ABD’de bir askeri okulda ders olarak anlatılan HOROZ VE TİLKİ HİKÂYESİ!

  “Öğrenciler sınıfta hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.  Filmin adı “Küçük Tavuk”.  Bir kümes var. Kümeste birçok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor.  Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor.  Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, […]

TABÎB-İ HÂZIK

Hastayım derdime ilaç arıyorum, diyen bir dostum ileriki şehre bir yolculuğa çıkmıştı. Çok uzun zaman geçti. Biz derdini değil, onu bile unutmuştuk. Günler sonra gelince gördük ki, pul pul dökülen cildi, saçkıran olmuş başı, sedef hastası olmuş bedeni gitmiş, yerine yirmilik taze fidan gibi gelmişti. Sorduk… ne soruşturma, nasıl bir tabîb ki “seni seni ayparçası […]

TOPRAĞIM, AYNA MI OLDUN?

    Tekkede çirkin yüzlü bir derviş vardı. Geçirdiği günleri çekilir de değildi. Arkadaşları onu hiç sevmediler, sonunda tekkeden kovuvermişlerdi. Dervişin son sığınağı, tekkede kapılarını kapatmıştı. Sohbetlerinde merhametten, sevgiden, aşktan bahseden şeyh, bu duruma görmezden gelmişti. Derviş, ” Allahım, hiç acımadın mı? Sevgi nişanesi dediğin dostların dahi bana sahip çıkmadı ve kovdular” diyerek dağlana dağlana […]

YEŞİL SAPLI KIRMIZI ÇİÇEK- RAFAEL ALGRANATİ

Eğitimcilerin Okuması Gereken Bir Hikaye  İZMİRCE   r.algranati@gmail.com 30 Aralık 2015 *** Bir zamanlar ilk defa okula başlayan minik bir çocuk varmış. Birinci gün annesinin elinden tutarak heyecanla okuluna gitmiş. Kendisi ne kadar minikse okul bir o kadar büyükmüş. Kalabalık ve gürültüden ürken çocuk, annesinin ana giriş kapısının hemen karşısındaki sınıfını göstermesi ile biraz rahatlamış. Birkaç da arkadaş edinince […]

ASLAN İLE KARINCA

Rafael ALGRANATİ İZMİRCE   r.algranati@gmail.com 27 Mayıs 2015 Yurt dışında bir sahil kasabasında yaşlı bir karı kocanın işlettiği küçücük bir dükkân. Her sabah saat 10’da açıp, öğlen 13.00 gibi kapatırlar. Bir kafe. Müşterilerine sundukları 3-4 çeşit kahve ile sabah erkenden evde pişirdikleri ve işe gelirken yanlarında getirdikleri üç çeşit ağızda eriyen kruasan. Masasından sandalyesine, fincanından tabağına her şey sıradan. Adamcağız […]

SABIR, SEBAT VE UMUT

Rafael ALGRANATİ İZMİRCE 26 Şubat 2014 (…) “Canımın direği, Bakma bugünkü dağların ak karına! Gün gelip güneş daha sıcak doğacak ve eriyecek buzlar. Delecek toprağı otlar, sürgün verecek yine kuru görünen ağaç dalları. Uyanan toprağın yüzünü tırmalayacak umut kazmaları. Yurt dediğin nedir oğul? Doğduğun yer mi? Doyduğun yer mi? Bir yere yurt diyebilmen için önce doğmalı sonra doymalısın […]

Değer vermek… Değer bilmek…Rafael ALGRANATİ

 İZMİRCE   r.algranati@gmail.com 22 Eylül 2010 Adamın biri her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sorarlarmış: “Ne gördün?” Adam her defasında “Dünya güzeli denizkızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı.” dermiş. Bir gece, yine tek başına deniz kıyısına vardığında gerçekten dünya güzeli kızları görmüş. Hem de altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış hayal ettiği […]