahlak silicisi [1] ve sonra da bir ahlak yazıcısıdır; yalnızca mevcut ahlakı silmek, ahlaksızlığın propagandasını yapmak oluyor. Çekoslovak göçmeni Milan […]

İNTİHAR VE ÖLÜM ARASINDA

  TAHRİR VAZİFELERİ III-İSMET ÖZEL İKİ ÖLÜM İKİ HAYAT “Ölümlerden ölüm beğen”. “Cesur adam için bir ölüm vardır, fakat korkaklar defalarca ölür”. Böyle ifadelerle karşılaştığımız zaman ve bunlar gibi niceleri karşımıza çıktığında çeşitli ölümler olduğu, olabildiği izlenimine kapılırız. Yine de bu ifadelerin içinde saklı anlamın ölümün mahiyetine değil de ölme biçimine ilişkin olduğunu fark etmemek […]

OKUMAYI OKUMA

  “YAYINLAR” GERÇEĞİ Zamanımızda çalakalem yazmaktan meydana gelen oluk oluk mürekkep sarfiyatına ve dolayısıyla gittikçe yükselen beş para etmez süprüntü kitaplar seline karşı edebiyat dergileri bir bent, bir set işlevi görmelidir. Çünkü onların kitapları hatır gönül gözetmeden, doğru ve adil şekilde değerlendirmeleri gerekir ve (bu sayede) yetersiz yeteneksiz bir yazarın kaleminden çıkma her kitap müsveddesi, […]

ARTIK DELİRMEK ZAMANI

  DİNDEN UZAKLAŞMANIN RUHSAL BOZUKLUKLARDAKİ ETKİSİ   Topluma uyumsuzluk başta olmak üzere, akıl hastalıklarına kadar giden ruhî teşevvüşler (karışıklıklar) [1] ve bunlara bağlı beden hastalıkları, şimdi, dünyada, birinci plânda mütalâa edilen bir büyük problem haline gelmiştir. Niçin ruhî teşevvüşler? Nerede? Ve nasıl olmaktadır? Acaba, hakikaten dünya düşünürleri de, dinî bağlarda çözülmeği, ruhî bozukluklarda bir sebeb […]