HACC-I SÛRÎ VE HACC-I MA’NEVÎ

 Hazret-i Hak Celle ve Alâ buyurur :  [Yoluna gücü yeten her kimsenin Beyt’i haccetmesi de insanlar üzerine Allâh’ın bir hakkıdır] (Âl-i İmrân,3/97) Ey sâlik ! Hüdâ’nın yolu ne sağdan ve ne soldan ve ne yüksekten ve ne alçaktan ve ne uzak ve ne yakîn olur. Belki Hüdâ’nın yolu gönüldedir. Ve bir kademdir eder ki, “nefsini […]

KERÂMET-İ İLMİYYE VE KERÂMET-İ KEVNİYYE

  Suâl olunursa ki, kerâmet nedir ?   Cevâb budur ki, Hak Teâlâ’dan ba’zı ibâdına ikrâm ve in’âmdır. Velâkin kerâmet- i ilmiyye ile olan ikrâmı, kerâmet-i kevniyye ile olan ikrâmından evlâ ve a’lâdır. Ve iki kerâmet ehli dahi ubûdiyyet ve edeb ile ehl-i istidrâcdan mümtâzdır. Zîrâ ehl-i istidrâc (ya’nî kerâmet-i kevniyye ehli) olanlar memkûrlardır. Ya’nî […]

İSM-İ A’ZAM-I ÂLEM-İ CEBERÛT, İSM-İ A’ZAM-I TENZÎLÎ VE İSM-İ A’ZAM-I TEKVÎNÎ

İsm-i a’zam dedikleri, ism-i Allâh‘dır ki cemî’ esmâ-i ilâhiyyenin hakāyıkını câmi’dir. Ve ona ism-i a’zam-ı tenzîlî derler ki lafz-ı Allâh, ism-i lafzî ve mecâzîdir. Ve hakîkatte ism-i a’zam, mezâhir-i esmâ olan kutbü’l-aktâbdır ki “abdullâh”dır. Ve ona ism-i a’zam-ı tekvînî derler ki ism-i hakîkîdir. Zîrâ isim, müsemmâya alâmet için vaz’ olunandır. Lafız ise, mutlak ta’rîf içindir. […]

BÜLBÜLÜN ÇEKDİĞİ ESMÂSI

Ve sâir mürgān [diğer kuşlar] miyânında mertebesi bülbülün dâstânî [hikayesi-zikri] esmâ-i sad- hezârdır. Ya’nî bülbülün çektiği bin ismdir. Bülbülün sâir mürgāndan menzilesi, insân-ı kâmilin sâir mevcûdâttan mertebesi gibidir. Zîrâ mazhar-ı ism-i a’zamdır ki cemî’-i esmâ ve sıfâtı câmi’dir. Ve bunda pervâneyi, âteş-i aşkda ihtirâk hasebiyle bülbül üzerine tercîh vardır. Zîrâ bülbül, şemm-i bûyla medhûş ve […]

KIBLE-İ HAKÎKÎ

  Ma’lûm ola ki, kıble-i hakîkî dedikleri, mü’minin kalbidir. Teveccüh yüzünü ol kıble-i hakîkîye tuta. Kaynak: İhsan KARA, Tasavvuf Istılâhları Literatürü Ve Seyyid Mustafa Râsim Efendi’nin Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil’i, T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlahiyat Anabilim Dalı Tasavvuf Bilim DalI, Doktora Tezi I-II, 2003, İstanbul,  

ESMÂÜ’N-NEBİYY (salla’llâhu aleyhi ve sellem)

Muhammedün, Ahmedün, Hâmidün, Mahmûdün, Ahîdün, Vahîdün, Mâhin, Hâşirun, Âkibün, Tâ-hâ, Yâ-sîn, Tâhirun, Mutahhirun, Tayyibün, Seyyidün, Rasûlün, Nebiyyün, Râsûlü’r-rahmeti, Kayyim, Câmi’, Muktefin, Mukaffî, Rasûlü’l-melâhim, Rasûlü’r- râhati, Kâmilün, Kelîlün, Müddessirun, Müzzemmilün, Abdullâh, Habîbullâh, Safiyyullâh, Neciyyullâh, Kelîmullâh, Hâtemü’l-enbiyâ’, Hâtemü’r-rusül, Muhyî, Müneccin, Müzekkirun, Nâsırun, Mensûrun, Nebiyyü’r-rahmeti, Nebiyyü’t-tevbeti, Harîsun aleyküm, Ma’lûmün, Şehîrun, Şâhidün, Şehîdün, Meşhûdün, Beşîrun, Mübeşşirun, Nezîrun, Münzirun, Nûrun, […]

