MÜDERRİS – NAKŞI ŞEYHİ HACI MEMİŞ EFENDİ (MUHAMMED KUDSİ) ’NIN HAYATI kaddesellâhü sırrahu’l azîz 1784-1852

Hacı Memiş Efendi yalnız Konya’nın değil, bütün Anadolu’nun ilminden ve feyzinden istifade ettiği büyük bir Âlim ve ünlü bir Veli’dir. Hacı Memiş (Muhammed Kudsi) Efendi 1784 yılında Konya ili, Bozkır ilçesi, Ali Çerçi köyünde dünyaya geldi. Babasının adı Mustafa Efendi, annesinin adı Halime Hanım’dır. Soyu Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve selleme dayanır. Çocukluğu Bozkır’ın Karacahisar köyünde […]

SİMAVNA KADISIOĞLU ŞEYH BEDREDDİN’E İZAFE EDİLEN BİR RİSALE: RİSÂLE-İ BEDREDDÎN

Osmanlı tarihinin önemli simalarından biri olan Şeyh Bedreddin kaddesellâhü sırrahu’l azîz (1358-1420), esas olarak bir din âlimi, bir mutasavvıf bir devlet adamıdır. Birçok kimliği üzerinde barındıran bu şahsiyet, aynı zamanda farklı alanlarda yazdığı eserleriyle de tanınmaktadır. Bunlar arasında Letâif, Câmiu ‘l-Fusûleyn ve Fetâvâ gösterilebilir. Biz burada, Şeyh Bedreddin den yaklaşık dört yüz yıl sonra yazılmış […]

İBN-İ HALDUN’UN YORUMCULUĞUNUN ÖRNEĞİ: İHLAS SURESİ TEFSİRİ

İbn-i Haldun’un eserlerinde ayet ve hadislerle ilgili yorumlarda bulunması ve hemen hemen her konuda Kur’ân ve sünnet kaynaklarına başvurması onu bir müfessir olarak telakki ettiğimiz anlamına gelmez. Ancak dünya görüşünü cesaretle dillendirdiği gibi dini inançlarını da her platformda eserlerinde yansıtmıştır. Bu bölümde şimdiye kadar zaman zaman ayet yorumculuğuna yer verdiğimiz İbn-i Haldun’un yorumculuk gücününe tek […]

ŞEYH ŞERAFEDDİN-İ DAĞISTANÎ kaddesellâhü sırrahu’l azîz EFENDİMİZ ve SIRLARI (v. 1355/1936):

Şerafeddin Zeynelabidin-i Dağıstanî 1292/1875 yılı, Dağıstan’ın Temirhanşura vilayeti, Gunip kazasının Kikuni köyünde, dünyaya gelmiştir.112 Şeyh Şerafeddin, altı-yedi yaşlarında iken Ebu Ahmed-i Sugurî’nin manevi eğitimine girmiştir. Ebu Ahmed-i Sugurî (v. 1299/1882), İmam Şâmil ile birlikte Ruslara karşı savaştığı için, Ruslar tarafından vatanı Dağıstan’dan sürgün edildiğinde Şeyh Şerafeddin,113 Ebu Ahmed-i Sugurî’nin halifesi olan Muhammed Medenî’nin (v. 1332/1913) […]

“ARİFLERİN DELİLİ – MÜŞKİLLERİN ANAHTARI” KIRIMLI SELÎM DÎVÂNE

VELÎLERİN TEVHİDİ Velîlerin edep, sülük ve huylarını anladınsa, şimdi de Hakikî tevhidi, yani velilerin Hakk’ı tevhid etmesi nasıldır, onu anlata­lım: Ey sâdık âşık, Hakk diye varlığa derler, bâtıl diye de yokluğa. Her ne ki vardır, Hakk’tır, varlığıyla vardır; yani bütün varlıklar Hakk’ın vücudundan meydana gelirler ve yine Hakk’ın vücuduna dönerler. Peygamber “Ondan meydana gelir ve […]

ŞEYHİM YOK DİYE ÜZÜLEN HER KİŞİYE İCÂZET KASÎDESİ

Borlu Ahmed Kuddûsi kaddesellâhü sırrahu’l azîz Hazretleri aşağıdaki şiiri ile bir şeyhle muhatap olsun olmasın herkese tarikat icâzeti vermektedir..                                                                                                               Sâlikâ dinle beni diyem sana bir hoşça râz Çün gereklidir be-gâyet eyle gönülden rikâz   Hak Te’âlâ Hazreti buyurdı gizlü kenz idim Halkı yaratdım ki bilsünler beni bî-inhicâz   Bildiler anı bilenler oldılar üç tâ’ife […]

SALÂT-I MAKBÛLE

Hazırlayan: İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı ALTUNTAŞ بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه وسلم اجمعين  “Salât-ı Makbûle” Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz  için okunan bir medhiye, övgüdür. Âyet, Hadis veya bir me’sur dua değildir. Yalnızca ilk iki satırı ayet-i kerimedir. Bundan dolayı ilk iki satırındaki […]

