FUTUHAT

  BODRUM’un ŞİKÂYETİ VE MİNA’nın KURBANI Muhyiddin İbn Arabî kaddesellâhü sırrahu’l azîz, Futuhât-ı Mekkiyye’sinde beyan buyurduğu hikmetlerden ŞİKÂYET EDİLMEDEN Herhangi bir yerde Allah Teâlâ’ya karşı bir günah işlediğinde o yeri terk etmezden önce bir ibadet yapman gerekir! Böyle yapınca o mekân aleyhine şahitlik edeceği kadar lehinde de şahitlik eder. İbadeti yaptıktan sonra oradan ayrılabilirsin. Aynı […]

ESRÂR

  ŞÂH MUHAMMED MA’SÛM ÖMERÎ kaddesellâhü sırrahu’l azîz Hindistan velîlerinden. İsmi Şâh Muhammed Ma’sûm Ömerî bin Abdürreşîd Sâhib bin Ahmed Saîd’dir. İmâm-ı Rabbânî kaddesellâhü sırrahu’l azîz hazretlerinin torunlarındandır. 1846 (H.1263) senesinde Delhi’de Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin dergâhında doğdu. 1922 (H.1341) senesinde Mekke-i mükerremede vefât etti. Babasının yanına defnedildi. Küçük yaşta Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Zâhirî ilimleri dedesinin […]

SALÂT-I VİRDİ-Ü NÛR-ÜL ARABÎ

  [Mevlâna ve Seyyidinâ Muhammed Nûr’ul-Arabî Kaddesellâhü sırrahu’l âlî Efendimizin Sâlât-ı Virdiyyesi]  بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ   الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه وسلم اجمعين     اَللهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ  فِي جَمِعِ الْمَظَاهِرِ اَلَّذِى هُوَ هَيُولاَهَا  وَ اَوْجَزَهاَ وَ اَنْـقَاهاَ وَ اَطْنَبِهاَ وَ اَرْقَاهاَ وَعَلَى الِهِ وَ صَحْبِهِ […]

NİMET

  MÜ’MİNLER CENNET NİMETLERİNİ KALPLERİNDE VE KAFALARINDA CANLANDIRIP ONU DÜŞÜNÜRLER Abdullah bin Mübarek rahmetullahi aleyh anlatıyor. Şeyhim Abdülaziz Debbağ kaddesellâhü sırrahu’l âlî Hazretleriden işittim, (Allah Teâlâ ondan razı olsun) buyurdu ki: — Doğrusu müminler cennet ni’metlerini akıllarına getirip gönüllerine doğru çekerler, cennet ile ve Allah’ın onlara orada hazırladığı şeylerle ferahlık duyarlar. Velî olan zata gelince, […]

TASAVVUFİ MESELELER

  Soru 53 : ……. tasavvuf bilgiyi nasıl görüyor? Tasavvuf bilgiye düşman değildir. Hattâ yakıyn derecelerinin ilki, bilgiye dayanır. Ancak bilginin vehmi arttıracağı, şüpheyi uyandıracağı, insana bir varlık, benlik vereceği düşüncesiyle bilgiyi bir gaye değil, bir vasıta olarak kabul eder. Burada, aklımıza gelen bir iki şeyi, konuyu tam aydınlatması bakımından hikâye edeceğiz; Son zamanın kudretli […]

ŞEYH AHMED HÜSÂMEDDÎN-İ DAĞISTÂNÎ

  HAYATI ve HAKKINDAKİ BİLGİ[1][1] 1264 senesi Rebîu’l-evvelinde (Şubat-Mart 1848) Ban vilâyeti’nin – Dâğistân’da – Rukkâl şehrinde zînet-sâz-ı âlem-i şuhûd olmuştur. Pederleri Seyyid Saîd b. Seyyid Sefer b. Seyyid Haydar b. Seyyid Hasan b. Seyyid Kâsım b. Seyyid Muhammed b. Seyyid Dâvûd b. Seyyid Ca’feri es-sâlis b. Seyyid Muhammed Zâhid b. Seyyid Mûsâ Kâzım es-sânî […]

SARAY VE ŞAİRİ

  Hzl: Abdülbaki GÖLPINARLI Hayat daimi bir oluştur ve yaşayan, her an kendi kendisini imal etmektedir. Kaya gibi yerinde duran, nabzı bile atmayan, kaynayıp, taşmayan, köpürüp coşmayan, hayat ve hayatiyet eseri göstermeyenlere şu kadarcık bir sözüm var: Siz, durduğunuzu sanıyorsunuz ama zaman akıyor ve siz de bu akışın içindesiniz.   Yüzyıllar önce: Saadetlü padişah, ölmeden […]