GÖKTE YILDIZ OLABİLİRİZ, FAKAT AHLAK BAŞKA

AHLÂK; İnsanlığın Alâmet-i Fârikası Cavit SUNAR İbn Miskeveyh özellikle, İbn Sînâ’nın ilim ve Felsefe alanındaki şöhretinden ötürü de, onunla aralan daima açık kalmıştır. Nitekim bu yolda şöyle bir fıkra anlatılmaktadır: İbn Miskeveyh, bir gün, sarayda pek seçkin bir öğrencisine ders verirken içeriye İbn Sînâ girmiş ve İbn Miskeveyh’in Matematikteki bilgisizliğine işaret kasdı ile önüne bir […]

PİSAGOR, SOKRAT VE EFLÂTUNA GÖRE MUTLULUK

  Arito’dan önce gelen Pisagor, Sokrat, Eflâtun ve bunlar gibi bazı filozoflara göre de faziletler ve (Mutluluk) ruhtadır. Bunlar, bunun için mutluluğu, yalnız, Hikmet, İffet, Şecaat ve Adalet gibi ahlâkî faziletlerden ibaret saymışlardır. Bunlarca, ruhta ahlâkî faziletler bulundukça o ruh mutludur ve başka bir şeye muhtaç olmaz. Zira, ruh, bu faziletlere mâlik olunca, meselâ, bedence, […]

ALLAH TEÂLÂ’YA KULLUK

Filozoflarca insanın Allah Teâlâ’ya kulluğu üç türlüdür : 1-        Beden ile yapılan ibâdetler ki bunlar da (namaz, oruç, kutsal yerleri ziyaret ve dua) gibi şeylerdir. 2-        Ruha ait olan ibâdetler ki bunlar da (Allah’ı bilmek, Allah’ı birlemek, Allah hakkında doğru inançta bulunmak ve O’na şükretmek, ve O’nu medh ve senâ etmek ve bütün Kâinatta O’nun […]

HİÇ OLMAZSA EVDE VE GECELERİ YATARKEN KADINLAR SAÇLARINI ÖRTMELİ

İslâm’ın kadınlar için koyduğu emirlerden biride örtünmedir. Ancak Günümüz kadınında örtünme bir sorun haline gelmiştir. Ümmi boyutta [herşeyin sâfi olduğu ilim] bazı şeyler mecburiyet hasıl ettiğinden örtünmeyi gerektiren bir durumu sizlere açalım. Bir kardeşim vardı. Çok evvel vakit bana rüyasını tabir ettirmek istemişti. Bizde “bildiğimizin ârifi olarak oluruz” dedik. Rüya başlangıcında birde beni görmüş, “hemen […]

RİCÂL-İ GAYB ERENLERİNDEN TONUSLU HACI MEHMET EFENDİ (SAÇLI BABA)

  “Duasını aldığım Erenlerden” Anadolu’nun hemen hemen her köy, kasaba ya da beldesinde en az bir tane ziyaret mekanı mevcuttur. Bu mekanların sayısı şehirlere uzandıkça çok daha artmaktadır. Bu mekanlara sıradan bir mezar, kabristanın bir parçası olarak bakmak çok isabetli bir yaklaşım değildir. Çünkü bu mekanlarda medfun bulunan şahsiyetler, ölmeden önce toplumsal yapıda çok önemli […]

DERVİŞLİK, ŞEYHLİKTEN ÜSTÜN MÜ?

Güzel değilim ama bari güzel aşıkıyım. Bâde değilim ama bari bâdeden sarhoşum. Hep Tanrıya yalvaran gerçek dervişlerden değilim, ama, senin meyhanende toplanan sarhoşlar arasındayım! Mevlâna- Rubâiler/1568   Hikâye İşin garip olduğu dünyada bir derviş vardı. Hali de şeyhinden âlâ idi. Ancak usûl koyan koymuş, “derviş, şeyhine bağlıdır” idi. Şeyh, yeri gelir dervişinin peşinden bile yürüse […]