TASAVVUF ISTILÂHLARI LİTERATÜRÜ VE SEYYİD MUSTAFA RÂSİM EFENDİ’NİN ISTILÂHÂT-I İNSÂN-I KÂMİL’İ

Kaynak: İhsan KARA, Tasavvuf Istılâhları Literatürü Ve Seyyid Mustafa Râsim Efendi’nin Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil’i, T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlahiyat Anabilim Dalı Tasavvuf Bilim DalI, Doktora Tezi I-II, 2003İstanbul

ANNE VE BABAYA ŞÜKRETMEK

Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruhu’l-athar), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: Göksel feleğin hareketinden meydana gelen gezegenlerin ışıklarının unsurlara bitişmesine gelince -ki unsurlar türeyen bütün şeylerin anasıdır-, Hakk onu cennet ehlinin cennette aynı anda bütün eş ve cariyeleriyle duyusal bir tarzda cinsel ilişkiye girebilmelerinin örneği yapmıştır. Nitekim bu birleşmeler de duyusaldır. Bu bağlamda bir geciktirme […]

BESİNLERİ BELİRLEME MERTEBESİNDEKİ HAKİKAT

  Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruhu’l-athar), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: el-Mukit İlahi İsmi Bütün besinleri takdir etmiş olan Kulu için şeriat gönderen el-Mukit O bütün vakitleri takdir edendir Onları yaratmış, meydana getirmiş, rızık kılmış Abdulmukit, Abdurrezzak’ın ikiz kardeşidir; çünkü rızık, rızıklananın besinidir ve artmayan ve eksilmeyen özel bir miktara sahiptir. Başka bir ifadeyle […]

HAZRET-İ MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ (KUDDİSE SIRRUHU’S-SÂMÎ)

Osmânzâde Hüseyin VASSÂF (Kaddesa’llâhu sırrahû)  Efendimiz, Sefîne-i Evliyâ’da anlatıyorlar:   من چه كويم وصف آن عاليجناب نيست پيغمبر ولى دارد كتاب[1] Misbâh-ı esrâr-ı tarîkat, miftâh-ı envâr-ı hakîkat, nev-şuküfte-i gül-i gülzâr-ı ma’rifet bedreka-ı makâmât, âyîne-i kerâmât, sohbet-i velâyet-i (ولايخافون لومة لائم)[2], rûşen-i çeşm-i hidâyet “kalbuhû leyse bi-nâim”, sâki-i cezbe-i kayyûmî ve mahrem-i bâr-gâh-ı kurb-ı deyyûmî. Hz. […]

ŞEYH MUHAMMED NİYÂZÎ-İ MISRÎ (kuddise sırruhu’l-celî) ve MISRİYYE-İ HALVETİYYE

Osmânzâde Hüseyin VASSÂF (Kaddesa’llâhu sırrahû)  Efendimiz, Sefîne-i Evliyâ’da anlatıyorlar:   /72/ Şeyh Muhammed Niyâzî-i Mısrî Eâzım-ı evliyâu’llâhtan bir pîr-i rûşen-zamîrdir. Gül-zâr-ı Halvetî’nin nâdir yetiştirdiği güllerdendir.               O bi’smi’llâh ile çekmiş alem-i erbâb-ı îmâna               Cemî’-i kudsiyâna muktedâdır Hazret-i Mısrî               Bütün erbâb-ı irfâna tasarrufda müsellemdir             Celîs-i taht-ı kutbiyyet-fezâdır Hazret-i Mısrî   […]

CENÂB-I PÎR-İ DEST-GİR EBÛ’L-ALEMEYN SEYYİD AHMED er-RUFÂÎ (Kuddise sırruhu’l-alî)

Osmânzâde Hüseyin VASSÂF (Kaddesa’llâhu sırrahû)  Efendimiz Sefîne-i Evliyâ’da anlatıyorlar: /167/ Şeyh Hayrullâh Tâceddîn-i Rufâî’nin medhiyyesi:   Hazret-i Gavs-ı Rufâî zübde-i âl-i Rasûl Meslek-i zî-şânına hâdim olan pür-nûr olur Şedd olup bağla belin erkân-ı pîre Tâciyâ Hürmetine ceddinin cürmün senin mağfûr olur Silsile-i tarîkat-ı aliyyeleri ber-vech-i âtîdir:   – Serdâr-ı evliyâ vü asfıyâ Hz. İmâm Ali […]

GAVS-I A’ZAM SULTÂN SEYYİD ABDU’L-KÂDİR-İ GEYLÂNİ (Kuddise sırruhu’l-ekrem) HAZRETLERİ

