YEŞİL SAPLI KIRMIZI ÇİÇEK- RAFAEL ALGRANATİ

Eğitimcilerin Okuması Gereken Bir Hikaye  İZMİRCE   r.algranati@gmail.com 30 Aralık 2015 *** Bir zamanlar ilk defa okula başlayan minik bir çocuk varmış. Birinci gün annesinin elinden tutarak heyecanla okuluna gitmiş. Kendisi ne kadar minikse okul bir o kadar büyükmüş. Kalabalık ve gürültüden ürken çocuk, annesinin ana giriş kapısının hemen karşısındaki sınıfını göstermesi ile biraz rahatlamış. Birkaç da arkadaş edinince […]

ASLAN İLE KARINCA

Rafael ALGRANATİ İZMİRCE   r.algranati@gmail.com 27 Mayıs 2015 Yurt dışında bir sahil kasabasında yaşlı bir karı kocanın işlettiği küçücük bir dükkân. Her sabah saat 10’da açıp, öğlen 13.00 gibi kapatırlar. Bir kafe. Müşterilerine sundukları 3-4 çeşit kahve ile sabah erkenden evde pişirdikleri ve işe gelirken yanlarında getirdikleri üç çeşit ağızda eriyen kruasan. Masasından sandalyesine, fincanından tabağına her şey sıradan. Adamcağız […]

SABIR, SEBAT VE UMUT

Rafael ALGRANATİ İZMİRCE 26 Şubat 2014 (…) “Canımın direği, Bakma bugünkü dağların ak karına! Gün gelip güneş daha sıcak doğacak ve eriyecek buzlar. Delecek toprağı otlar, sürgün verecek yine kuru görünen ağaç dalları. Uyanan toprağın yüzünü tırmalayacak umut kazmaları. Yurt dediğin nedir oğul? Doğduğun yer mi? Doyduğun yer mi? Bir yere yurt diyebilmen için önce doğmalı sonra doymalısın […]

Değer vermek… Değer bilmek…Rafael ALGRANATİ

 İZMİRCE   r.algranati@gmail.com 22 Eylül 2010 Adamın biri her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sorarlarmış: “Ne gördün?” Adam her defasında “Dünya güzeli denizkızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı.” dermiş. Bir gece, yine tek başına deniz kıyısına vardığında gerçekten dünya güzeli kızları görmüş. Hem de altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış hayal ettiği […]

Duyguların ifadesi- Rafael ALGRANATİ

İZMİRCE r.algranati@gmail.com 27 Kasım 2013 İlişkilerimizi şekillendiren, renk veren, derinlik ve anlam kazandıran en önemli etken duygularımızdır. Sevgilerimizi, aşklarımızı, üzüntülerimizi, sevinç ya da kızgınlıklarımızı benliğimizde istem dışı gelişen bu duygular oluştururlar. Bunları kontrol etmek aslında oldukça güçtür. Çoğu zaman özel bir çaba ve deneyim gerektirirler. İki yaşındaki bir çocuğun, elinden oyuncağını zorla çekiştirerek alan bir yaşıtına öfkelenerek […]

TABÎB-İ HÂZIK

Hastayım derdime ilaç arıyorum, diyen bir dostum ileriki şehre bir yolculuğa çıkmıştı. Çok uzun zaman geçti. Biz derdini değil, onu bile unutmuştuk. Günler sonra gelince gördük ki, pul pul dökülen cildi, saçkıran olmuş başı, sedefe benzer bedeni gitmiş, yerine yirmilik taze fidan gibi gelmişti. Sorduk ne soruşturduk, nasıl bir tabîb ki “seni seni ayparçası gibi […]

VARLIK VE YOKLUK ARASINDA KALMAK

Nasreddin Hoca, bir gün vaazetmek için kürsüye çıkar: —        Ey müminler, ben size ne söyliyeceğim, bilir misiniz? Der. Cemaat: —        Hayır, bilmeyiz. Demeleriyle Hoca: —        Siz bilmeyince ben ne söyleyeyim? Diye kürsüden iner, gider. Yine bir güm kürsüye   çıkıp ayni suali sorunca cemaat: —        Biliriz. Derler. Hoca: —        Mademki biliyorsunuz, o halde benim söylememe ne […]

KONUŞMAKTAN BAŞKA NE YAPTINIZ Kİ?

Hocaya açık bir kadılık bulamadıkları sırada, hoca, hâkimden gölge kadısı tayin edilmesini rica eder. Bu tâbir hoşlarına gittiği için kendisine bir oda göstererek gölge kadısı yaparlar.  Bir gün hâkime müracaat eden birisi, bir adamdan davacı olduğunu söyler. Hakim: —        Hakkın nedir? Bu adamdan ne istersin? Deyince, dâvacı anlatır: —        Bu adam, birisine otuz çeki odun […]

YEŞİL YAPRAK ARASINDA KARA TAVUK KIZILBURNU

Zamanımızda  kendini şair sanan herzegûluklarına ithafen Hoca, bir gece yatarken: —        Aman karı kalk mumu yak, hatırıma parlak bir mısra geldi yazayım^ der. Hatun hemen kalkıp mumu yakar,   divit kalem getirir. Hoca, itina ila yazar, mumu söndürüp yatmak isteyince karısı sorar: —        Canım efendi, böyle gece yarısı özene bezene yazdığını bir okusana bakalım. Hoca, şöyle […]