GÖNÜL HER AN

Gönlümüz her ân sendedir yâ Râb Derdime dermân sendedir yâ Râb Rahat-ı cânım câne cânânım Sırr-ı pinhânım sendedir yâ Râb Âşıkın kâmı, vuslat encâmı Diller ârâmı sendedir yâ Râb Aklı aradım bende bulmadım Şübhe kılmadım sendedir yâ Râb Kalbi yitirdim, ârayı geldim Muttalî oldum sendedir yâ Râb NÛRÎ biçâre oldu âvâre Yâre’ye çâre Sendedir yâ […]

İSMÂİL HAKKI BURSEVÎ Kaddesallahû Sırrahû’l Azîz HAZRETLERİ’NİN KASÎDE-İ FERÎDESİ

Bir ‘Elif’ bul mekteb-i irfanda evvel ‘ba’ yı sor Kad hamide eyleyip yay gibi andan ‘ya’ yı sor Aslı abdır dediler eşyanın , anın aslı ne Noktanın da var mıdır aslı var ol ma’nayı sor Sidre nice münteha oldu semavat üstüne Barigah-ı Mustafa’da ser çeken Tubayı sor Heft deryaya neden tahsis olundu bu sular Ya […]

HALÎFE-İ PÎR-İ MÜNÎR HACI ABDÜLKÂDİR BEY HAZRETLERİ’NİN-SORU VE CEVAPLAR MAHİYETİNDEKİ İKİ RİSÂLESİ

İlişikte Pîr-i Münîr Sultânu’l Muhakikîn Hoca Efendimiz Hazretleri’nin halîfelerinden, Hacı Abdülkâdir Bey Kaddesallahû Sırrahû’l  Azîz Hazretlerinin iki adet mektup cevabı risalesidir. Bu risalelerden birincisi, Azîzimiz, Efendimiz Destgîrimiz Mürşîd-i Kâmil Muhittin USER Kaddesallahû Sırrahu’l Âlî Hazretleri’nin peder-i âlîsi, Manastırlı Niyâzî USER Kaddesallahû Esrârehû Efendimiz Hazretleri’nin talebi üzerine Hacı Abdülkâdir Bey Hazretleri tarafından ihvân-ı sâdıkîn’e hitâben yazılmış […]

MÜ’MİNLER CENNET NİMETLERİNİ KALPLERİNDE VE KAFALARINDA CANLANDIRIP ONU DÜŞÜNÜRLER

Abdullah bin Mübarek rahmetullahi aleyh anlatıyor. Şeyhim Abdülaziz Debbağ kaddesellâhü sırrahu’l âlî Hazretleriden işittim, (Allah Teâlâ ondan razı olsun) buyurdu ki: — Doğrusu müminler cennet ni’metlerini akıllarına getirip gönüllerine doğru çekerler, cennet ile ve Allah’ın onlara orada hazırladığı şeylerle ferahlık duyarlar. Velî olan zata gelince, onun kalbi ve düşüncesi Allah Teâlâ’dan başkasından kopmuştur. Yani onların […]

ÇEKİRGELER YAKILAMAZ

MUTASARRIF AHMET CEVDET BEY (= PAŞA) ZAMANI (1296-1301) = (1878-1883) Yeni Mutasarrıf Ahmet Cevdet Bey bir ay kadar memleketin geçmiş ahvalini ve halkın psikolojisini incelemekle vakit geçirdikten sonra, ilk iş olarak Hükümet konağı mescidini döşeyip, imam ve müezzininin maaşlarını arttırmış, memurlar arasında içki içenlerle, namaz kılmayanları bu huylarından caydırarak, mescide devamlarını sağlamıştır. O yıl Denizli […]

“ÂL-İ MUHAMMED [sallallâhü aleyhi ve sellem] ” VE “EHL-İ BEYT” KAVRAMINA DAİR BAZI HADİSLERİN TASAVVUFΠYORUMLARI

Sûfiler aşırı yorum örneklerinden birisini ehl-i beyt kavramını içeren hadislerin yorumunda ortaya koymaktadırlar. Hz. Peygamber’in âli ve ehli meselesi Şiileri olduğu kadar sûfileri de yakından ilgilendirmiş, sûfiler Şiilerin görüşlerine karşı “âl” kavramına farklı yorumlar getirmişlerdir. Bu konuda Kelâbâzî (380/990), Hakîm et-Tirmizî (285/898) ve İbnu’l-Arabî (638/1240) eserlerinde yer ayırmışlar ve hadislerle bu meseleye açıklık getirmeye çalışmışlardır. […]

ABDULLAH İBN ABBAS VE BÂTINÎ HALİFELİĞİNE İŞÂRET EDEN BİR HADİS:

