TUZSUZ TAŞ YALA DUR

  Hiç gereği yokken hayatına girer insanlar. Şems-i Tebrizi… niye gelirler… büyük görürler alışınca… n’enki o da bizim gibi söylemekten çaresiz… düşüncesiz…neden gitti… neden geldi… bilinmesiz   kör gözlü karınca kanatlandı…havaya kartallar yüksek uçar bir kuş …bir böcük… ortağında  uçar bir karınca…  kırgın yol olur … kırılır kanatları gör… düşmeye…kartal neden suçundur   taş yalama… […]

YOLUMUZ HAFIZ YOLUDUR… DEDEMİZDEN

  Hafız Divânı Şirâzi   304. t Sevgili, yaralı gönlümle dudağının arasında tuz-ekmek hakkı var. dudağın, gönlümün yarasına nice defalar tuz ekti. Bu hakkı koru, gözet, ben gidiyorum, artık Allaha ısmarladık ! Sen, Melekût âleminde, meleklerin daima anıp durduğu temiz bir gevhersin. Melekler, seni daima hayır dua ile anmaktalar. Ihlâsımda şüphe varsa bir sına, mihenge […]

ACZİYETİMİ İFADE EDEN HİKÂYEMDEN İBARETTİR

“maruzat”  maruzatımdır, makamına alırda okursun… ulaşırsa eline geçmişin hikayesi… dinlemek zordur bitmişin tekrarını bilmek… faydasız günlerimi yad ederken geleceğimi de bildirmeden sözümü bir dinlesen diye… itiraz edemem   geceler… yürüdüğümüz o yollar sular altında, geçilmez oldu… köprüsüz dinlendiğimiz ağaç ise kimler uğruna feda edildi. seninle dünyada bir yer kalmadı bendeki bir kalpten gayri. o da […]

KIRILMIŞ KADEHİM

  ezelden aşkın kölesiyiz duyduk ki iyilik  şarabı sunuyormuşsun esirgeme …gönülden yerimiz meyhâne köşesi çölün bağrındayız… laf değil söylediğimize aldırmazsın… bizimkiler nasıl olsa…efsane aşk sarayında meleklerin ruhlar tavaf eder …mukaddes evini kalmadıysa bizde aşk ile muhabbet varsa bir kalp var … dünyası paramparça meclisini az ışıtsaydın yaramızı görseydik yine karanlıkla, ateşle mi korkutacaksın gör… diyorsun… […]

ONU SEVDİM  

  her şey… olmuş ve oldu onun emriyle… alnıma… kalem yazdı … sevmekliği can bedende durdukça dokuz sema ve ötesi mümkün değil… dönemem sevdim ben ezeli aşkıma şahit olun… vaktin çılgın âşığını görün ferhat ve mecnun… ruhuna rahmet okurlar…. el fâtiha… âlem bir yana … ben bir yana gitsem…yine de yüz çeviremem… pervaneyim…aydınlığa… bilen bilmeyen, […]

HAFIZ SADETTİN KAYNAK-Bestekar

Ailesi Cumhuriyet döneminin, hatta XX. yüzyılın en büyük Türk bestekârı (Tanrıkorur, 2004, 256) kabul edilen Sadettin Kaynak, Müderris bir babanın oğlu olarak 1895 yılında İstanbul’da, Taşkasap’ta Lütfipaşa mahallesinde doğmuştur (Özalp, 2000, II, 228; Öztuna, 1990, I, 435; Şen, 2003, 11). Kaynak’ın soy geçmişi, İran ile Irak arasındaki bir bölgede yaşamış küçük bir Türk topluluğuna kadar […]

AŞKINA GÜL

    ey gülüm… gülsün gülmek yaraşır… dalında öter bülbül görmek ister… gülsün hasretinle inler…dinmez efganı iptila ve halinin fenası duymaz mısın sesini kimse… bilmezdi kalbini her gün sonsuz bir acı içinde nasıl incinir ve ağlar ruhuna seni bildiği günden beri   toprak… gülüm kokar … uçsam diyarına… kuş olup koklasam… bin ah çeksem… bir […]