GÜNDEM


KELEBEĞİN SEÇİMİ

Böcek takımının altında bulunan pulkanatlılar familyasından olan kelebekler (Lepidoptera) 150.000 kadar türleriyle dünyanın hemen her bölgesinde ve özellikle en çok türün görüldüğü tropikal alanlarda yaşarlar. Dünyada yaygın olarak bulunan bu narin canlı ta insanlığın başından beri dikkatleri çekmiştir. Güzellikleri, tırtıldan kozaya, kozadan kelebeğe olan şaşırtıcı başkalaşımları, 24 saatlik ya da 2-4 haftalık kısa yaşam süreleriyle insanlık tarihinde nice efsaneye konu olmuş, güçlü bir sembol olarak karşımıza çıkarlar.

Kelebeklerin Yaşam Döngüsü

Kelebeklerin (ve güveler) yaşam döngüsü 4 aşamadan oluşur. Dişi ile erkek kelebek çiftleştikten sonra;

1. Yumurta Dönemi (Egg): Yaşam döngüsün ilk aşaması yumurtadır. Dişi kelebek yumurtalarını bir yaprağa bırakır. Yumurtaların büyüklüğü bir iğne başı kadardır. Dişi kelebeğin yumurtalarını bir yaprağa bırakma sebebi tırtılların sürekli yemeğe ihtiyaçları olmasındandır. Yumurtalar birkaç gün içinde kırılmaya başlar.

2. Tırtıl Dönemi (Larva): İkinci aşama tırtıl dönemidir. Yumurtalardan çıkan tırtıllar yaşamlarını yaprak yiyerek geçirirler. 12-14 gün içinde büyürler. Büyümeleri sırasında birkaç kez deri değiştirirler.

3. Krizalit Dönemi (Pupa): Üçüncü aşama krizalit dönemidir. Bu dönemde tırtılların derisi kalınlaşır. Tırtıl kendisini bir yaprağın sapına baş aşağı asarak krizalit (koza) denen bir kabuk oluşturur. Kelebek olmadan önceki bu üçüncü aşamayı bu kabuğun içinde geçirir. Bu aşama 1 hafta kadar sürer.

4. Kelebek Dönemi : Yaşam döngüsünün son aşamasında artık yetişkin bir kelebek olmuştur. Kelebek kozadan çıktığında nemli ve buruşuktur. Kozasından aşağı sarkık vaziyette durarak kanatlarına kan pompalar. Kuruyup uçabilmesi için iki saate ihtiyacı vardır.

Antik çağlarda, örneğin Eski Mısır’ın Teb kentinde M.Ö. 3500 yılına ait duvar resimlerinde bile kelebekler görülür. Birçok kültürde baharın habercisidir onlar, bir başka deyişle doğanın yeniden doğuşunun müjdecisi…

Amerikan yerlilerinin kelebeklerin oluşumuyla ilgili efsanesi niçin umut ve sevinç kaynağı olduklarını çok iyi anlatır.

Papago efsanesine göre ulu yaratıcı, yaşlanmanın çocukların kaderi olduğunu fark edince çok üzüldü ve çeşitli kaynaklardan güzel renkleri büyülü bir heybede toplayıp çocuklara hediye etmeye karar verdi. “İçine bir tutam güneş ışığı, gökyüzünden bir avuç dolusu mavilik, mısır tozunun beyazı, oynayan çocukların gölgesi, güzel bir kızın saçlarının siyahlığı, düşen yaprakların sarısı, çam yapraklarının yeşili ile etrafındaki çiçeklerin kırmızısı, mor ve turuncusunu toplayıp hepsini doldurmaya başladı.”

Çocuklar heybeyi açınca içinden rengarenk kelebekler çıktı. Hayatlarında böyle güzel bir şey hiç görmemiş olan çocuklar, üstelik kelebekler şarkı da söylediği için büyülenmişlerdi. Oysa kartal , akbaba ve öten kuşlar kelebekleri kıskanmıştı, hem güzel oldukları hem de şarkı söyleyebildikleri için Tanrıya şikayet ettiler. Böylece ulu yaratıcı şarkı söyleme yetisini kelebeklerden geri aldı. İşte bu yüzden, kelebekler böylesine güzel renkli ama sessizliğe mahkumdurlar.

Çin’de yeşim taşından bir kelebek aşkın ve evliliğin sembolüyken, Japonya’da ay kürenin içine çizilmiş iki kelebek kadının zarafetini ve sadakatini temsil eder. Antik Yunan’da ise kelebek yeniden doğuşu ve ölümsüzlüğü simgeler.