İsmail Hakkı Bursevî’nin (1137/1728) İmam Nevevî’nin (676/1277) meşhur kırk hadisinin terceme ve şerhinden ibaret olan Şerh-i Hadis-i Erbaîn adlı eseri Türkçe kırk hadis şerhlerinin en hacimlilerindedir.489 Bursevî bu şerhinde her hadisin metnini parça parça ele almakta, sarf, nahiv, lügat bakımından kelime ve tabirler üzerinde durmakta, gerektikçe âyet ve hadislerle manayı takviye etmeye çalışmaktadır. Hadislerin şerhi ağırlıklı […]

NAZARÎ TASAVVUFTA HADİS YORUMLARI

Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil, ilâhi kelime, hakikat-ı muhammediyye, nefesu’r-rahmânî, tecelli, hayâl, berzah, taayyün, tahakkuk gibi konular nazarî tasavvufun en önemli meseleleridir. Özellikle İbnu’l-Arabî’den sonra vahdet-i vücûd felsefesinin etkisinde kalan sûfiler nazarî tasavvufun bu temel kavramlarını âyetlerin yanı sıra hadislerle de temellendirme gayreti içerisinde olmuşlardır. Ancak, mutasavvıfların bir takım felsefî öğretiler ve teorik konular üzerine bina […]

ŞEYHİ OLMAYANLAR İÇİN SALÂT Ü SELÂM İLE SEYR U SÜLÜK

Hzl: İhsan ERKUL Tasavvuf ve tarikatlardaki eğitim ve terbiye işine verilen genel ad seyr u sülüktür. Yani Hakk’a vâsıl olmadır. Tasavvuf ıstılâhında seyr, cehâletten ilme kötü huylardan güzel ahlâka, kulun fâni varlığından Hakk’ın varlığına yönelmektir. Sülük ise mânevi yola girmiş kişiyi Hakk’a vâsıl olmaya hazırlayan ahlâkî eğitimdir. Seyr’in başı sülük, sonu vusûldür. Yani Hakk’a vuslattır[1] […]

SALÂT Ü SELÂM VE SIRLARI

Hzl: İhsan ERKUL Salât ü selâm, Hz. Peygamber (sallallâhü aleyhi ve sellem)’e duyulan muhabbetin, bağlılığın, samimiyet ve sadâkatin ifâdesidir. Bu açıdan birçok sırları barındırmaktadır. Nitekim İbn Ferhûn el-Kurtûbî“Hadâiku’l-envâr fi’s-salâti ve’s-selâm ale’n-Nebiyyi’l-Muhtâr” adlı eserinde, salât ü selâmdaki sırlan kâfiyeli bir anlatımla şöyle ifâde etmiştir:[1] [2] “Salâtü’l-Meliki’l-Cebbâr Şefâatü ’ n-Nebiyyi ’ l-Muhtâr El-iktidâu bil-Melâiketi’l–ebrâr Muhâlefetü’l-münâfıkîne ve’l-küffâr Mahvu’l-hatâyâ […]

YANYALI ŞEYH YÛSUF EFENDİ NAKŞBENDÎ TA‘RÎFU’S-SEYR VE’S-SÜLÛK RİSÂLESİ TERCÜMESİ

Hzl: İhsan ERKUL Risâle’nin tam adı, “Risâletü ta‘rîfi’s-seyr ve’s-sülûk ilellâhi Azze ve Celle bi’s-salâti ale’n-nebiyyi sallallâhü aleyhi ve Sellem”dir. Bu risâleyi Yanyalı Celâl Efendi Zâde Muhammed Abdülkerim, “el-Meslekü’l-kavî li tahsili’t-tarîki’l-Üveysî” ismiyle şerhetmiş ve Risâle’nin metnini şerhinin sonuna eklemiştir. Şârih Muhammed Abdülkerim Yanyavî, Yanyalı Yûsuf Efendi’nin, “Rütbe-i velâyete ulaşmak arzusunda olupta Mürşid-i kâmil bulamayanların Resûl-i Ekrem’e […]

ŞEYH YÛSUF YANYAVÎ kaddesellâhü sırrahu’l âlî (Ö.1245/1829)

Hzl: İhsan ERKUL A.     HAYÂTI 1 1 Hayâtı Araştırma konumuz olan, Risâletü ta‘rîfi’s-eyr ve’s-sülûk İlellâhi Azze ve Celle bi’s-Salâti ale’n-Nebiyyi sallallâhü aleyhi ve sellem eserinin müellifi Şeyh Yûsuf Efendi’nin hayatına dâir mevcûd tabakât kitaplarında geniş ma‘lûmât bulunmamaktadır. Ulaşabildiğimiz kaynaklarda hayatı hakkında, kâfi ve derinlikli bir bilgi elde edemesek de, önemli bilgilere ulaştığımızı söyleyebiliriz. Yanyalı’nın hayâtına […]