SENİ ARADIM -DÖNMEDİN

Aranılan oluyum, dedin. Aradığımızdın. Yine de cevap vermedin. Sonra   Avlanacağım dedin, gittin; av oldun, seni avladılar. Huzura, karara kavuşacağım dedin, büsbütün huzurdan, karârdan oldun Divan-ı Kebir, CXIX, c.1, sh: 352 [Sana] Seni anlatmaya imkân yok, çünkü Tanrı sırrının şerhisin, canın canına cansın da ne diye cana gelmezsin? Divan-ı Kebir, CXXXIV, c. 1, sh: 369 […]

BİR SOHBETİN ANALİZİ

Münir DERMAN Efendinin bir sohbetinde anlattığı [tenkitlerden âri olmayacak kadar sataştığı] konunun Yunus Emre tarafından yıllar önce izah edildiği ve danışmanın kapsamına giren kişilerin kimler olduğunu anlayacağınızı umarım. Önce Sohbet metnine bakınız. Daha sonra ilâhide anlatılan hususları görünce kimler nerde ve değildir, bir daha açığa çıkacaktır. İhramcızâde İsmail Hakkı Sohbet Metni Münir Derman Hz. Anlatıyor: […]

NAMAZ –YUNUS EMRE

XVIII. İrte namazı: Sabah namazı Sana direm iy velî dur irte namazına Eğer değülsen öli dur irte namazına Ezan okur müezzin çağırur Allah adın Yıkma dinün bünyadun dur irte namazına Ağar pervaza kuşlar tesbih okur ağaçlar Himmet alın kardaşlar dur irte namazına Namazı kıl zikr ile elün getür şükr ile Öleceğün fikr ile dur irte […]

23. İLÂHİ -NAMAZ KILMAYANA MÜSLÜMAN DEME

Yunus Emre Sanaatun yiğreği namaz imiş hoş bîşe Namaz kılan kişide olmaz yavuz endîşe Tanlacak durı gelgil elüni suya urgıl Üç kez salâvât virgil andan bakgıl güneşe Allah buyruğın tutgıl namazın kılup g’itgil Namazın kılmayınca zinhar varmagıl işe Evünde hâlâlüne beş vakt namaz öğretgil Öğüdin tutmaz ise yazugı yokdur boşa Namaz kılmaz kişinün kazanduğı hep […]

TÜRK İSLAM EDEBİYATINDA DUÂNÂMELER VE MEVHİBETÜ’ L-VEHHÂB

Hocaefendi kardeşlerimiz için secili, kafiyeli, hoş edalı dua terkipleri vardır. Tezi incelemelerinde fayda vardır. Kaynak. Yeter SEVİM YÜKSEL, Türk İslam Edebiyatında Duânâmeler Ve Mevhibetü’ l-Vehhâb T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlahiyat Ana Bilim Dalı İslam Tarihi Ve Sanatları Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi , 2005, İstanbul KİTABI İNDİR

ABDÜLVEHHÂB EŞ-ŞA’RÂNÎ RAHMETULLAH-İ ALEYH HAYATI VE İLMΠŞAHSİYETİ

I- HAYATI: A- İsmi ve Nesebi : Abdülvehhâb eş-Şa’rânî, Ebu’l-Mevâhib Abdülvehhâb b. Ahmed eş-Şa’rânî (veya eş-Şa’râvî) ismiyle anılmıştır. “Şa’rân” nisbesinin “saç” kelimesinden türetildiği ifade edilse de, bu nisbenin asıl olarak Yukarı Mısır’da Rîf bölgesinde yer alan Münûfiyye şehrinin bir köyü olan Ebu Şa’ra köyüne nispetle kullanıldığı ifade edilmiştir. Abdülvehhâb eş-Şa’rânî, el-Kibrîtu’l-Ahmer adlı eserinde kendisi hakkında […]