Yunanlılar çiçekten çiçeğe konan kelebeği, konudan konuya atlayan ruhun huzursuz arayışına benzetmişlerdir. Kelebeğe de ruh kelimesinin karşılığı olan “psyche” demişlerdir. Ruh bilimi olan psikoloji kelimesi de aynı kökten türemiştir.

Kelebeğin geçirdiği başkalaşım, Hıristiyanlıkta ve diğer inanç sistemlerinde ruhun ölümden sonra yeniden dirilişini anlatmak için bir metafor (mecaz) olarak kullanılmıştır. Ondan önce Mısırlılar ve Yunanlılar da kelebeği yeni hayat ve ölümsüzlük sembolü olarak gördüklerinden mezarların içine altın kelebekler yerleştirmişleridir. Aslına bakarsanız, tüm hayvanlar aleminde kelebeğin geçirdiği büyüklükte bir başkalaşım yoktur. Bu başkalaşım insan ruhunun geçirdiği evrelerle bağdaştırılır.

Obur iştahıyla tırtıl, insanların fiziksel gereksinimlerinin ağır bastığı maddesel dünyayı temsil eder. (İslam’da ipek giyilmesinin haramlığı buradan mı geliyor)

Koza tıpkı mezar gibidir.

İçimize dönüp değiştirmek istediğimiz özelliklerimizi düşündüğümüz bir dönemdir.

Düşünce tarzımızda, hayata bakışımızda önemli değişikler yaşarız.

Kozadan çıkan kelebek ise yenilenmiş olarak kendimizdeki bu değişimi özgürce dışarıya vuruşumuzu simgeler.

Artık başka bir perspektiften bakarız dünyaya.

Değişimi istemiş ve kabullenmişizdir.

Bu süreçten kelebek kadar zarif bir biçimde başarıyla çıkarız.

Yunan mitolojisinde kelebek kanatlı güzel bir kız olarak tasvir edilen Psyche’nin(ruh) öyküsü ilk bakışta bir aşk öyküsü olarak algılansa da gerçekte ruhun çetin mücadelelerden zaferle çıkışını anlatır.

Büyüleyici bir güzelliği olan Psyche bir kralın kızıdır. Aşk Tanrısı Eros ona âşık olur. Ancak ölümlülerle ilişkide olması yasak olduğu için geceleri onu karanlıkta ziyaret eder ve kendini görmesine izin vermez. Bir süre sonra merakına yenilen ve sevgilisinin bir canavar olmasından şüphe duyan Psyche eline bir kandil alır ve ona bakar. Gördüğü yakışıklı yüz karşısında heyecanlanır ve kandilinden damlayan yağ ile Eros’u uyandırır. Öfkelenen Eros, sözünde durmadığı için Psyche’yi sonsuza dek terk eder. Psyche’nin güzelliğini kıskanan ve oğlunu baştan çıkardığı için kızgın olan Eros’un annesi Afrodit ise ona başarılması imkansız görevler vererek türlü eziyetler yaşatır. Sevgilisinin ölmek üzere olduğunu gören Eros onu affeder ve Zeus’un yardımıyla ona ölümsüzlük iksiri içirir. Evlenip, sonsuza kadar mutlu olurlar. Tıpkı Psyche gibi insan ruhu da sınavlardan geçerek kendini geliştirir ve Tanrı sevgisine erer.

Sorun Kelebeğin Seçiminde

Kelebeğin kısa ömründe vereceği karar, aşk olsun, dünya olsun hepsi bir an içindir..

Divan edebiyatında kelebek/pervaneyi konu alan temalar aşk ateşinde yok olmayı telmih eder. Ancak bize göre mesele kelebeğin kısacık hayatında kendisine mi, yoksa diğerine (tanrı-dünya-kadın-şöhret-kudret) âşık olup olmamasında gizlidir. Onca çekilen eziyet/pejmürdelik/pespaye/hakaretin hepsi bir günlük hayatın idamesi ve zevkine kavuşmak için miydi? Yoksa?……………

Peki ya, başka daha ne var ki…………..

O’NA DOĞRU

Görünenle yetinirsen eğer, sadece tırtılı bilirsin.
Çirkindir ya tırtıl gönlünü çekmez.

Görünenin ötesine geçmek istersen,
aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan,
kelebeği bulursun karşında.

Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar.

Lâkin gönül gözüyle görürsen eğer, kelebeğe değil, tırtıla sevdalanırsın…

Hz. Mevlâna kaddesellâhü sırrahu’l azîz

Yazabilirsin

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s