AŞK VEYA ZİYAFET- Semiha Cemal

Mütercim: Semiha CEMAL ÖN SÖZ Bilmenin tahattur [Hatırlamak ] etmek demek olduğunu hatırına getiren bir kimsenin Eflâtun’un fikrini, bu (ziyafet) ve ya (Aşk) ta olan tasavvufî parlaklığı, kendi ruhunda tasavvur etmemesi mümkün değildir. Ölümün ayırdığını birleştirenin, her mahvolanı tekrar yapanın, her ayrılanı bitiştirenin, her zafa duçar olana tekrar derman verenin ve âdemden bu mevcudu zuhura […]

ALKİBYAT [Eflâtunun Külliyatından]- Semiha Cemal

  Maurice Croiset’den tercüme edilmiştir Mütercimi: Semiha Cemal, İstanbul Kız Muallim Mektebi Ruhiyat Muallimi 1932   Bu hatip, büyük humandan [insan, beşer] Alkibyat, Yunanistanın bu devlet adamı kablelmilât (M.Ö) Atina’da 450 senesinde tevellüt etmiştir, meşhur (Alcmeonide) lerin neslinden idi. Bitynie’de 404 te vefat etmiştir. Pek küçük iken yetim kalan Alkibyat, amcası Pericles tarafından yetiştirilmiş ve […]

KEVİS’İN TABLOSU-[HAYATI BEŞER]-Semiha CEMAL

Commelin’den tercüme edilmiştir Mütercimi: Semiha Cemal, İstanbul Kız Muallim Mektebi Ruhiyat Muallimi 1932 ÖNSÖZ (Thebes) şehrinin Rum feylesofa olan (Kevis), milâdı Isa dan beş asır evvel yaşıyordu, kendisini (Phedon)un muhatapları arasına ithal eden sebep, Eflâtunun dostu ve şakirdi olması idi. Tablosu, o sâri içinde elimize geçen bir tek eseridir. Tatta bu tablo bazı mütebahhirler tarafından […]

APOLOJI (Savunma)-METHİYE VE KRİTON VAZİFE-Semiha CEMAL

hzl: Maurıce Croıset- Semiha CEMAL Fransızcadan Tercüme Eden İstanbul Kız Muallim Mektebi Ruhiyat Muallimi-1932   SOCRATE IN APOLOJISİ METHİYE BİRİNCİ KISIM SOCRATE’IN MUDAAFANAMESİ Atinalılar, üzerinizde müddeilerimin ne tesir hasıl edebildiğini iyice biliniyorum. Bence hitabeleri o kadar mukni idi ki, onları dinlerken az kaldı kim olduğumu unutuyordum. Maamafih mübalâğasız söylüyorum ki, onlar doğru olarak tek bir […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 6. BÖLÜM

12 Deniz seyahati sakin geçti; Mısrî, Azbî Çavuş’la ve kendisini merak eden yolculardan bir kısmı ile bol bol sohbet etti. İnsan hakkında, İslamiyet ve Osmanlı hakkında bol bol konuştu, Osmanlının, kendisinin yetişemediği parlak devirlerinden bahis açtı. Öfkeden ziyade hüzün vardı konuşmalarında. İstek üzerine bazı şiirlerini okudu onlara. Bir hasta kadını, nefesi ile iyileştirdi. Birçok deniz […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 5. BÖLÜM

  10 Mısrî yine yürüyordu, bu kez o kadar neşeli değildi… Omuzunda irşat sorumluluğu, gönlünde ayrıldıklarının özlemi, ağzında buruk bir tat ve midesinde bir kavuran burkuştu; yürüyordu… üzün yıllardan beri içindeki bütün şiirleri ezbere bildiği, kendisine Derviş Ağa’sının armağanı olan Yunus Divanını, Süleyman’a hediye etmişti. Şimdi heybesinde yine birkaç parça çamaşır, şiir defteri, Uşaktaki pirdaşı […]

“BUKAĞI” Niyâzi-i Mısrî kaddesellâhü sırrahu’l âlî 4. BÖLÜM

  8 Sinan Ümmî hançeri aldı eline ki, ne aldı… Bir taraftan manevi eğitim alırken Mısrî, üstüne pek çok da beden işi yüklendi. İlk şeyhi Hüseyin Efendi, onu virdinde çekmesi lazım gelen yedi Allah isminin İkincisine geçirmişti. Sinan Ümmî onu tekrar birincisine, “La ilahe illallah”a döndürdü. Mısrî aynı zamanda öğrenci okutuyor, şeyhin iki oğlundan biri […]