  Osmânzâde Hüseyin VASSÂF (Kaddesa’llâhu sırrahû)  Efendimiz Sefîne-i Evliyâ’da anlatıyorlar:   Âlimu’r-rabbânî ve’l-heykelü’n-nûrânî, gavs-ı a’zam, Muhyiddîn Ebû Muhammed b. Ebî Sâlih b. Cengî-dost eâzim-i evliyâu’llâhtan pîr-i tarîkattır. Tarîkat-ı aliyye-i Kâdiriyye zât-ı âlî-i gavsiyyet-penâhîlerine mensûbdur. Neseb-i şerîfleri, peder-i mükerremleri cihetinden Hz. Hasan ve vâlide-i mukerremeleri cihetinden Hz. Hüseyin (Radıya’llâhu anhumâ) efendilerimize müntehî olur ki, teberrüken ve […]

HZ. PÎR MUHAMMED BAHÂEDDÎN ŞÂH-I NAKŞIBEND (kaddesa’llâhu sırrahû)

Hz. Mevlânâ Mesnevî-i şerîfte kerâmeten buyurur : تو نقش نقشبندانرا چه دانی تو شکل پيکر جانرا جه دانی   نقشبندانند در جو فلك کارسازانند بهر لی و لك[1] Müstakîm-zâde Mecelletü’n-Nisâb‘da buyurur : إن الشيخ بهاء الدين توجه إلى الحج مع خليفته الثانى خواجه محمد پارسا وأرسل من نصف الطريق مريديه المرافقين مع پارسا وتنجى عنهم […]

NİSBETİN ANA’YA OLMASI DAHA DOĞRUDUR

  Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruhu’l-athar), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: ELLİ İKİNCİ BÖLÜM Keşif Sahibinin Ulvî Âlemden Şehadet Âlemine Kaçmasının Nedenini Bilinmesi. Bedeni hakkın da korkan herkes Hakkı açık ve alenî görememiştir Onu gördüğünde kendisini görürsün: Bedenleri arzulayarak oluşa dönerken. Cesuru ise, gelmiş ve öne çıkmış görürsün Korkakların kendisinden kaçtıkları şeye atılırken. Allah […]

NAMAZ YÜRÜMEKTİR

Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruhu’l-athar), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: YİRMİ YEDİNCİ BÖLÜM ‘Ulaş, Ben de Sana Kavuşmaya Niyetlendim’ İfadesinin Muhatapları Olan Kutupların Bilinmesi. Bu, Nurânî Alemden Bir Menzildir. Işık olmasaydı, gözler ulaşamazdı Görülen şeylerin varlığına, ve onları göremezdi Hakk olmasaydı, akıllar ulaşamazdı İşlerin hakikatlerine, ve onları anlamazdı Akıllara kendilerine yabancı ve zıt zatlar […]

DUA’NIN EMİRLE İLGİLİ İLİŞKİSİ

Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (Kuddise sırruhu’l-athar), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Bize mülk olarak dönen bir mülke şaşırdım Öyle bir hükümdardan ki, sahip olduğu şeyin mülkü olmuştur Bu, mülkün mülküdür, şayet şiir söyleyeceksen Bizim saçılmış inci gibi olan ilmimizden. Hakkın varlığından mukaddes bir ilim al Dileyen senden o bilgiyi alsın diye İlimlerde […]

TEHECCÜD KILMIŞ OLMAK İÇİN

Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruhu’l-celî), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: ON SEKİZİNCİ BÖLÜM Teheccüd Kılanların İlminin Bilinmesi ve Onunla İlgili Meseleler. Bu ilmin İlimler Mertebesindeki Değeri Teheccüd (gece namazı) ilmi gayb ilmidir; Gözün menzilinde ne hissedilir ne görülür. Tenezzül onu verir ve onun       Kendiliğinde mertebeleri vardır ki, onunla suretleri aşar. Yaratanı onu miraca davet […]

KULUN GERÇEĞİNDEKİ BİLGİLER

Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruhu’l-celî), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki: SEKİZİNCİ VASIL Cömertlik Hâzinelerinden: Kul Gerçekte de Yaratanın Mertebesinden Sonra Gelir Cömertlik hâzinelerinden birisi de bitirdiğimiz vasılla ilgilidir. Bu konu kulun gerçekte de Yaratanın mertebesinden sonra gelmesidir. Kulun bu gerçeği görmesinin önüne Allah Teâlâ’nın onda yarattığı gaflet, unutma ve yanılma perde olur ve efendilikte […]

ARİFLERİN BİLDİĞİ SIRLARDAN: ŞEYTANIN ELÇİLİĞİ

Hz. Şeyhu’l-Ekber Muhyiddîn-i Arabî (Kuddise sırruhu’l-athar), Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurdu ki:   BEŞYÜZ ONDOKUZUNCU BÖLÜM Menzili ‘Allah Teâlâ’ya ve peygamberine size hayat verecek bir işe çağırdıklarında icabet ediniz’ Ayeti Olan Kutub’un Halinin Bilinmesi Çağrıldığında icabet et, çünkü seni çağıran Allah Teâlâ Allah Teâlâ seni sana vermek için çağırmakta Sen zenginsin, verilenden ihsan et! Hakka muvafık […]