HAZRETİ İSÂ İÇİN KURULAN MERDİVENLE

  Hz. İsâ aleyhisselâmı gökten indiren oryantalist kafa, Hz. Rasûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellemin miracını neden inkâr eder ki? Birkaç papaz Hocaya müracaatla bir müşkülleri olduğundan bahsederek sorarlar: —        Şirin Peygamberiniz mi’raç için gökyüzüne nasıl çıktı? Deyince, Hoca şu cevabı verir: —        Sizin Peygamberiniz Hazreti İsâ için kurulan merdivenle.   Kaynak: Hakim A. Refik Gür, […]

NE DESEN BAŞIN BELADA ZAMANI

496-Fıkra Bir vakit Anadolu’yu şiddet-i siyâsetiyle dehşete ilkaa eden Temürlenk Anadolu’da her uğradığı şehrin ‘ulemâ ve ‘urefâsını çağırtıp: “Ben ‘âdil miyim, zâlim miyim?” diye sorarmış. ” ‘Adilsin.” diyeni de kesermiş, “Zâlimsin.” diyeni de kesermiş. Aciz kalmışlar. Hoca merhumun sıytı o taraflara şâyi’ olmağıla halk mürâca’at edüp: “Aman, Hoca Efendi! Bu işe senden başka kimse bir […]

ÇOK TAKİPÇİM VAR DİYE SEVİNEN BLOGCULAR

Takibi kaldırınca göreceksiniz ki, bloğunuzu takip eden bir kişi çıkarsa elini öpüp başınıza koyun. 232. Fıkra    Temürleng, ordusundaki fillerden bir  tanesini Akşehir’e getirtmiş. Fakat kasabalı, bu hayvanı beslemekten âciz kalmışlar. Hoca’ya başvurup “aman Hoca” demişler; “bu adam seni dinler, lütfet, bir git, yalvar da şu fili başımızdan alsın.” Hoca “olur amma” demiş, “bu zâlim adama […]

BU HİKÂYELER NEYİ ANLATIYOR ?

1 Beş Maymun Kafese beş maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde çok soğuk suyla ıslatılır, bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar, bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından […]

GÖZÜMÜZE IŞIK VERİR MİSİN ALLAH’IM

Hazreti Ali Kerremallâhü Veche Efendimiz zamanında Basra valiliği de yapan Ebû Amr Osmân ibn-i Huneyf (v. 661), Ensâr’dan sabırlı, cesur, âdil; bir mübarek sahâbî. Resul-i ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem hazretlerinden sadece bir hadis-i şerif nakletmiş, işte o kutlu sözler:  İki gözü görmeyen a’ma bir zat,  huzur-u saadete gelerek Peygamber Efendimiz’den (aleyhi ekmelittehaya sallallahu aleyhi ve sellem […]

GİZLİ DİL ve DÜNYASI

Dil, bir toplumun temel taşıdır. İnsanların varlığını sürdürmesi dil ile olur, uygarlıkların kurulması dil vasıtasıyla olur. İnsanın hayat mücadelesini kazanması yine dil ile kurulur. Dil, bireyin kendini ifade etmesidir. Dil, insanın meramını, isteğini, sevincini, üzüntüsünü, aşkını, ayrılığını, ölümünü dile getirmesidir. Bir milletin var olabilmesi ancak dil sayesinde olur. Dil olmazsa toplum olmaz, toplum olmazsa dil […]

ARAPÇADAN TÜRKÇEYE TERCÜME HATALARI

Not: Okunması gereken bir makale İlyas KARSLI*   Özet: Tercüme, bir metni bir dilden başka bir dile aktarma işlemidir. Bu aktarım bir takım kurallar ve diller arasındaki benzerlikler ve zıtlıklar üzerine bina edilir. Tercüme faaliyetlerinin ne zaman ve kim tarafından başlatıldığı bilinmemektedir. Çevirmen, çevirdiği metindeki bütün kelimeleri bilmek zorundadır. Fakat bu da çeviri için yeterli […]

FAULTS (2014) Hatalar

Yönetmen: Riley Stearns   Senaryo: Riley Stearns      Ülke: ABD Tür: Dram, Gerilim Süre: 89 dakika Dil: İngilizce Müzik: Heather McIntosh  Oyuncular:    Leland Orser , Mary Elizabeth Winstead,    Chris Ellis, Lance Reddick Özet “İnançlar, Tarikatlar Ve Zihin Kontrolü”  Claire, Faults isimli gizemli bir tarikata üye olur. Kızlarını geri kazanmak isteyen aile, akıl kontrolünde dünyanın en saygın insanlarından […]

TERCÜME/ÇEVİRİ NASIL YAPILIR? “PRATİK TERCÜME METODU”

Herhangi bir yazıyı diğer bir lisana tercüme etmek; o lisanda ifade edilmiş olan fikirleri hiç değiştirmeden ve ilave veya noksan yapmadan diğer bir lisana çevirmek demektir. Şu halde, bir cümlenin tercümesinde esas olan şey, kelimelerin aynen ve cümlenin şeklen tercümesi değil ; ifade edilen mânanın aynen tercümesidir. Tercüme edilen bir yazı, aslına tekrar çevrildiği zaman, […]

HİPNOTİZM

Hzl: Ali Nahit BABAOĞLU ÖNSOZ Mesmerizm, Manyetizm ve Hipnotizm sözcükleri gerçekte tümüyle eş anlamlıdır. Psikiyatri ve psikolojinin en gizemli ve ilginç bir alanını oluşturan bu alanın bu üç adından birincisi, yani Mesmerizm, tarihte bu yöntemi geliştirmiş ve uzunca bir süre de bu yöntemle tümden özdeşleşmiş olan çok ilginç bir kişiliğin, Franz Anton Mesmer’in (1734-1815) adından […]