ÂRİF ve HAYRET

  Hzl: Nurgül KARAYAZI “Tanıyan, bilen, vâkıf ve âşinâ olan, hâlden anlayan” gibi mânâlara gelen ârif, daha çok tasavvufta kullanılan bir terimdir. Ârifin bilgisine mârifet denir. Mârifet, kelâm ve felsefede ilimle eş anlamlı olarak umumiyetle bilgi mânâsına kullandığı gibi mârifetullâh şeklinde ve Allah hakkındaki bilgi için de kullanılmıştır. Tasavvufta ise Allah’a dâir olan bilgi başta […]

XI.-XIII. YÜZYILLARDA KUDÜS

Hzl: Muammer GÜL KUDÜS VE TARİH İÇİNDE ALDIĞI İSİMLER Kudüs’ün tarihi, Bronz çağının (M.Ö: 3000-1200) başlangıç devrelerine kadar gitmektedir. Bu uzun tarihi seyir içerisinde uğradığı sayısız istilalar sonucu buraya hakim olan milletlerin siyasî, sosyal ve kültürel etkileri ile şehir birçok adlar almıştır.   Kudüs, Bronz Çağının başlangıç devrelerinde Kenanîler tarafından inşa edilmiştir. Bu dönemde en büyük […]

CİNSELLİĞİN KABULÜNDE BATI DÜNYASI GERİ KALMIŞTIR

“Okumadan geçmeyin” Batılılar arasında İslam’a cinsellik konusunda çok gevşek bir tavır takındığı, hatta cinselliği bir değer olarak ele aldığı yolunda eleştiriler yöneltilmiştir. Öte yandan psikoloji bilimi bize insanların başkalarının hatalarını çok kolay gördüğünü, buna karşılık kendilerinin —belki de eleştirdiklerinden daha yanlış— tavırlarını görmezden geldiklerini bildirmektedir. Bu konuda da böyle bir durum sözkonusudur. Geçmişte nasıl eleştiriler […]

TARİHTE TÜRKLER VE HATUNLARI

“Artık Türkler, her şeye hakim ve sahip oldular Diğer bütün insanlara Türklerin (emirlerini) dinlemek ve (isteklerine boyun) eğmekten başka yapacakları bir şey kalmadı.” Arap Şairi    Allah Teâlâ dinini /töresini korumak için milletler yarattı ve devletler kurdurdu. Türk Milleti olarak şanlı tarihî geçmişimizle övünmek ve ne kadar şükretsek azdır. İslâmiyet kıyamete kadar bakî kalacağına göre […]

“ALLAH” LAFZI

Dilbilimsel ilkelerin başında lafzın vazının belirlenmesi gelir. Bu süreçte çoğunlukla incelenen lafzın iştikak serüveni serimlenir ve bu serilmemeyle birlikte kelimenin vazî delaleti belirginleştirilir. Sözgelimi besmelede geçen “Allah” lafza-i celâlinin tefsirinde Zemahşerî önce lafzın aslını belirginleştirmektedir. Buna göre “Allah” lafza-i celâlinin aslı, الاله ‘’tır [5] الاله ‘ lafzındaki hemze, kelimenin tasriflerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. şeklinde özel bir […]

RENKLER VE DİNLER

  “Türkoloji Dergisi III, I, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Enstitüsü, Ankara Ün. Bas. 1968, 167 s.” bu konuda şu bilgiyi veriyor. “Annemarie von Gabain’in Semih Tezcan tarafından türkçeye çevrilen “Renklerin Sembolik Anlamları” adlı makalesinde Türklerde dört yönün (Doğu: mavi “kök /yeşil”, batı: ak, güney: kızıl, kuzey: kara […]

TANRI KELİMESİNİN GÜNÜMÜZDE KULLANILMASI ÜZERİNDE DÜŞÜNCELER

En eski Türklerde Tengri veya sonra Tanrı kelimesi XII. yüzyıl tarihçilerinden Süryani Mihail bile: “Türkler daima tek Tanrı’ya ve göklerin ona ait olduğuna inanıyor ve Arapların da aynı Allah’a inanmaları onların dinini kabule sebep oluyordu”, demek insafını göstermiştir. Doç.Dr, Hakkı Dursun Yıldız: “ Türklerin Müslüman olduktan sonra Allah adı kadar Tanrı adını kullanmaları da şüphesiz […]